O zamanlar unutmam gereken şeyleri unutmasını henüz beceremiyordum. Evet, tek tek ele alındığında her birinin içinde çok az kötülük olduğunu ya da hiç olmadığını fark etmiştim. Bunlar aslında iyi yürekli vahşi hayvanlardı. İçlerinden herhangi birini çocuksu bir gülümsemeyle gülümsetmek zor bir iş değildi. Herhangi biri erdem, mutluluk, yüce davranışlar hakkındaki öyküleri çocuksu bir güvenle dinleyebilirdi. Kendi kişisel arzularının kurallarına göre daha kolay bir yaşam hayalini kurduran her şey, bu insanların tuhaf ruhları için bir değer taşıyordu.
Fakat bu insanlar köy toplantılarında veya sahildeki kahvede gri bir topluluk olarak bir araya geldikleri zaman iyi özelliklerini bir yerlere gizliyor, papazlar gibi yalan ve ikiyüzlülük cüppesi giyiyorlar, güçlülerin önünde köpekçe bir dalkavukluğa başlıyorlardı. Bu anlarda onların bu halini seyretmek insanda tiksinti uyandırıyordu. Ya da aniden içlerini bir kötülük duygusu kaplar, kabararak, kurtlar gibi dişlerini göstererek vahşice birbirlerine hırlarlar; o anda önemsiz şeyler yüzünden dövüşmeye hazırdırlar ve dövüşürler. Bu anlarda korkunçturlar; daha dün akşam ağıla giren koyunlar gibi sakin ve itaat ederek içine girdikleri kiliseyi yakıp yıkabilirler. Aralarında hiç kimsenin sevmediği, bütün köyün alay ettiği şairler ve masalcılar da vardır. Bunlar kendi hallerinde, hor görülerek yaşarlar