Artık yalnızdım.Peki, bunca zaman zihnimin ve kalbimin kıyasıya savaşması nedendi? Ateşle eşdeğer gördüğüm, beni varlıylada yokluyla da yakan Lacivert neredeydi?
Yoksa ben de mi sadece görevdimdim? En önemli görevleri bittiğinde ortadan kalkan basit bir risk miydim? Bağlı olduğumuzu tüm ruhumla hissettiğim ancak dile getirmeye korktuğum adam neden yoktu? Öylece kandırılmış ve bir kenara mı atılmıştım? Bu kadar aptal mıydım?
Görev bitmişti. Oturduğum ev benimdi. istemediğim kadar param, kendime ait bir hayatım vardı artık. Özgürdüm. Hiç olmadığı kadar özgür.
Ancak Lacivert'ten hiçbir iz yoktu.
Tüm yaşadıklarım illüzyon muydu?
Öncelikle yazara böyle güzel kitap yazdığı için teşekkür ederim. Sofia her ne kadar Beren'nin beyniyle oynasa da Beren hep James'i sevdi. Kızıl kehribar'ı dört gözle bekliyorum.
AmberT. Y. Mazer · Artemis Yayınları · 20201,506 okunma
"Sana Beth diyebilir miyim?" dedim yavaşça.Tepkisi tek kaşını kaldırmak oldu. "Ne?" dedi hiç duraksamadan.
"Elizabeth yerine Beth desem?" diye sordum."Elizabeth çok uzun, görev esnasında Elizabeth diye bağırmak zahmetli oluyor. "
Her zamanki gibi göz devirdi. Ardından ekledi. "Asla Beth olmaz. illa kısaltmak istiyorsan E de."
"E ne ya " dedim yüzümü buruşturarak. "Konuşmaya zahmet etmez gibi. Bana B diye seslenildiğini düşünemiyorum."
"Kısa olmasını istiyen sendin," dedi.
"Beth'in nesi var ki?" diye sordum. "Hatta beğenmediysen Betty de diyebilirim. Betty Boop'u çok severim."
Elizabeth dehşet içinde yüzüme baktı. Ortam uygun olsa bu haline kahka atardım.
"Aman Tanrım sen nasıl bir pallyanna'sın?" dedi ondan beklemediğim kadar abartılı bir şekilde."Çok istiyorsan Lizy diyebilirsin," dedi. "Ancak bu, sadece bu görev için geçerli; başka bir yerde duymak istemiyorum."
"Tamam, tamam biliyorum," dedim. "Aksi takdirde güzel saçlarımı yerinden sökersin."
Sesmdeki alayı fark ettiği için gözlerini kıstı. Önden yürümeye başladı. Arkasından sırıttım.