İçimde sana ait, hep ışıkta kalan bir yer var,
Orada hiç eksilmeyen bir “baba” izi taşır.
Sözlerin bazen gecenin en sert rüzgarı gibi eser,
Ben susarım… kırgınlığımdan değil, içimdeki o izi savurmamak için.
Şu an aklımdan geçenleri yapmaya, beyin zarım izin vermiyor. Çünkü izin verirse biliyor ki, o parçalanacak ve cam kırıkları da kendisinin üzerinde kalacak.
sesini duyurmakta zorlanan bir kızın içsel yolculuğunu ve bu süreçte yaşadığı duygusal mücadeleleri derinlemesine işler. Kitap, kelimelerin yetersiz kaldığı anlarda insanın içsel dünyasının nasıl şekillendiğini ve sessizliğin aslında ne kadar güçlü bir ifade biçimi olduğunu gösteriyor. Okudukça, sesin sadece bir iletişim aracı değil, aynı zamanda bir varoluş biçimi olduğunu fark ediyorsunuz. Furkan Aykol