Birinci Dünya Savaşı'nda biz bir vatan ve millet olduğumuzu ispat ettik. Vatan için savaşan, millet için ölen insanlar her yerde yoktur. Uzun savaşlarda gençlerimiz, zanaatkârlarımız, çiftçilerimiz, eli ayağı tutan herkes şehit oldu. Dört yıllık bu savaş, bize millî bir bilinç kazandırdı ve Cumhuriyet'i de işte bu bilinçle kurduk.
Çanakkale aslında dünya tarihinin akışını değiştirmiştir. Ortaya yeni bir Rusya ve yeni bir Türkiye çıkmıştır. Biz hiçbir zaman bir milyona yakın askerle böyle bir vatan savunması yapmadık. Bu vatan savunması çok geniş bir planda oldu. Ordularımız Galiçya'dan tutunuz Yemen'e kadar her cephede savaşıyordu. Askerlerimiz ardında da tekrar bir üç yıl daha mütareke devrinde savaşmak zorunda kaldılar.
Maalesef Türkiye'de bazı grupların etnik duyguları, ana unsur sayılan Türklerin kültürel hafızadaki, tarihteki yerini tahrip etmekle ilgili bir çabaya yöneliktir. Dünya tarihinde ve hâlihazırda bazı ülkelerde basit milliyetçilik akımlarında bu gibi çabalar göze çarpar.
Dünya tarihinin hemen hiçbir safhası, dünya coğrafyasının hemen hiçbir önemli parçası yoktur ki orada Türkler olmasın. Türkler olmadan hiçbir önemli Avrupa devletinin millî tarihi incelenemez. Hiçbir Orta Doğu ülkesinin, hiçbir Rus-Slav ülkesinin millî tarihi ve kimliği Türkler hesaba katılmadan anlaşılamaz. Bu Orta Çağ'ların derinliklerinden başlar ve yakın zamanlara kadar devam eder. Türkler olmadan Orta Çağ olamaz, Rönesans olamaz, Birinci Dünya Savaşı olmaz ve anlaşılamaz.