Acı çekmek ne demekmiş asıl şimdi anlıyorum. Acı çekmek bayılana dek dayak yemek değildi. Ayaktaki cam kesiğine eczanede dikiş attırmak değildi. Asıl acı, kalbi baştan aşağı sancılara boğan, insana sırrını kimselere anlatmadan ölmeyi arzulatan bir şeydi. Kolları, başı dermansız bırakan, yastıkta öbür yana dönme isteğini bile söndüren bir şey.
"Bak Minguinho, ben on iki çocuğum olsun istiyorum, sonra on iki tane daha. Anladın mı? İlk on ikisi hep çocuk kalacak ve asla dayak yemeyecek. Öbür on ikisi büyüyüp adam olacak. Onları karşıma alıp soracağım: 'Sen ne olmak istiyorsun, evladım? Oduncu mu? Tamam, buyur: Al sana bir balta, bir de kareli gömlek. Sen sirkte hayvan terbiyecisi mi olmak istiyorsun? Buyur: Sana da bir kırbaç ve kostüm..."