“Sevgilinize neden bağlandığınızı çözmemiz için anne babanızla olan ilişkinize bakmalıyız. Gerçekte bağladığınız kim? Sevgilinizin acısı geçmişteki hangi yaranıza tekabül ediyor ?
Dünya insanın başına bir kez yıkılmaya görsün, devamı illaki geliyordu. Misliyle, katbekat, anbean, büyüyerek, artarak, şiddetlenerek devam ediyordu yıkım.
Bırakmadım; çünkü her şey aşktandı, hepsi ve tümü aşktandı. Ne demiştik? Dünya başımıza aşktan yıkılıyordu. Biz aşktan yerle bir oluyorduk. Kalbimiz aşktan dağlanıyordu. İnsan kendini affedemeyeceğini bile bile ateşe gözü kara atlıyordu.
“İkna edeceksin beni biliyorum. Dinlemek istemiyorum. Çünkü sana karşı koyamıyorum, hemen boyun eğiyorum. Aldığım kararları bozuyorum. Senin karşında güçsüz ve zayıfım. Oysa ben böyle bir kadın değilim. Güçlüyüm ben. Neler atlattım. Bunu da atlatırım. O yüzden seni dinlemeyeceğim.”
Sevgimizi, aşkımızı dünyanın en korunaklı kalesinde tutulan değerli bir elmas gibi koruduk. Çünkü bilirsiniz ya, dünya biter geriye aşk kalır. Öyle derdi Aykut.