Ünlü bir filozof şöyle diyordu ; dünya da gittiği yerleri, ülkeleri, kendi ülkesi gibi gören insan güçlü insandır, ama gittiği ülkeleri şehirleri yabancı gibi gören insan ise çok güçlüdür. Şunu düşünüyorum Paul Bowles dünyayı gezen üreten hep kendine ait bir yer arıyan Paul bütün dünyayı acaba kendi yurdu gibi mi gördü yoksa gittiği her yeri bir yabancı ülke gibi mi hissetti..
*******
Roman kahramanları gittikleri güney afrika gezisinde bir sığınma kendilerini var etme amacıyla giderler onlar için çöl bi tür alternatif arama cabasidir. Bana gore Paul bowles eşi ile kendisinin fastaki yaşadığı çöldeki arayışlarını romanlaştırdı. Roman, modern insanin hayatla kurduğu bağların ne kadar zayıf olduğunu gösterir. Huzursuz ruhlardir ait olma çabası içinde çırpınan ama hiç-bir yerde ait olmayan köksüz insanlardır port ve kit ve yanlarında beraber getirdikleri tunner..
*******
Çölde çay yani esirgeyen gökyüzü halen o topraklarda yazılan en iyi metinlerden biri.
Kendine yabancılaşan batılıyı da anlatan bu kitap Paul Bowles fas ta gezerek yazdığı son 100 yıl da en iyi ingilizce yazılmış yüz kitaptan biri olmuştur. Hem çölün hemde varoluşun kalbine yapılan yolculuk çölde çay.. kitapta çöllerin ıssızlığı aslında modern ruhların ıssızlığı boşluğa düşenlerin tutunamayanlarin romanıdır
Bu kitap ruhlardaki çölleşmenin batılı insanin kendi medeniyetinden uzakta içine düştüğü acıklı durumun yabancılaşmanın hayatla kurulan zayıf bağların romanıdır. Doğunun batı için bir kaçış yada alternatif değil, bir yüzleşme ve hesaplaşma mekanı olduğunun göstergesidir esirgeyen gökyüzü.
Gökyüzü bizi siradanlastiran bir örtüdür aslında.
********
Dünya paul bowles son 50 yılın en önemli yazarlarından ve bestecilerinden biri olarak tanıyor türkiye ise onu bir kült haline gelen çölde çay filmi