Kendi çocukluğumuzdan ve benzer biçimde insan uygarlığının çocukluğundan bu yana, yakınımızdakilere karşı düşmanca itkiler hep cinsel dürtülerin maruz kaldığıyla aynı kısıtlamalara, aynı ilerlemeci baskıya maruz kalmıştır. Henüz düşmanlarımızı sevebilecek ya da sağ yanağımıza vurulunca öbürünü sunacak kadar ilerlemiş değiliz. Dahası, etkin nefretin kısıtlanmasına yönelik bütün ahlaki kurallar günümüze kadar, aslında çok daha küçük boyutlu bir klan topluluğu için oluşturulduklarını gayet net bir biçimde göstermiş durumdadır.
...
Şimdi esprilerin düşmanca saldırganlıkta oynadığı rolü açıkça görmeye hazırız. Bir espri, düşmanımızın yola yerleştirilmiş engeller nedeniyle açıkça veya bilinç düzeyinde öne süremediğimiz gülünç bir yanını istismar etmemizi sağlar; bir kez daha o halde espri kısıtlamalardan kurtulacak ve bize erişilemez kılınmış haz kaynaklarını bize açacaktır. Dahası haz alan dinleyiciyi tam da bu sayede durumu çok da incelemeden bizim tarafımızı almaya teşvik edecektir, tıpkı bizim de başka durumlarda masum bir espri rüşvetini kabul ederek karşılığında espri yoluyla ifade edilmiş bir beyanın önemini abartmamız gibi.