• "Masalın sonunda gökten üç elma düşer ve büyü dediğimiz şey bazen zehirli elmadır; aşka en yakın olduğu zaman da budur."
  • -Kıssadan Hisse-

    Adamın biri bir elma ağacının altında uyumuş. Uykuda ağzondan içeri zehirli bir yılan girmiş. O sırada bir süvari gelmiş yılanı görmüş kırbacını çıkarmış vurmuş dırmuş zavallı adama.
    Adam uyanmış başlamış süvariye sövmeye o sövdükçe süvari vurmuş adam kaçmış süvari vurmuş. Ordan oraya koşturmuş adamı. O sırada ağacın dibine tekrar gelmişler süvari bu seferde kamçı zoruyla yerdeki çürük elmaları yedirmiş adama adam bir yandan sövüyormuş bir yandan eli makhum yemiş çürük elmaları, midesi alt üst olmuş kusuvermiş sonunda ve yuttuğu yılanı görmüş...
    O zaman anlamışki kendisine yapılan bunca şey kendisini kurtarmak içinmiş.
    Adam "bari önceden söyleseydinde sana bu kadar sövmeseydim" demiş.
    Süvari "söylesem korkudan ölürdün şimdi benim eziyetime tahammül ederek hakikatı öğrendin." demiş.
    Bazen bir kamçı yersin lakin sonra o kamçının bir dost elinde olduğunu öğrendiğinde rahata erersin...

    Lüzumluysa vefasından şüphe ettiğinizin dosta bir kırbaç vurun belki içindeki yılanı kusar fakat dikkat edin şüphenizin hakkı yoksa attığınız gül dahi dostunuzu incitir...
  • ***
    Yüzümde ve sırtımda elma büyüklüğünde çıbanlar oluşmuştu- gözlerimde, burnumda, kulaklarımın arkasında, saçlarımın arasında. Zehirli hayat fışkırmıştı içimden sonunda. Ordaydılar işte - bütün o bastırılmış çığlıklar- başka bir biçimde fışkırıyorlardı.
  • Sen sensen sen kal 
    İzin verme almasınlar elmanı
    Gökyüzünü sevenler denizi görsünler
    Nereden geldi bu mavi

    Üstüne kan yağan fırtınalar
    Suyla silsek temizlenir mi çığlıklar
    Elma kokusuyla sarhoş burunlar
    Halep de bir sanat
    Değeri sonradan çıkacak
    Güle sorsan ister miydi kırmızı olmak
    Nereden geldi bu kırmızı
    Kırmızı ister miydi vahşet rengi olmak

    Hamurunda var biraz acı 
    Anne elma bu anne diyor
    Yoğruluyor yaşlarla bir tutam daha kırmızı
    Pişmeden kalıyor
    çiğ yeniyor Kızıl Elması
    Küçük bir çocuğun oyuncağı
    Ağlıyor
    Susuyoruz
    Susuyorlar
    Susturuyorlar
    Kırmızı konuşuyor
    Halep konuşuyor
    Zorla konuşturuyorlar
  • Açıklama : Bu bölümde tavsiye edilen sifalı bitkilerden, aç karına sabah, öğle, aksam, yatarken, çay
    gibi demletilir, 2 - 3 bardak balla içilir. Öğütülür bal ile macun yapılır, 1 - 2 tatlı kasığı yenir,
    Damıtılmıs bitki suyu birer kahve fincanı içilir. 5 gram bitki yağı, 15 - 20 gram damıtılmıs bitki suyu,
    bal ile tatlandırılır çalkalanır hülasa olarak içilir. Yağı sürülür veya sarılır.
    Acı bakla (Yahudi baklası) : Haserelerin ısırdığı yere konursa zahirî dısarı çeker.
    Ada çayı : Yaprağı sarılırsa böcek zehirlemesine iyi gelir.
    Adasoğanı : Soğanı pisirilip yılan sokan birine yedirilir.
    Ağulu kök : Engerek yılanı, akrep gibi zehirli hasaratın sokmasında, üzüm surubuyla içilirse derhal
    zehri def eder.
    Ahlat ağacı : Filizleri dövülüp üzerine konur.
    Ahududu : Meyvesi yenir.
    Akgünlük sakızı : Macunu yenir. Suyu ve hülasası içilir. Yağı kullanılır.
    Anason : Çayı ve suyu içilir. Macunu yenir.
    Ardıç tohumu (siyah) : Macunu yenir. Çayı, suyu ve hülasası içilir. Yağı kullanılır.
    Bakla : Baklanın 15 gram çiçeği bir litre suda haslanır, bir kaç kasık içilir.
    Bal : Yenir, sifalı bitkilerle macun yapılır, Serbeti içilir. Merhem gibi sürülür.
    Balık otu : Sirke ile yakı yapılıp üzerine konur.
    Balık sazı : Dalları dövülüp yılan sokmasına karsı yakı gibi kullanılır.
    Besparmak otu : Çayı ve suyu içilir.
    Biber ve fidesi : Yenir ve suyu içilir.
    Büyük Ebegümeci : Çayı ve suyu içilir.
    Centiyane (esek turpu) : Balla karıstırıp ılık su ile hasarat sokan yere yakı gibi konur.
    Ceviz : Đncir ve sedefotu ile beraber yenildiğinde zehirlenmelere karsı panzehir vazifesi görür.
    Çakal eriği : Çayı ve suyu içilir.
    Çam fıstığı : Akrep sokmasına karsı Đncir, hurma veya gül serbeti ile verilir.
    Çam fıstığı beyaz : Akrep sokmasına karsı Đncir, hurma veya gül serbeti ile verilir.
    Çavsır otu : Raventle karıstırıp içilir
    Çay : Đyice kaynatılıp, aslan, kedi, köpek, gibi hayvanların ısırdığı zaman içilir. Lapası sarılır.
    Çayır otu : Çayı ve suyu içilir.
    Çınar ağacı : Lapası tere yağı ile karıstırılır yakı gibi sarılır.
    Çilek : Yenir. Surubu içilir.
    Çoban dayağı : Suyu üzüm surubu ile içilir.
    Çoban süzeği : Meyvesini ve dallarını sıkıp usaresi üzüm surubu ile içilse, yılan sokmasına
    faydalıdır.
    Çörek otu : Macunu yenir. 5 gram yağı içilir. 5 gram su ile yutulur. Yağı kullanılır.
    Çörek otu : Yiyen böcek ve kurtları öldürür.
    Dağ keçisi tası(midesinde) : Panzehiri rezene ile halledilip yılan sokan kimseye içirildiğinde derhal
    ağrıları keser ve hasta kurtulur.
    Defne ağacı ve yemisi : Çayı ve suyu içilir.
    Delice Đncir : Yenir. Lapası sarılır.
    Deniz suyu : Banyosu yapılır
    Deve dikeni : 20 gram sirke içinde, 12 gramı kaynatılır, 20 gün sonra içilir.
    Domates : Yenir. Suyu içilir.
    Düğmelice süpürge : Lapası sarılır.
    Ebu cehil karpuzu : Kökünün pisirilmisi vücutta su toplamasına ve yılan sokmasına iyidir.
    Elma : Yaprağının suyu iyi gelir.
    Esek hıyarı (acı düyek) : Bu bitkinin kökü balla karıstırılarak akrep ve yılan sokan kimseye yedirilir ve
    sokan yere sürülürse faydası görür.
    Esek marulu : Kökü ve yaprağı zehirlenmeleri iyi gelir.
    Fare kulağı (sülük otu) : Üzüm sırasıyla karıstırılarak konur.
    Fındık : Lapası sarılır. Macunu yemeklerden sora yenir
    Gökçe (ökse - burç) : Macunu yenir. Çayı ve suyu içilir.
    Greyfurt (ağaç kavunu) : Çekirdeğinin kabuğu dövülüp akrep sokan yere konulur yılan soktuğu
    zaman suyu içilir.
    Gül : Macunu yenir. Suyu ve hülasası içilir. Yağı kullanılır.
    Güzel avrat otu : Meyvaları yendiği zaman iyi gelir. Dikkat! Çok miktarda alınırsa zehirleyebilir.
    Hamame : Sürülür.
    Hardal (siyah) : Macunu yenir. Hülasası içilir. Yağı kullanılır.
    Havacıva otu (tüylü boya) : Kırmızı kökleri kurutulur. Kaynatılan suyu, inek yağı, kara sakız ve balla
    kullanılır.
    Havuç : Yenir. Suyu içilir.
    Hazenbel : Süt ile içilir.
    Helile (kara ve sarı) : Macunu yenir. Çayı ve suyu içilir.
    Hindiba (Frenk salatası) : Lapası sarılır.
    Isırgan otu ve tohumu : Çayı ve suyu içilir. Balla tatlandırılırsa ve aç karına içilirse mantar
    zehirlenmelerine iyi gelir.
    Đncir : Meyvesi yenir veya cevizle yenir.
    Đpeka (altın kökü) : Kökler kurutulur, öğütülür su ile içilirse ilaç zehirlenmelerine iyi gelir. Kusturur.
    Kahve : Sekersiz içilir.
    Kalkan otu : Çayı ve suyu içilir.
    Kantaron (sarı) : Macunu yenir. Çayı, suyu ve hülasası içilir. Yağı kullanılır.
    Kara dut : Yaprağının usaresinden 55 - 60 gram içilirse, zehri alır.
    Karabas lavanta çiçeği : Macunu yenir. Çayı, suyu ve hülasası içilir. Yağı kullanılır.
    Karabiber : Panzehir ilaçların içine katılır.
    Katran : Sürülürse yılan zehirlenmelerine iyi gelir.
    Keçi sakalı : Üzüm sırası ile karıstırılarak yılan sokmalarında kullanılır. Sirke ile sürülür.
    Kedi otu : Macunu yenir.
    Kekik : Macunu yenir. Çayı, suyu ve hülasası içilir. Yağı kullanılır.
    Kendir : Tohumu ezilir lapa seklinde yaraya sarılırsa yılan zehirlenmelerine iyi gelir.
    Kereviz : Macunu yenir.
    Kestane : 80 gram yenir. Ayrıca macun yapılır.
    Kimyon : Tohumunun çayı ve suyu içilir.
    Kokulu yonca : Çayı ve suyu içilir. Balla tatlandırılır.
    Kömür Tozu : Kavak odunundan yapılan kömür tozunun, macunundan yutulur.
    Kuduz otu : Yenir ve sürülür. Dikkat! Çok miktarda alınırsa zehirleyebilir.
    Kusburnu (yabani gül) : Macunu yenir. Çayı ve suyu içilir.
    Lahana : Sekerle karıstırılarak yılan sokan kimseye içirilir.
    Leylek : Sırt kemiği dövülerek su ile içilir.
    Limon : Çiçeği, suyu yılan, akrep gibi zehirli hayvanların zehirlerini tesirsiz kılar.
    Limon tuzu : Yenir, salatası yapılır.
    Mahmude (bingözotu) : Sürülür.
    Marul : Salatası yenir. Lapası sarılır.
    Maydanoz : Suyunun sürülür.
    Merkep turuncu : Kabuğunu kaynatıp suyu içilir.
    Mersin ağacı : Yas yemisi yenir.
    Meyan kökü : Macunu yenir. Çayı, suyu ve surubu içilir.
    Misk : Đçilir, koklanır veya sürülür. Ayrıca macunların içine katılır.
    Misk soğanı : Sürüldüğünde ve Đncirle birlikte yenildiğinde iyi gelir.
    Nane : Macunu yenir. Çayı, suyu ve hülasası içilir. Yağı kullanılır. Yapraklarından çıkarılan esans iyi
    gelir.
    Nar : Hayvan sokmalarına iyi gelir.
    Nergis çiçeği : 5 gram bal ile içilirse yılan zehirlenmelerine iyi gelir.
    Nısadır : Sokulan yerdeki kan emildikten sonra oraya sürülür.
    Nisasta : Eritilip içine birkaç damla tendir diyot damlatılıp içilir.
    Nohut : Lapası yakı gibi kullanılarak sarılır.
    Oğulotu (melisa) : Macunu yenir. Çayı, suyu ve hülasası içilir. Yağı kullanılır.
    Papatya : Macunu yenir. Çayı, suyu ve hülasası içilir. Yağı kullanılır.
    Peygamber ağacı (gayak ağacı) : Lapası yakı gibi kullanılarak sarılır.
    Pırasa : Pırasanın beyaz kısımları kağıda sarılarak pisirilir hafif tuz ekilir aç karına bol bol yenirse
    mantar zehirlenmesine iyi gelir.
    Poligala (süt otu) : Çayı ve suyu içilir.
    Rauwolfia serpentina : Kök tozlarının Macunu yenir. Çayı ve suyu içilir.
    Rezene : Macunu yenir. Çayı, suyu ve hülasası içilir. Yağı kullanılır.
    Saparna (öz dikeni) : Köklerinin çayı ve suyu içilir.
    Sarı çiçek : Çiçeklerinin kaynatılmıs suyundan içilirse böcek zehirlemesine iyi gelir.
    Sarımsak : Kokusunu gidermek için, sirkenin içinde bekletilerek yenir. Mantar zehirlenmelerine iyi
    gelir.
    Sasafras : Çayı ve suyu içilir.
    Sığır kuyruğu : Tohumu ezilir lapa seklinde yaraya sarılırsa yılan zehirlenmelerine iyi gelir.
    Sinameki : Macunu yenir. Çayı ve suyu içilir.
    Su teresi : 7 - 8 gram tohumunun çayı ve suyu içilir.
    Su zambağı (mavi zambak) : Çayı ve suyu içilir.
    Süpürge otu (funda) : Lapası sarılır.
    Sütleğen (sütlüce otu) : Kökünün çayı ve suyu içilir.
    Salgam : Macunu yenir.
    Seytan değirmeni (öd dikeni) : Suyundan sürülür.
    Tarçın (Çin tarçını) : Macunu yenir. Çayı ve suyu içilir.
    Tere otu ve tohumu : Macunu yenir. Çayı ve suyu içilir.
    Tespih ağacı : Yaprağın ucu dövülüp usaresi balla karıstırılarak zehirlenme vakalarında içilir.
    Turp : Yenir. Suyu içilir.
    Turunç : Çekirdekleri soyulur 10 gram içilir veya sürülür.
    Üzerlik tohumu : Macunu yenir. Çayı ve suyu içilir.
    Yabani hardal : Çayı ve suyu içilir.
    Yabani patlıcan : Bununla yapılan ilaç iyi gelir.
    Yabani semiz otu : Çayı ve suyu içilir.
    Yavsanotu (yarpuz - filiskin) : Ezilir lapa seklinde yaraya sarılırsa yılan zehirlenmelerine iyi gelir.
    Yer somunu : Üzüm surubu veya sırası ile karıstırılıp hastaya içirildiğinde tesiri yok eder.
    Yılan burçağı : Yumrusunun bir parçasını sütle pisirip vurmak.
    Yılan tası : Lapası sarılır.
    Yumurta : Akı içilir.
    Zencefil : Lapası sarılır.
    Zerdali : Çiçekleri dövülerek içilir.
  • .
    Karşı karşıya duruyorduk ..
    Bir tarihte ..
    aramızda ....
    Yüzyıl .....
    bir yol....

    Aynı anda adım artık caddeye ..
    Aynı hızla yürüyorduk zamanı. .
    1919 ...1935..... 1942...
    Ordu adımlarıyla ...nizami

    Önce aklımız deydi birbirine
    sonra... saçlarımız. .
    Sonra alnımız ..
    Kapattik gözlerimizi ..
    Hiç göz göze gelmedik ...
    Gelmek istemedik ...
    Burnumuz yan yana geldi..
    Tuttuk .... nefes almadık ....

    Göğüs kafesinden geçerken.. kaburgam kaburgana takıldı da ..
    kalbim kalbine dokunmadı ..
    Sinirler koptu bağlar koptu
    Bir kan damlası düştü yolun ortasına

    Aşil tendonuma acı çöktü .. tarifsiz
    Ağzımda bir zehirli elma lezzeti ..
    Oysa "elma dersem çıkma " demişti annem ...unuttum

    yine de aştım gövdeni ..

    Buzdağı gibi çarptım sana ...
    Eriye eriye rüzgarına karşı ..

    Direndim ..

    Içinden geçtim ruhunun
    Bir atom bombası tahribatıyla

    Sen bilmeden

    Fark etmeden ..

    Tüm silahlarını kuşatıp ...
    Gülüşünle yok etmeden önce. ..

    Geçtim karşıya ...

    küllerini savurdum yağmura

    .......Istanbul'dan ,Hiroşimaya
    ................ ...oradan Stalingrada....

    Sevgiyle :))
    .
  • Tümü sessiz ve beyaz. Beynimin içi sessiz ve tavan gibi beyaz.

    Sesim beyaz çıkacak, konuşmayı denersem.

    Beyaz tükürüğüm ağzımın kenarında bir burukluk bırakıyor. Gözlerimin içi, midem, boş atan damarım sessiz ve beyaz.

    Bir akvaryumda yelpaze yüzgeçlerim kaybetmiş, sessizlikte batmamaya çalışan bir Japon balığı gibi çekingenim. Sürekli olarak kusma duygusu hissediyorum. Beynim, odaya süzülen ışığın boşluğunda kafatasımdan kopuyor. Çamaşır makinesindeki deterjan köpükleri gibi yükselen tozların hepsi üzerimde: Onları temizliyorum, yan yana diziyorum… Yeniden üzerime yapışıyorlar… Yoo, hayır! Hayır! Onları durdurmalıyım. Beni delirtmeyi başaramayacaksınız… Düşünmeliyim! Düşünmek! İşte düşünüyorum.. Sizi düşünüyorum. Bana bu işkenceyi yapan sizleri düşünüyorum: Sizi, bu akvaryumun kristal camına burnunuzu ezerek dayamış ve beni hapsetmiş olmanın ilginçliğini izlerken görüyorum. Gösteriye bayılıyorsunuz… Direnç göstermemden korkuyorsunuz… Benim gibi olan diğerleri ve yoldaşlarım tasarladığınız güzel dünyayı bozmanın arayışında olduğundan korkuyorsunuz.

    Göz alıcı renklere boyadığınız çürümüş ve grileşmiş dünyanızdan dışlayıp, tüm renkleri yasakladınız bana, ne grotesk!

    insanlar hiçbir şeyin farkına varmadan tüm renkleri tüketsin diye zorladınız onları: Ahududu şurubunu çiğ kırmızıya boyadınız, kanser yaptığı kimin umurundaydı, aperatifleri yaldızlı portakal rengine. Zümrüt yeşili, krom sarısı yağlar ve reçellerin zehirli renklerim çocukların midelerine indirdiniz.

    Delirmiş palyaçolar gibi boyadınız kadınlarınızı bile… Yanaklara pespembe, gözkapaklarına Cezayir moru ve menekşe mavişi, dudaklara zencefil kırmızısı ve karnavalın tüm renklerinde tırnak cilaları: Altın, gümüş, yeşil, turuncu hatta kobalt mavisi bile…

    Ve beni beyaza zorlayın, çünkü beynim bir sürü renkli kağıtlar arasında paramparça oldu: Korkunuzun lunapark ve karnavallarının renkli kağıtları. Evet, çok güvenli görünüyorsunuz ama kocaman bir korku sizi delirtmeye ve katılaştırmaya yetiyor. Bu nedenle her yeri saran renkli neon ışıklarına gereksinim duyuyorsunuz. Ve vitrinler ve sesler ve gürültüler ve radyo ve büyük ses dalgaları her yerde, açık, büyük mağazalarınızda, evlerinizde, arabalarınızda, kafe barlarda, aşk yaparken yatağınızda bile…

    Sessizliğin korkunçluğuna ise beni mecbur edin… Çünkü siz terörün starısınız tek başınıza ve beyninizle… Çünkü sizin dünyanızın dünyaların en iyisi olmadığına dair korkunç şüpheleriniz var… Ama daha da beteri: En çöle dönmüş, en kurumuşu.

    Beni bu akvaryuma kapatmanızın tek nedeni var… Hayır, sizin yaşamınızı onaylamıyorum. Hayır, sizin şeffaf giysili kadınlarınızdan biri olmak istemiyorum. Cumartesi gecesi, bir restorandaki masanızda çeşitli yabancı menlilerle ve budala ama bağıran müzikle küçük gülücükler, aptal tebessümlerle baştan çıkartan bir kadın olarak sunulmayı istemiyorum. Ve o mahzun ve göz süzen ve bazen deli, öngörüsüz ve aptal ve çocuksu ve ana ve orospu ve aniden sizin hiç eksik etmediğiniz banal bir fıkraya kibarca gülümsemeye kendimi zorlayan biri olmamalıyım. Ah, işte hafif bir hışırtı: Kapı açılıyor, bir gardiyan görünüyor. Ve bana sanki saydammışım ve burada yokmuşum gibi bakıyor. Hiçbir şey söylemiyor, ama elinde öğlen yemeği için getirdiği bir tabak var. Masanın üzerine bırakıp gidiyor. Kilitliyor. Yeniden sessizlik.

    Yemek için ne getirdiler? Hamburger. Bir bardak greyfurt suyu. Haşlanmış sebze, bir elma. Aklıma intihar düşüncesi takılır diye endişelendikleri anlaşılıyor. Gerçekten kağıt tabak, kağıt bardak. Bıçak yok, çatal yok. Sadece çiklet gibi yumuşak plastik kaşık var. Kendi kendimi yok etmeme razı değiller. Bu onlara ait bir karar olacak. Zamanı geldiğinde kendimi yok etmem için emirler verilecek ve o andan sonra bu hücrenin penceresindeki engel buruşuk bir çarşafın ve bir kayışın aşılabileceği kadar kaldırılacak ve kendimi asmam için bana yardımcı olacaklar… Hatta çok fazla yardımcı olacaklar. Temiz bir iş… Beni öldürmeye hazırlanan sosyal demokrasimiz gibi tertemiz… iyi bir emir bu.