“Annelerimiz bize kızgın değilken, Tanrı neden olsun ki?”
“Tanrı sizin gözünüzde bir insan mı?”
Bu dediğimi biraz düşündü. “Eh, zihnimizde ona yaklaşmaya çalışırken doğal olarak bu fikri insanlaştırıyoruz; ama bir yerlerde Tanrı mertebesindeki bir Yüce Kadın olduğunu düşünmüyoruz. Bizim Tanrı adını verdiğimiz şey her yere yayılan bir kuvvet, bilirsin işte, insanın içinde yaşayan bir ruh, içimizde mukim ve daha çok istediğimiz bir şey. Sizin Tanrınız Yüce bir Erkek mi?” diye sordu masumca.
“Eh evet, çoğumuz için öyle, sanırım. Elbette biz de ona tıpkı sizin gibi içimizde yaşayan bir ruh gibi bakıyoruz ama onun bir varlık, bir insan ve bir erkek olduğunu söylüyoruz -hem de sakallı makallı.”
Sayfa 148 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Biz annelerimizden görerek bir şeyler yapıyoruz, annelerimiz için değil. Onlar için bir şeyler yapmamız gerekmiyor; buna ihtiyaçları yok ki, biliyorsunuz.
Sayfa 147 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
“Geçmişe saygınız yok mu? Büyük- büyükannelerinizin düşündüklerine ve inandıklarına?”
“Yoo hayır,” dedi. “Neden olsun ki? Hepsi göçüp gitti. Bizden daha az şeyi biliyorlardı. Zaten onların ilerisine geçemezsek, onlara layık değiliz demektir; keza bizden daha öteye geçecek olan çocuklarımıza da layık olamayız.
Sayfa 145 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
“Biz varımızla yoğumuzla iki gün için çabalıyoruz,” diye devam etti Somel. “Soylu bir yaşam için temelde zorunlu olduğunu düşündüğümüz ikili; geniş kapsamlı net bir muhakeme yetisi ve hayatta somut karşılığı olan güçlü bir irade.
Sayfa 138 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu