'' Yeryüzünde yalnız alçaklar değil, mert insanlarda yaşama hakkına sahiptir; yeryüzünde yalnız iğrençlik değil; bir ışıltı , bir yücelik büyülü bir güzellikte aranmalıdır. Yaşamdan insan her aradığını bulabiliyor; ayrıca insanoğlunda, yaşamda bulunmayan yaratma gücü vardır. Bu güç şimdilik yetersiz olsa da ileride artacağı yüzde yüz. Yaşamak güzeldir; yaşam mutluluğa, sevince doğru koşan görkemli, coşkulu bir süreçtir. Buna inanıyorum, inanmamak elimden gelmiyor.''
'' bizim yaşamdan aldığımız tat nedir ki? daha doğrusu yaşamak bizim için ne anlam taşır? Çalışmak mı? Hayır! Yiyip içmek mi? Değil! Savaşmak mı ?O da değil! Öyleyse ne?.. Dostlarım, yaşam bizim için can sıkıcı, bıktırıcı, ağır bir yük gibidir. Onun taşırken ahlar, oflar yükümüzün ağırlığında dolayı durmadan sızlanırız. Yaşamayı sevenimiz var mıdır, dersiniz? Yaşamayı sevmek mi? Sözü bile kulağı tırmalıyor, değil mi? Hayır, biz okumayı, tartışmayı severiz; gelecekle ilgili düş kurmaya bayılırız... Demek oluyor ki biz yaşama platonik, döl vermeyen bir sevgiyle, seviyoruz...''
''İnsanın iç dengesinin bozulması ne demektir, bilir misiniz? Aklın duygularla çatışması sonucu ruhsal yapısı çarpıtılmış, amaçsız çırpınan ve acıyla sağa sola toslayan bir zavallı çıkar karşımızda...''