Sizi dinleyecek, yanında duygularınızı kısıtlanmaksızın yaşayabileceğiniz birini bulun. Bazı insanlar sizi öfkelenmekten, gücenmekten vazgeçirmeye çalışacaklardır ki bunun size faydası olmaz. İçinizde yaşadıklarınızı anlatabileceğiniz, duygularınızı ifade edebileceğiniz güvenli bir yere ihtiyacınız var.
Olan olmuştur, geçmişi değiştiremeyiz, her ne olduysa bitmiş gitmiştir. Ancak duruma yönelik bakış açımızı ve tepki biçimimizi farklılaştırarak geleceği değiştirebiliriz.
Öfke ve endişe duyduğumuzda beynimiz dopamin salgılar ki bu da haz duymamıza katkıda bulunur. Beynimizdeki korku merkezi endişe yaşadığımız için bizi ödüllendirir, çünkü bu sayede güvende kalacağımızı düşünür. Oysa asıl güvenli duruma, kendimizi koruma doğrultusunda gereken adımları attığımız zaman kavuşuruz.
Kurban kimliğini benimsediğimizde kendimizi suçlama eğilimimiz de artabilir. İncindiğimiz zaman bize daha da acı verecek duyguları yaşamaktan, örneğin yaralanmaktan, kendimizi reddedilmiş, ayıplanmış ya da yüzüstü bırakılmış hissetmekten kaçınmak için başkalarını suçlayabiliriz.
Bu yüzden de geçmişe dair irdelemelerde önemli olan, yaşanan olayların nesnel gerçekliğinden ziyade kişinin bunlara dair içsel yaşantılarıdır. Aynı olayı herkes farklı fiziksel ve duygusal pencerelerden görür, dolayısıyla hiç kimse onu gerçeklikle birebir uyuşur biçimde aktaramaz.