zenep

İnsan çirkin değildir, insan çirkin değildir! Komik de bir şey sahiden! Peki ben neye benziyorum öyleyse? Neye benziyorum? Fotoğraflar! Kim bu insanlar? Bay Papillon mu bu? Yoksa Daisy mi? Şu kim, Botard mı Dudard mı, yoksa Jean mı? Belki de benimdir! Evet, tanıdım, bu benim, bu benim! Bu benim, benim. Ben güzel değilim, güzel değilim. Güzel olan onlar. Haksız çıktım! Aah ah! Keşke onlara benzeseydim. Ama boynuzum yok ki! Şu alına bak, dümdüz, ne kadar çirkin. Bir iki boynuzum olsa şu sarkan yerlerimi de toplardı. Belki çıkar, belli mi olur? O zaman utanmama gerek de kalmaz, hemen koşar aralanna katılının. Ama çıkmıyor işte, çıkmıyor! Ellerimin içi de hep ıslak. Pütür pütür olsalar fena mı olurdu ! Olurlar mı ki? Şu derinin haline bak, hamur gibi. Of of of! Şu bembeyaz vücuda bakmaya bile dayanamıyorum! Üstelik kıllı! Ne güzel olurdu şöyle sımsıkı bir deri gerseler üzerime! Muhteşem, koyu yeşil bir deri! Kılsız! Çıplaklığı edepli! Onlarınki gibi! Şarkıları da adeta büyülü, biraz kulak tırmalıyor ama olsun, bir büyü var ezgilerinde! Keşke onlar gibi söyleyebilseydim. Hırrr, hırrr, gırrr! Olmadı. Bir daha deneyelim, daha güçlü! Hırrr, hım, gırrr! Olmuyor, olmuyor, incecik çıkıyor, gümbür gümbür çıkmıyor! Böğüremiyorum işte. İnliyorum anca. Hırrr, hırrr, gırrr! İnlemekle böğürmek aynı şey değil ki! Çok pişmanım, çok! Keşke zamanında katılsaydım aralarına. Çok geç artık! Bir ucu beyim ben, evet, bir ucu beyim, acı ama gerçek! Asla bir gergedan olamayacağım, asla, asla! Geç kaldım, değişemem artık. Çok isterdim ama iş işten geçti. Yüzüme nasıl bakacağım peki? Bakamam ki! Çok utanıyorum! Ne kadar çirkinim! Bedeli çileymiş meğer, aslını korumak istemenin! Eeeh! Öyle olsun! Ben de kendimi savunurum! Herkese karşı, tek başıma da olsam savunurum! Nerede benim tüfeğim!
Sayfa 182
Reklam
Tek çözüm onları ikna etmek, evet, ikna etmek. .. de nasıl ikna edeceğim? Haydi başardım diyelim, peki ya geri dönüşüm mümkün değilse? Geri çevrilebilir bir mutasyon mu bu acaba? Bu görev beni aşar, Herkül müyüm ben? Bir kere en başta, onları ikna edebilmem için onlarla konuşabilmem lazım. Konuşabilmem için de dillerini öğrenmem lazım. Ya da onların benim dilimi öğrenmesi. Peki ben hangi dili konuşuyorum? Bu hangi dil? Fransızca mı bu? Fransızca herhalde? Peki Fransızca ne ki? Bu mu Fransızca? Tamam, olsun, nasılsa kimse aksini iddia edemez, benden başka konuşan kalmadı. Peki ne söylüyorum? Kendi söylediğimi kendim anlıyor muyum? Anlıyor muyum?
Sayfa 182
Kötülük mü! Kötülük dediğiniz içi bomboş bir sözcük! Neyin iyi, neyin kötü olduğunu kim bilebilir? Aslolan sadece önceliklerimiz. Siz, mesela, kendiniz için endişe ediyorsunuz, önceliğiniz bu. Gerçek bundan ibaret. Ama korkmayın, sizden gergedan olmaz, inanın bana... Hiç meyliniz yok!
Sayfa 142
....Mantıklı olabilir ama kedilerimizin, sokaklarımızda, gözlerimizin önünde, ister tek boynuzlu, ister çift boynuzlu, ister Asyalı, ister Afrikalı olsun, gergedanlar tarafından ezilmesini susarak kabul mü edeceğiz?
Sayfa 65
Bakın onda haklısınız, arkadaşım, siz yoksunuz aslında. Yoksunuz çünkü düşünmüyorsunuz! Düşünün, o zaman var olursunuz.
Sayfa 36