Yedi kat göklerden bakıp şu hale,
Bizi de bunlardan bilme başbuğum.
Ağlanacak halimizi hürmetle,
Arz edeyim gel de gülme başbuğum.
Tükenmiyor baykuş gibi ötenler.
Dün Ege’nin sularında yitenler,
Senaryosu derinlerde bitenler,
Devam çekiyorlar filme başbuğum.
Beyinleri uyuşturmuş siyaset.
Biri sarhoş diyor, biri vesayet.
Demir ağla dokuduğun memleket,
Çok zamandır lime lime başbuğum.
Toplamayla giriyorlar meclise.
Eksilte eksilte dolmuyor kese.
Hırsızlıktan çarpılmadı hiç kimse.
Şimdi gündemimiz bölme başbuğum.
Gölgesinde yatıyorlar adının.
Direğini söküyorlar çatının.
Bunların anasının, avradının…
Gayesi Türklüğe çelme başbuğum.
Bizi sorma, ne ceza, ne berat var.
Ne resmine dik bakacak surat var.
Ne askerlik kaldı, ne de sanat var.
Dilek tutuyoruz ilme başbuğum.
Tanrı bilir, gözümle sevmiyorum ben seni:
Çünkü sana baktıkça gözüm bin kusur bulur.
Ama yüreğim sever gözün sevmediğini,
Görünüşe aldanmaz, sevgiye teslim olur.
Sayfa 141 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Demir dağın devrilip yıkıldığı an gibi,
Ergenekon'dan henüz çıkıldığı an gibi,
Ve Tanrı'nın ilk Türk'ü, Türk kıldığı an gibi,
Senin, düştüğün yerden doğrulmana muhtacız.
Eski hırsla yeniden, yoğrulmana muhtacız.
İki satır uyaklı sözden bir şiir türet,
Al eline fırçayı, otur bir resim yarat,
Sil dünyanın kirini, güzelliklerle donat,
Çünkü sen güzellikler dünyasına lâyıksın.
Dünya güzelleşecek, sen güzel olacaksın.
Elinden ne gelir ki? En iyi sen bilirsin!
Düşünsen, sen de elbet sende umut bulursun.
Tek adımla, durduğun noktadan kurtulursun.
İlk adımla başlıyor bütün yolların başı.
İlk adımla bitiyor vicdanının savaşı...
Umutsuzluk, tembellik, çok milleti yıkmıştır,
Kimler tarih olmuşsa, yaşamaktan bıkmıştır,
Bütün güzel heykeller, çirkin taştan çıkmıştır!
Gördüğün kusurları, yontup düzelteceksin.
Ve bütün düşenleri, tutup yükselteceksin.
Ey asil Türk gençliği! Bir yokla vicdanını.
Kendinden umut kesme, tazele imanını.