O ucu bucağı olmayan koridorlarda yalnızım. Sağır, betondan bir gökyüzü. Bir yerlerde taşa su damlıyor. Tanıdık, ağır, şeffaf olmayan bir kapı ve ardından boğuk bir uğultu geliyor.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
İşte ben, herkesle aynı hizada ama yinede herkesten ayrıyım. Tüm vücudum hâlâ yaşadığım heyecandan dolayı, üzerinden tren geçen, antik, demir bir köprü gibi titriyor. Kendimi hissediyorum. Ama sadece içine bir şey kaçan göz, yaralı parmak ya da ağrıyan diş kendini hisseder ve bireyselliğini kavrar. Sağlıklı göz, parmak ve diş âdeta yoktur. Kişisel bilincin bir hastalıktan ibaret olduğu apaçık ortada değil mi?
Şimdi içim, sanki herkesin çekip gittiği, tek başına hasta yattığın, düşüncelerin net ve metalik tıkırtılarını çok açık biçimde işittiğin bir ev gibi sessiz ve boş.