Bu kitabı okurken sanki bambaşka bir kitabı okuyormuşum gibi hissettim. Serinin ilk kitaplarını çok beğenmiştim, en çok da ikincisini. Ama bu kitap ilk iki kitaptan oldukça farklıydı. Başrolümüz sanki bambaşka biri gibiydi. İyi kızdan çok bi nevi kötü kızdı sanki :) Aslında başrol karakterlerin kusursuz iyi yazılmaları, hiçbir hata yapmıyor oluşlarından oldukça sıkılmıştım. O yüzden hoşuma gitmedi de diyemem. Ama ilk iki kitaptaki Pip'i okuyor gibi hissedemedim. Önceden insanlar yaptığında iğrendiği, sevmediği şeyleri Pip'in yaptığını okuduğumda şok geçirmediğimi söyleyemem. Sonrasında uzun bir süre sıkılarak okudum. Sonuna yaklaştıkça daha sürükleyici bir hal aldı. Bazı sahneleri ağzım açık, bazılarını yüzüm ekşimiş okusam da Ravi'yi daha çok sevdiğimi de itiraf etmeliyim. Sen eşsiz bir erkek karaktersin. Kitabın sonunun ucu açık bırakılmasını sevmesem de Ravi ve Pip için güzel bir gelecek hayal ediyorum.
Sen de böyle yapardın, benim için bunu yapardın, yapacağını biliyorsun. Biz bir takımımız, hatırladın mı? Sen ve ben. Ve kimse seni benden alamaz, sen bile.
Pip ona koşup sarılmak, kollarının arasına girmek ve orada kaybolmak istedi. Ama yapamazdı. Vücudu, giysileri bir olay yeriydi ve Ravi'yi kirletemezdi. Ravi bunu biliyor, gözlerinden okuyor gibiydi. Ona doğru bir adım attı, uzandı, tek parmağını kullanarak dikkatle çenesinin altında kan olmayan bir yeri okşadı, verdiği his aynıydı.