; 9/10
sanırım serideki tüm karakterlere aşık olmamak için kendimi çok zor tutuyorum ve henüz sadece iki kitabı okudum seriden.. ve açıkçası alex’e körü körüne vurulduğum için sırf ona ayıp olmasın diye bu kitaba dokuz puan verdim yoksa on onluk bir kitaptı! bayıldım! yani bayılabileceğim her şeye bayıldım. karakterlere ayrı ayrı bayıldım, ikilinin ilişkisine ayrı bayıldım. prensesin kraliçe olma yoluna, rhys’ın asla onu desteklemeyi bırakmamasını.
beni sinir eden tek şey bridget’ın bu kadar güçlü bir kadın karakterden en önemli konu olan kendi hayatıyla ilgili konularda pasif kalması oldu, yani senin abin aşkı için tahttan vazgeçmiş ve o taht sana öyle kalmış, sende bunu istemiyorsun hatta rhys’ı bundan daha çok istiyorsun ama neden tahtı almazsam ayıp olur kafalarına girdin ki? yıllarca bunun için eğitilen adam vazgeçince ayıp olmamış sende istemesen hiçbir şey olmazdı yani.. bu işin sonunda hem tahtı hem rhys’ı alamasaydı işte o zaman bu konuya çok sinirlenirdim.
bridget ve rhys ilişkisi onaylanıp rahat rahat ilişki yaşayana kadar onlar ben burada gerim gerim gerildim. ilk defa bir erkek karakterde tek bir kusur bile bulamıyorum, rhys kusursuz bir adamdı ya. herkes kraliçenin ondan alt kademede bir eşi olma işini böylesine üzerine cuk oturacak şekilde sırtlanamazdı bence. bu ilişkide bridget her zaman ağır basan kişi olsacak kadın sonuçta kraliçe ama rhys yanında sümsük bir eş olmadı, onu destekliyor, olması gereken her konuda yanında ve arkasında ama kimse adamında baskınlığına tek bir laf edemez. bu bakımdan güzel işlenmişti.
ve son konu.. bu sene okuduğum en iyi ten uyumu bu ikilideydi, delirecektim okurken! yani mini bir kitap çıkartıp sadece bridget ve rhys smut’u yazsalar bir bardak su içme molası vermeden okurum. tamam rhys zaten yatakta böyle bir adam