Ilânihâye, bir alıntı ekledi.
 24 dk.

Yumurtaların içinden yumurta veya civciv çıkmasından bıktım. Yumurtaların icinden kitap çıksın. Okuyalım,adam olalım.

Hayal Dükkanı, Mevlâna İdris Zengin (Sayfa 62)Hayal Dükkanı, Mevlâna İdris Zengin (Sayfa 62)

Yak aga yak!!!
Dünyadaki en zengin yer altın madenleri değildir. Elmas madenleri de değildir. Dünyadaki en zengin yer mezarlıklardır. Çünkü mezarlıklarda asla görmediğimiz icatlar yatar. Asla gerçekleşmemiş hayaller ve fikirler yatar. Çünkü hangi nedenle olursa olsun hayallerini ve amaçlarını takip etmelerine neden olan engellere takılmışlardır.

Les brown

Şinka, Ermiş'i inceledi.
 11 saat önce · Kitabı okudu · 2 günde · Beğendi · 10/10 puan

Kitaba dair çok fazla inceleme var. Biliyorum ama ben de bir şeyler söylemek istiyorum :)

 Cibran eserini tam 4 yıl elinde tutmuş ve
"Emin olmak istedim, içindeki her sözcüğün kendimden verebileceğim en iyi sözcük olduğundan emin olmak istedim." diyor. Kitaptaki El Mustafa'ya ise " Kısaydı aranızdaki günlerim, konuştuğum sözler daha da kısaydı." diye söyletiyor. Evet, sözleri kısacıktı; peki ya söyledikleri, hissettirdikleri?..

Evrene dair tüm paragraflar sanki eritilmiş, haddeden süzülmüş  ve birer kelimelik damlalar halinde 54 sayfaya damlatılmış gibiydi. Rehberimiz olup aklımızın ucuna oturtuyor bizleri; ordan baktırıyor zihnimize.  Kavradığımızı sandığımız değerlerimize, benliğimize ve yaşamaya dair her ne varsa defalarca düşündürüyor, düşündürüyor, düşündürüyor...
 Yazar resimlerde çizmiş bu eseri için ama ben pek yorumlayamadım resimlerini, o da benim acizliğim.

Kitap, El Mustafa'nın kendisini doğduğu  adaya götürecek geminin gelmesiyle birlikte Orphalese halkının, ondan, gitmeden hakikatinden vermesini istemesiyle başlıyor. Ve söylenen hakikatler ile son buluyor. Hayata dair ne varsa soruyorlar sırasıyla: rahipler, yargıçlar, zengin bir adam, bebeğini göğsüne bastıran anne, çiftçi ve diğerleri.  O da hakikatinden mahrum bırakmıyor kimseyi.

El Mitra, El Mustafa'yı şöyle selamlıyordu:
 "Ey Tanrı'nın peygamberi, ey en yüce olanın talibi." Bu sözden onu peygamber olarak gördüklerini söyleyebiliriz.
Yazarın bir açıklanmasında ise bir tarafimda hz. İsa öbür tarafımda hz. Muhammed dediğine bakarsak iki peygamberden birini kastetmiş olabilir.
Karakterin isminin Mustafa olması, peygamberimizin olma ihtimalini arttırıyor. Ama
 "Aşk hem taç olur başınıza hem çarmıha gerer sizi."
hakikati ise direkt akla hz. İsa'yı getiriyor.  Genellikle de bu iki peygamberden birini kastettiği söylenmiş zaten.
Ancak El Mustafa'nın yolculuğa çıkmadan önce halkın istekleri ve söylediği hakikatler bana Zerdüşt'ü hatırlattı. Zerdüşt de kendi dininde bir peygamber ve halkına veda konuşması yaparak her konuda fikirlerini söylüyor ve sonra dağa çıkıyor. Bu iki benzerlik dikkatimi çekti. Mitra, Zerdüştlük dinine göre ahit, anlaşmadan sorumlu ilahi varlık olarak geçiyor. Kitapta da ilahi varlık diye bahsediyordu.
Belki de ben zorlayarak benzerlik kurmaya çalışıyorumdur, bilmiyorum.
Zevkle okudum ve ısrarla tavsiye ediyorum. Az sayfalı ama özü dopdolu bir kitap.  Birkaç alıntı yazıyorum ki benim söylemeye çalıştıklarımdan çok daha fazlasını söylesinler...
〰️
Çocuklara dair;
" Onlar gibi olmaya çabalayabilirsiniz ama onları kendinize benzetmeye çalışmayın. Çünkü geri geri gitmez yaşam, dün ile oyalanmaz."
〰️
Çalışmak üzerine;
"Ve aşk ile çalışınca kendinizi nefsinize  ve birbirinize ve Tanrı'ya bağlarsınız.

Peki aşk ile çalışmak nedir?
Kumaşı yüreğinizden çekilmiş ipliklerle dokumaktır, sevgiliniz giyecekmişcesine."
〰️
Zaman üzerine;
"Ve bilir ki, dün, bugünün anısından ve yarın, bugünün düşünden başka bir şey değildir. " (syf.34)
〰️
 evlilik; " Birbirinizi sevin fakat aşkı pranga eylemeyin:
bırakın ruhlarınızın kıyıları arasında dalgalanan bir deniz olsun aşk...

Ve birlikte  durun ama yapışmayın birbirinize: Çünkü ayrı durur tapınağın sütunları
 Ve birbirinin gölgesinde büyüyemez meşeyle servi." (Syf.8)
〰️
Konuşmaya dair;
"Ve konuştuklarınızın çoğunda, düşünce yarı yarıya katledilir.
Çünkü enginlerin kuşudur düşünce, kelimelerin kafesinde kanatlarını açsa da uçamaz." (Syf.33 )
〰️
Yokluk üzerine;
"Yokluk korkusu yokluğun bizzat kendisi değil midir?
Kuyunuz suyla doluyken susuz kalmaktan korkmak asıl giderilemez susuzluk değil midir?" (Syf. 10)

Kitapla ve en önemlisi sevgiyle kalın...

hltsevim, Sergüzeşt'i inceledi.
14 saat önce · Kitabı okudu · Beğendi · 6/10 puan

Kitabın Yorumu
Türk roman yazım tarihinde, gündelik hayata dair gerçek durumları anlatan ilk ve önemli yazarlardan olan Samipaşazade Sezai (Tanzimat yazarlarından/ Jöntürklerden); kendisini üne kavuşturan “Sergüzeşt“ adlı romanında/roman denemesinde; Kafkasya’dan esir olarak İstanbul’a getirilen genç bir kızın (Dilber) yaşadığı trajik esaret hayatını anlatır.
Kitabın başında yer alan yazarın 1924 tarihli önsözü, edebiyat tarihi bakımından bir vesikadır. Okuduğumuz kitap, 1989’da basılan romanın işte bu ikinci baskısının sadeleştirilmiş halidir. Bu nedenle, cümleleri uzun ve tasvirleri detaylı da olsa, dili kolaylıkla anlaşılıyor.
Romanda, Dilber’in; ucuz bir fiyata sahibesine satılması ve ilk sahibesinin yanında gördüğü zulüm, evden kaçışı, âşık olması, Mısır’a gidişi ve nihayet Nil’in girdaplarında ölümü konu edilir.
Romanın ana temasının, “özgürlük ve insan onuru” olduğunu düşünüyorum. Yazar, önsözde; “En büyük eserler duyguyla değil, fikirle yazılır.” diyor. Romanda; geleneksellik – batılılaşma çekişmesi gibi fikri konuların yanında, yazarın diplomatik görevleri ve yurt dışı geçmişinin izleri de görülüyor. Yine o dönem de sahneye konan “Faust Tiyatrosu” gibi sanatsal bir faaliyete de vurgu yapılıyor.
İlk roman denemelerinden olan “Sergüzeşt”te, yazarın anlatım tarzının günümüz romanlarından farkı daha ilk sayfalarda hissediliyor. Yazar; romanın akışı içinde, bazen romana adeta ara vererek okura açıklamalar da bulunuyor, hatta kendi hislerini de anlatıyor ve bazen doğrudan roman kahramanına samimi hitaplarda bulunarak onunla diyaloğa giriyor.
İlk klasik romanlarımızdan sayılan bu romanı fazla eleştirmek belki haddimiz değil ama okuyunca; kitapta Türk Romanının ilk hallerini, bebeklik ve emekleme dönemini görüyor, günümüz romancılığının aslında epey yol aldığını da düşünüyoruz.
Kitabı tamamlayıp, kapağını kapatınca okurun aklında; biraz karanlık ve hüzünlü olarak 130 yıl öncenin tarihi bir resmi canlanıyor. Okur, özellikle; güçlünün güçsüzü sömürdüğü, zengin - fakir ayrımının daha acımasız olduğu, daha sert bir hayat tarzının yaşandığını anlıyor.
Sonuç olarak; “Özgürlük vurgusunun ve erdemin” ön planda tutulduğu, didaktik bir yaklaşıma sahip bir roman olan “SERGÜZEŞT”i, romancılığımızın başlangıç dönemlerini okumak isteyenlere ve tabii ki; edebiyat tarihi için önemli olduğundan ortaöğretim öğrencilerine rahatlıkla tavsiye ediyoruz.

Birbirine tavsiye veren arkadaşlar sık sık, "Kalbinin sesini dinle." derler. Ama kalp genellikle dönemin hakim mitlerinden talimat alan iki taraflı bir casustur...

Eski Mısır'da zengin bir adam, asla ilişki problemini karısını Babil'e tatile götürerek çözmeyi düşünmezdi. Bunun yerine karısına, hep istediği şaşaalı bir mezar yaptırırdı...

(Günümüze gelelim..)
Bir milyonerle karısı arasındaki ilişki dikenli bir yola girdiğinde, adam karısını pahalı bir Paris tatiline götürür. Bu gezi bağımsız bir isteğin değil, romantik tüketicilik akımının mitlerine duyulan coşkulu bir inancın yansımasıdır aslında...

Burak, bir alıntı ekledi.
 15 saat önce

Küçük elleri vardı, uzun bir boynu vardı. Beni kendisine âşık edecek bunlar gibi nice özellikleri vardı. Ben zaten gördüğümle kalmadım onu o arka mahallenin dar sokak-
larından birindeki izbe evde. Âşık da oldum, haddimeymiş gibi. Gençtim, senin kadar belki, toydum. Hiçbir şey bilmiyordum, dünyadan haberim yoktu. Her şey benim
kalbimin ve hislerimin etrafinda döner sanıyordum. Dönmedi. Beni sevmedi. Ne acı bir kelime. Bu yaşta bile dillendirince ölesi geliyor insanın. Kusacak gibi oluyorum. Beni
sevmedi. Beni sevmedi. Ben onu anlattım, içimi anlattım, bení görsün, sevsin diye. Beni zengin kıldılar onu anlattığım kelimeler sebebiyle. Sevmedim zenginliği. Daha çok
kelime, daha çok acı, daha çok umut. Umut ettikçe derinleşen acı. Ne kadar uğraştım, çabaladım, didindim, hayat bana çabaların karşılığı olarak hep istemediklerimi verdi.

Deli Gömleği, Güray Süngü (Sayfa 129)Deli Gömleği, Güray Süngü (Sayfa 129)

Elden ele uzatalım
Milli Saraylar Kütüphanesi https://acikerisim.tbmm.gov.tr/xmlui/handle/11543/2112

Yazma Eserler Kurumu'nun transkripsiyon, tıpkıbasım ve yayınları http://www.ekitap.yek.gov.tr

Tebriz'den (İran) Hasan Bey Hadi'nin Turuz sitesinde taranmış halde binlerce kitap var.
Özellikle dil ve etimoloji alanında kolleksiyon çok zengin.
Sitede İran'da basılmış Türkçe kitaplar da yer alıyor.
Dil/etimoloji meraklıları için özellikle tavsiye: http://www.turuz.com

+Paha biçilmez bir fotoğraf arşivi:
Hollandalı tarihçi ve mimari uzmanı Machiel Kiel Balkanları dolaşıp Osmanlı eserlerini tek tek fotoğraflamış (50-60'lar).
Bu eserlerin bir kısmı bugün ya yok olmuş; ya da yok olmak üzere: http://www.nit-istanbul.org/kielarchive/index.php

Şu linkte hat sanatına ait kıymetli epey eser var (binden fazla):
Meraklısı için çok kıymetli bir arşiv
https://www.flickr.com/...s/72157648694272225/

Rusya'da Cedit hareketi kurucusu Gaspıralı İsmail Bey'in ünlü Tercüman gazetesinin tam koleksiyonu şu linkte:
http://kerimofftahir.blogspot.com/...maralar-endirin.html

Dünyanın en büyük harita kolleksiyonu:
Modern dönem haritalarına ilaveten; son 5 asra ait 67.000 civarında tarihî harita şu linkte: https://www.davidrumsey.com

ABD Kongre Kütüphanesi II. Abdülhamid'in fotoğraf arşivini dijital olarak yayınlamış. 19. yüzyıl sonu, 20. yüzyıl başlarındaki Osmanlı coğrafyasından toplam 1823 fotoğraf/baskı şu linkte: http://www.loc.gov/...?st=grid&co=ahii

Osmanlı coğrafyasına ait fotoğrafların da yer aldığı çok kıymetli bir görsel kolleksiyon. Gertrude Bell arşivi:
NewCastle Üniversitesi kütüphanesindeki bu arşivde 19. yüzyıl sonu ila 20. yüzyıl başında çekilmiş binlerce fotoğraf yer alıyor.
http://gertrudebell.ncl.ac.uk/photos.php

Koç Üniversitesi kütüphanesinde bulunan 200'den fazla yazma eserin taranmış-dijital nüshası şu linkte: http://digitalcollections.library.ku.edu.tr/cdm/search/col

Berlin Devlet Üniversitesi'nin Orient Dijital projesi kapsamında taranmış 3441 Türkçe yazma şu linkte: http://orient-digital.staatsbibliothek-berlin.de/content/index.xml

Venedik devlet arşivlerinde bulunan toplam 2.022 #Osmanlı belgesinin tamamına internet üzerinden ulaşmak mümkün: http://www.archiviodistatovenezia.it/...one.htm?idColl=24121

Meraklısı için önemli bir dijital fotoğraf arşivi:
İstanbul'daki Bizans yapıları: http://digitalcollections.library.ku.edu.tr/...page/collection/BYGA

Arşiv:
2 milyondan çok fotoğrafın yer aldığı, konu, başlık ve bölgelere göre tarama yapılabilen çok önemli bir fotoğraf kolleksiyonu:
(Türkiye'yle de ilgili binlerce fotoğraf var) https://www.europeana.eu/...lections/photography

Prof. Mükrimin Halil Yinanç'ın kütüphanesi vârisleri tarafından Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi'ne bağışlanmış (memleketi: Maraş'ın Elbistan kazası).
Mükrimin Halil Yinanç Kütüphanesi'ndeki taranmış kitaplara şu linkten online erişebilirsiniz:
http://kutuphane.ksu.edu.tr/yinanc.htm

Osmanlı devleti Brüksel elçiliği evrakı (1849-1914 dönemi).
Yaklaşık 5000 belge taranmış, online erişime açık: http://dighum.uantwerpen.be/ottomandiplomats/

Münih'teki Bayerische StaatsBibliothek adlı çok büyük kütüphane taranmış binlerce eseri online paylaşıma açmış.
19. asır öncesinde basılmış Türkiye/Osmanlı ile ilgili kitapların çoğu bu kütüphanede var, erişim şu linkte:
Konulara göre tarama imkânı mevcut
https://www.bsb-muenchen.de/en/

Meraklısına:
Duke Üniversitesi Kütüphanesi'ndeki Osmanlıca 216 kitabı online okumak/incelemek ve indirmek mümkün: https://archive.org/...downloads&page=3

Kültür Bakanlığı'na bağlı toplam 100 halk kütüphanesindeki kitapların taranmış olanları online erişime açıldı:
Bu linkteki katalog üzerinden tarama yapmak mümkün. http://koha.ekutuphane.gov.tr/...opac-main.pl?deger=1

Project Gutenberg, dünyadaki en büyük ücretsiz online-kütüphanelerden biri:
Sol taraftaki menüden konulara ve yazarlara göre tarama yapılabiliyor.
Bu site üzerinden şu an itibariyle taranmış 54.000 civarında kitaba bedelsiz erişim mümkün. http://www.gutenberg.org

+Arşiv:
1930'larda Yakup Kadri ve arkadaşlarının çıkardığı Kadro dergisinin bütün sayıları taranmış olarak şu linkte:
("Kadro" dergisi, Kemalizm'in sol yorumu açısından önemli bir ekoldü.)
http://digitale-sammlungen.ulb.uni-bonn.de/...al/structure/3137049

İstanbul Belediyesi'ne bağlı olan Taksim Atatürk Kütüphanesi Türkiye'nin önemli kütüphanelerinden birisi.
Üye olmak şartıyla (ücretsiz) kütüphanenin sitesinden 40.000 kadar kitabı okumak/indirmek mümkün: http://ataturkkitapligi.ibb.gov.tr/...kkitapligi/index.php

Martin Luther Üniversitesi (Almanya) kütüphanesinden dijital erişime açık olan Türkiye'yle ilgili kitaplar şu linkte:
http://menadoc.bibliothek.uni-halle.de/landau/nav/index/all

IRCICA'nın dijital Farabi kütüphanesinin sitesinden Osmanlı salnâmelerinin tamamına ücretsiz erişim mümkün: http://e-library.ircica.org

Hemen her konuda tarama yapabileceğiniz, her dilden binlerce yayının yer aldığı online kütüphane: http://gen.lib.rus.ec

İspanya Milli Kütüphanesi dijital koleksiyonunda 350 kadar Türkçe/Farsça/Arapça yazma varmış.
Kitaplar şu linkte: http://manuscripta.bibliotecas.csic.es/buscar

Princeton Üniversitesi'nin İslami Yazmalar Dijital Kütüphanesi: http://library.princeton.edu/projects/islamic/
Şu linkten konulara ve başlıklara göre tarama yapılıyor: https://catalog.princeton.edu/...local&PAGE=First

İlgen Aktürk, bir alıntı ekledi.
18 saat önce · Kitabı okuyor

Fakirliğin Faydaları
Fakir münevver, zengin münevverden çok daha iyi gözlemcidir. Fakir, her sözcüğü şüpheyle dinler, böylece attığı her adım, onun düşüncesine ve duygularına bir iş, bir vazife yükler. Fakirin kulağı deliktir. Hassas düşünür. O hayattan ders almıştır. Ruhunda yanık yaralar vardır.

Açlık, Knut Hamsun (Sayfa 157)Açlık, Knut Hamsun (Sayfa 157)
Selman Akalan, bir alıntı ekledi.
18 saat önce · Kitabı okuyor

hayatın ironisi ,hayatın komedisi haline gelir.
4 yaşındayken başarının anlamı, altınıza kaçırmamaktır!
12 yaşındayken başarının anlamı, kalabalık bir arkadaş grubuna sahip olmaktır.
20 yaşındayken başarının anlamı, cinsel hayatınızın aktif olmasıdır.
35 yaşındayken başarının anlamı, zengin olmaktır
60 yaşındayken başarının anlamı, cinsel hayatınızın aktif olmasıdır.
70 yaşındayken başarının anlamı, kalabalık bir arkadaş grubuna sahip olmaktır.
80 yaşındayken başarının anlamı, altınıza kaçırmamaktır!

Her Şey Seninle Başlar, Mümin Sekman (Sayfa 127 - Alfa yayınları)Her Şey Seninle Başlar, Mümin Sekman (Sayfa 127 - Alfa yayınları)
Kitap her yerde okunur, bir alıntı ekledi.
19 saat önce

Avrupa'da zenginler, kibarca zengin değil gibi yaparlar... Uygarlık budur.
Bence kültürlü ve uygar olmak da herkesin birbiriyle eşit ve özgür olması değil, herkesin kibarca diğerleriyle eşit ve özgürmüş gibi davranmasıdır.
O zaman kimsenin suçluluk duymasına gerek kalmaz.

Masumiyet Müzesi, Orhan Pamuk (Epub)Masumiyet Müzesi, Orhan Pamuk (Epub)