arada yaşanması gereken ne kaldı ki, cümleler senli olsun?
hiçbir şey için çok geç değil derken bile geç kalmışlığın izlerini taşıyorsun tiz sesinde
ölmeyi dileyeceksin ama kalabalık olduğu için içinden söylemek zorunda kalacaksın.
şimdi diyorum;
iki sokak aşağı koşsan ciğerlerin iflasın dibinden sövüp duracak sana.
eğer bir şey kaldıysa sevgilim
lütfen küçük ellerini al ve s*ktir git
çünkü artık her şey benimle tanrı arasında.
bütün yanlışları doğru diye kabul etmiş bu toplum.
ölümün ve tecavüzün kol kola kantarda ağır gelmesini kabul edemiyorum hâlâ.
ormanları yakıp beton dikmelerini de
hayvanları duvardan duvara vurmalarını da
arabalarıyla çaldıkları hayatları umursamadan kendi hayatlarına devam edebilmelerini de.
sevgilim ellerimde dinamit yok.
olsa, yemin ediyorum havaya uçuracağım hepsini.
ama öyle bir sessizlik ve esaret var ki tepemizde
oturmuş bir ağacın gölgesinde yalnızlığın verdiği korkuyla soluklanmaya çalışıyorum
ayağa kalkacağım
ölüm var
doğrulacağım
ölüm var
susacağım ve yine
ölüm var.
bir araya gelip hiçbir şey anlatamayan kelimeler ordusu bunlar
dünya birkaç dakika dursa
belki diyorum yazmak yerine konuşurdum, anlatırdım
ama kimse yol vermiyor sevgilim
göğüs kafesinin altında bir kalp var 70 yaşından kalma bana.
tıpkı yaşanmaması gereken her şeyin bir anda üst üste binmesi gibi bir şey
ve kaybedişlerin vatanıyım ben