İBRAHİM’İN MÜTHİŞ GBT’Sİ
Kendimde “değişik insan” çekici bir mıknatıs olduğunu düşünüyorum. Kusura bakmayın, burada olay yaratmamak için değişik insan yazıp konuyu geçiştiriyorum ama içimde ne farklı tabirler dönüyor bir bilseniz. Ah ah neyse. İş okul ev üçlüsünden henüz kurtulamadığım, gençlik yıllarımı paraya süpürge ettiğim dönemlerdeyim. Evimden işime gitmek için Prenses Diana’yı aratmayacak şekilde çıkmak istemiştim ama Arap Şükrü’yü daha fazla andırdığımı üzücü de olsa aynaya bakınca fark ettim. Bu gerçekle bir güzel yüzleşip bir de patrondan feleğin sillesini yememek için aceleyle evden çıktım. Yürüyerek, çalıştığım yere doğru giderken birden bir el bana arkadan dokundu. Geriye dönüp baktığımda kısa boylu, hafif iri yarı bir erkek çocuğunun birden bütün umudu olduğumu fark ettim.
-Bir şey mi vardı?
-Ne demek bir şey mi vardı? Yahu burada buluşacağız dedik ya!
-Ben mi? Seninle mi? Yanlış kişi kardeşim, hadi yoluna bak.
Bir yandan işe geç kaldım telaşıyla yürümeye devam ederken, çocuk önüme bir hışımla atlayıp tekrar Türk Dil Kurumu'nu hiçe sayan ve Zeki Müren'i ağlatacak şivesiyle:
-Ya Elif nereye gidiyorsun? (burada aklıma gerçekten İbrahim Tatlıses ve Demet Akalın’ın o meşhur sahnesi geldi.)
-Bak ben Elif değilim önce burada bir anlaşalım. Adım Neslihan, sen buluşacağın kişiyi tanımıyor musun?
-Fotoğrafını atmadın ki. Kıvırcık saçlıyım, deri ceket olacak üstümde dedin.
-He sen de her sakallıyı deden sandın yani öyle mi?
-Beni beğenmediğin için böyle yapıyorsun değil mi?!
-Yahu ben elif değilim diyip bağırdıktan sonra çocuğa ağzıma gelen tüm küfürleri ettim. Keşke onları da buraya yazabilsem ama işte imkanlar el vermiyor. Neyse bu isyanımı başka zaman tekrar dile getiririm.
Etrafımızda olan insanların şaşkınlıkları yüzlerinden okunuyordu. Ama tabi halkımız yine(!) bana dokunmayan yılan bin yaşasın modunda olduğu için kimse gelip “hayırdır ne oluyor” demedi. Çocuk en sonunda kolumdan tutup:
-Kimliğini göster inanacağım!
-Sana neden kimliğimi gösteriyorum ya!
-Beni beğenmedin biliyorum anladım ama üç aydır telefonda sabahladığımız günleri ne çabuk unuttun? Fotoğraflarımı gördüğün zaman böyle dememiştin! Aşkım, hayatım derken ölüp bitiyordun!
-Bak çocuk seni burada yere sererim. Şimdi avazım çıktığı kadar imdaaaaat diye bağıracağım! Ben elif değilim ulan, al bak kimliğim, bak ne yazıyor? Okuman yazman var mı? Bak bak iyi bak. Neslihan yazıyor değil mi? Şimdi s.... ol git şuradan!
-O kimin kimliği? (What?) Ses tonunu tanımaz mıyım ben ya Elif sensin işte! Tahmin ettiğimden daha güzelsin. Burnun havalardaymış ama ondan beni beğenmedin!
O sırada genç bir kız bize doğru yürüyordu. Olaya dahil olup birden yüksek sesle “İbrahim bu kız kim?” dedi. ??!!?!Çocuk ne dese beğenirsiniz..
-Ben İbrahim değilim.
Gökten üç elma düştü; biri bana, biri okuyanlara, diğeri de bütün iyi insanlara olsun... (Kötü insanların da elma kafasına düşsün) Valla artık İbrahim kim? Ben elif miyim? Neslihan kim o zaman? sorularını kendime sorarken kafamdan dumanlar çıka çıka yürümeye devam ettim. Ha bir de işe geç kalıp patrondan türlü türlü azarlar işitmem de cabası.

Not: Kendime Kızıyorum
Arkadaşımla okuduğum kitabın yazarını tartışıyoruz. O "eşcinsel" diyor bense "bence eşcinsel değil uyduruyorlar" diyorum. Hayır! Diyorum kendime sonra. Kitabı ve yazarın hayatıyla ilgili tecrübeleri tartışmak yerine nedense kendimizi cinsel tercihinde bulduk. Çevresel faktörler sebebiyle bilinçaltına yerleşmiş düşünceler mi yoksa bastıramadığımız iç güdülerimiz mi buna zorladı bizi bilmiyorum ancak çok saçma bir tartışmaydı. Zaten uzatmadan kapadık konuyu. Benim için önemli olan yazdıklarının bana ve tüm insanlığa kazandırdıkları. Tercihler onun kararı. Ben Ahmet Kaya dinlerim, Zeki Müren dinlerim, Bülent Ersoy dinlerim. Yılmaz Güney filmleri de izlerim. Görüşleri, tercihleri benden farklı olsalar bile benim için yaptıkları işin değeri önemli geri kalanı onların tercihi derim. Ancak bu fikirlerini kabul ettiğim anlamına gelmez. Eleştirmem gerekirse eleştiririm.Karşı dururum. Mücadele ederim. Muhalefetse muhalefettir geri kalmam. Ancak sırf düşüncelerime karşı diye ne yaptıkları yararları şeyleri karalarım ne de onlardan keyif almak bilgi almak olgusundan mahrum bırakırım kendimi. Sadece kesiştiğimiz bir payda olan farklı daireleriz sadece şu dünyada.

Bi kere daha durduk yere dertli gönüllere giren işte benim zeki müren dersem kendimi kovucam evden belki dışarda üç beş normal insana rastlarım

Teşekkürler rabbim.
Yatakta sapsarı şortumlayım, hava güzel, rüzgar esiyor manzara yok ama olsun. Zeki Müren dinliyorum bir yandan da dolar yükseliyor.

Elbet...
Bir plak olsam.
Zeki muren calsam.
Bozulsam.
Ayni yerde takilsam.
Hep tekrarlasam.
"ELBET BİRGÜN BULUŞACAĞIZ"

saadet özçelik, bir alıntı ekledi.
17 May 13:59 · Kitabı okuyor

Zeki Müren'in Zeki Müren rolünde olduğu filmlerde canlandırdığı karakterlerin gerçek Zeki Müren ile ilgisi ne kadarsa, bu kitapta sözü edilen kişi ve olayların gerçekle ilgisi o kadardır.

Tatlı Rüyalar, Alper CanıgüzTatlı Rüyalar, Alper Canıgüz