Rezonans kanunu, her zaman “evet” der. İnançlarını her zaman doğru çıkarır. Sana karşı gelmez. Mesela, hayatının önemsiz olduğuna ve hiçbir anlam taşımadığına mı inanıyorsun, bu inancın, onaylanacaktır.
Celal Şengör değerli, başarılı ve adından söz ettiren bir bilim insanıdır. Kendisiyle politik ve dini bakış açımız zıt olmasına karşılık fikirlerine değer veririm, elimden geldiğince takip ederim.
Kitabı okuduğumda yeni ufuklara yelken açmak isterken hayatın acı gerçekleri yüzüme bir tokat gibi çarpıyor ve yelkenli gemimi karaya oturtuyordu. Celal Şengör, ailesinin maddi gücünü, ailesinin sosyal çevresini arkasına almış elitist bir burjuva sınıfının oğlu olması asabiyle hayatta bazı kolaylıklara sahip bir insan olduğu gerçeğiydi bu.
Kimimizin dedesi Atatürk ile arkadaştı, kimimizin dayısı Frank Sinitra ile dosttu ve iki büyük fabrikanın sahibiydi, kimimizin ailesi ülkenin en değerli albayları ve sözü geçen üst kademe askeri rütbeli teğmenleri ağırlıyordu.
Bilim insanı olmak için elbette bu artılara sahiplik tek başına yeterli değildir. Verilen emek, yapılan çalışmalar göz ardı edilmemelidir ancak hayat kaygısı taşımadan, istediği işte rahatlıkla çalışma imkanı bulan her insan işinin ehli olmaya namzet değil midir?
Barcelona altyapısından oynayıp yetişen ve her zaman zirvede olan Messi mi daha çok iş başarmıştır yoksa tırnaklarıyla kazıya kazıya, her türlü zorluğa rağmen meydan okuya okuya yükselen Ronaldo mu? Bizler bu hayatta Messi olanlara karşı Ronaldo olup savaşarak ve mücadele ederek bir yerlere gelmek zorunda olan insanlarız.
Celal Şengör, senin zenginliğin bizim yaşamımızı etkiliyor. Kitapta bahsettiğin siyasi düzende bir elitist ve aristokrat sınıfının varlığı olması gerekliliğine bende hak veriyorum ve kitapta benimsediğim tek nokta bu olması dışında elle tutulur bir yanı yoktu maalesef. Hayat tecrübelerindeki güzel burjuva kokan anılar dışında birkaç maddi imkanı kısıtlı öğrenciye burs bağlama işini değerli buldum.