Petersburg'da, Güney Rusya'da grevlerden kışkırtıcı bir dille söz ediyor, işçiyi çıkarlarını savunmak için birliğe, savaşa çağırıyordu.
Fabrikada epeyce mevkisi olan kim yaşlı adamlar bu sözlerden öfkelenerek:
- Ah şu herifler, diyorlardı; bunları yakalamalı, dövmeli, ta ki akılları başlarına gelsin...
Delikanlılarsa o bildirilerden duydukları sevincin ateşi içinde şöyle bağırıyorlardı:
- Bu kağıtlar hep gerçeği söylüyor...
İş altında ezilmiş, artık her şeye kaygısız bakışlarla bakmaya alışmış işçinin büyük çoğunluğu da tembel tembel:
-Bunlardan bir şey çıkmaz ki, gidiyordu.
Birçok doymuş adamlar var; ne var ki, onların hiçbiri namusu değil. Biz şu kokmuş yaşayış bataklığının üstüne öyle bir köprü kuralım ki, bizi geleceğin mutluluk sarayına iletsin. İşte, ödevimiz arkadaşlar!