Hatırlıyor musunuz, dün beni yeterince ciddi olmamakla suçluyordunuz. Bu tür sitemler, onu artık hak etmedikleri zamanlar bile, çok sık yapılır gençlere...
Örneğin... size bu soruyu sorduğum için bağışlayın beni, zengin biriyle evlenmek istemezdiniz, değil mi?
- Çok seversem... Yok, çok sevsem bile evlenmem.
- Ya! Gördünüz mü? diye haykırdı Arkadiy. (Bir an sustuktan sonra ekledi.) Peki, neden evlenmezdiniz?
- Çünkü zengin erkeklerle evlenen yoksul kızların öyküleriyle dolu bir sürü şarkı vardır.
- Belki de egemen olmayı istiyorsunuzdur...
-Yo, hayır! Neden isteyeyim? Tersine, boyun eğmeye hazırım. Yalnızca eşitsizlik ağır gelir bana. İnsanın kendine saygısını yitirmeden boyun eğmesini anlarım ama; mutluluk verir insana bu. Ama hep boyun eğen biri olmak... Neyse bu kadarı da yeter.
Ne söyleyebilirim ki? Genelde insanlar için üzülmeye değmez, benim için ise hiç…
Nedenmiş o?
Ben renksiz, ilginç yanı olmayan biriyim. Doğru dürüst konuşmayı bile beceremiyorum.
Sizi övmekerini istediğiniz için böyle konuşuyorsunuz Yevgeniy Vasilyiç.
Öyle bir alışkanlığım yoktur. Öylesine değer verdiğiniz kibar yaşamın benim için ulaşılmaz olduğunu kendiniz de bilmiyor musunuz?
Ne var ki, Bazarov tamamen yanılmıyordu. Odintsova’yı etkilemişti; ilgisini çekmişti, onu çok düşünüyordu Odintsova. Yokluğunda canı sıkılmıyor, onu beklemiyordu, ama yanına geldiğinde hemen canlanıveriyordu; onunla baş başa kalmaktan hoşlanıyor, Bazarov onu kızdırdığı veya zevkini, seçkin alışkanlıklarını eleştirerek onu kırdığı zamanlar bile gene seve seve sohbet ediyordu onunla. Sanki Bazarov’u öğrenmeye, kendini de anlamaya çalışıyordu…