Tenebrous.

Tenebrous.
@zelloW
Je suis perdue, tout ce passe malgré moi Je n'y peux rien, je ne peux pas résister. eh kediler: yellowcats.net
arada yaşanması gereken ne kaldı ki, cümleler senli olsun? hiçbir şey için çok geç değil derken bile geç kalmışlığın izlerini taşıyorsun tiz sesinde ölmeyi dileyeceksin ama kalabalık olduğu için içinden söylemek zorunda kalacaksın. şimdi diyorum; iki sokak aşağı koşsan ciğerlerin iflasın dibinden sövüp duracak sana. eğer bir şey kaldıysa sevgilim lütfen küçük ellerini al ve s*ktir git çünkü artık her şey benimle tanrı arasında. bütün yanlışları doğru diye kabul etmiş bu toplum. ölümün ve tecavüzün kol kola kantarda ağır gelmesini kabul edemiyorum hâlâ. ormanları yakıp beton dikmelerini de hayvanları duvardan duvara vurmalarını da arabalarıyla çaldıkları hayatları umursamadan kendi hayatlarına devam edebilmelerini de. sevgilim ellerimde dinamit yok. olsa, yemin ediyorum havaya uçuracağım hepsini. ama öyle bir sessizlik ve esaret var ki tepemizde oturmuş bir ağacın gölgesinde yalnızlığın verdiği korkuyla soluklanmaya çalışıyorum ayağa kalkacağım ölüm var doğrulacağım ölüm var susacağım ve yine ölüm var. bir araya gelip hiçbir şey anlatamayan kelimeler ordusu bunlar dünya birkaç dakika dursa belki diyorum yazmak yerine konuşurdum, anlatırdım ama kimse yol vermiyor sevgilim göğüs kafesinin altında bir kalp var 70 yaşından kalma bana. tıpkı yaşanmaması gereken her şeyin bir anda üst üste binmesi gibi bir şey ve kaybedişlerin vatanıyım ben
ilişki durumunuz: fahişelik.
sana ait değilse yıllarca öp yine de sevmez.
bugün yeni bir şiir okumuşsun, kıskandım.
-seni ekiyorum, seni biçiyorum. - Bugün uzun zaman sonra seni gördüğümde, aslında konuşmayı başlatan ilk kişinin benim olmam gerektiğini düşündüm. Kendimi bir anlığına sanki geçmiş hiç yaşanmamış ve ben tüm kırgınlıklarımı, sensiz yapamayacağımı -yahut yapıyor gibi görüneceğimi- unutmuş oldum. Aslında, gerçekten de unutmak isteğim anılarım var bize dair. Biliyor musun.. bir aptallık ya da çocukluk -senin gibi bir kadın en iyi tanımı yapar elbet- yaparak, “sarılalım mı?” demeyi çok isterdim. Evet galiba yine çocukluk ediyorum, hayır bu bir aptallık değil; bunu düşünceme sığdırdığım ama ağır gelen bu hazzı, tutkuyu veya bütün olarak sana dokunmayı -belki fiziksel olarak düşünebilirsin ama asla değil- içimden, kalbimin derinliklerinden geçirirken zaten yapmıştım. Evet, duygularım masum bir çocuk. Ama tutkularım ve pişmanlıklarım hırçın bir yanardağ.. Şimdi bu satırların yan yana yazılmasınının belki benim için, sana dair olduğundan ötürü veya öfke nöbetlerime denk geldiği için bir mahsuru yok.. ama öteki aynadan baktığım zaman gerçekten herhangi bir satırı bile hak ettiğini düşünmüyorum. Evet, bunları yazmamalıydım. Ama kabul ettiğim gerçekler arasında “kendimce yanılabilirim” var. Seni her gördüğümde, bizzat-i kaçtıktan sonra kaderin ince çizgisi mi yoksa, bir şekilde birbirimize ait olduğumuzu göstermek istemesi mi bilemiyorum -senin veremediğin gayret- doğrudan, belki de tüm hata ve suçları üzerime alarak evet evet, inanılmaz; karşı koyamadığım bir hazla (doğru olan kelime bu değildi) tekrar uyuyan hücrelerimin uyandığını hissediyorum. Ama biliyor musun, kader bile olsa oyunlardan hoşlanmam ve artık hoşlanmadığım şeyleri yapmayacak kadar büyüdüm. (Sahi hâlâ senin için küçük müyüm?) Biliyor musun.. Bu satırları yazarken, olması gerekenden daha yalın, daha zarif ve