Kısaca; cezaevinde tuvalet temizlemek bile olsa, ne iş yapıyorsanız yapın, daha iyisini nasıl yapabileceğinize odaklanarak yapın. Hayatta karşınıza çıkan her bir güçlüğü kendinizi geliştirmek üzere bir fırsata çevirebilirsiniz. Sizi geliştiren zaten yapmaktan hoşlandıklarınız değil, yapmayı istemeseniz de yapabildiklerinizdir.
Cesaret korkmamak değildi, herkes korkabilirdi. Akıl ve mantığa aykırı gelen ne varsa, vücut, zihin ve ruh o tehlikeye tepki olarak sizi o ortamdan uzaklaştırmaya çalışıyordu. Ama cesaret, korktuğunuz hâlde , idealleriniz, hedefleriniz, sevdikleriniz uğrunda yapmanız gerekeni yapabilmekti. Korkusunu yenebilen kişiye cesur deniyordu, korkmayana değil.
Hayat sizin mazeretlerinizle ilgilenmiyor. Denizde karşılaştığınız fırtınalar kimsenin umrunda değil. Herkes gemiyi limana sağ salim getirip getirmediğinize bakıyor.
Başarıya götüren yolun anahtarı, başarmak üzere yola çıktığınız bir hedef uğrunda her gün yeni yetenekler kazanmak, başarmak için mazeret üretmeyip bir yol bulmak, çözüm üretmek, bulamadığımızda tekrar denemek, tekrar, tekrar denemektir. Ta ki başarana kadar. Sizi başarıya götüren yol zor olsa da başarının bedeli tamda budur; dinmek bilmeyen bir çalışma temposu, bazen acı ve hatta bazen de gözyaşı. Bedelini ödemeye hazırsanız başarı da mutlaka size gelecektir.