Kurmay eğitimi, 19. yüzyılda orduların coğrafya, tarih, teknik ve beşerî ilimlerle iç içe geçerek sevk edilmesi için teşekkül eden, hem muharib hem de entelektüel ve bilgin bir sınıf yetiştirmek demektir. Bu, 19. yüzyılın büyük bir olayıdır.
Atatürk’ün, teknik bir adam olarak, ne filolojiyle ne de beşeri bilimler dediğimiz bilimlerle alâkası vardı. Ama o zamanın kıt Türkiye’sinde üniversite ıslahatında İstanbul Edebiyat Fakültesi’ni ve bozkırın sınırında Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi’ni kurdu. Dil-Tarih, Ankara Üniversitesi’nden daha eskidir. Sümeroloji, Hititoloji, Hindoloji gibi bölümleri neden kuruyor? Bir kere anlıyor ki Türk tarihini anlamak için dünya tarihini bilmek lâzımdır. Bir kurmaya özgü örgü ve inşa anlayışı göze çarpmaktadır.
Geleneksel dönemine göre yeni Türkiye tarihinde ve toplumunda erkek çocuk çok ileri yaşlara kadar evden bir türlü kopamaz oldu ve bunun tesirleri görülmektedir. Kendi başına ayakta duramayan bir erkek veya kız çocuk, arzu edilen bir toplum üyesi değildir. Bunu, işlek ve rasyonel bir cemiyet bağlamında söylüyorum.