acayipbirnesil

Ayrılıkların tam ortasında, yarın olmayabilir ama, dün kal-mıştır. Dün yaşandı, dün sen yaşadıkça var olacak, incitecek, kalbini kıracak. Dün bütün çıplaklığıyla belirir. Anı iskeletleri takırdayıp durur. Üşürsünüz. Erken bastıran ilkyazda, yaz sabahları yürür gibi, alnınızda boncuk boncuk terler... yine de üşürsünüz. Daha bu sabah.
Reklam
Hepsi yaklaşıyor. Sabahı bir kez daha yaşayacak. Bütün sabahları zaten birbirine benzeyecek. Hep aynı insanların dü-şünüleceği, hep aynı insanların düşleneceği, hep aynı insanlar için üzülünecek üzünç sabahları. Saati kaça kurarsa kursun, erken kalkamayacak. Çünkü bundan sonra, bundan böyle geceler de birbirine benzeyecek, hep aynı olacak.
Pencerenin önünde durarak, kaç geceler, anlatamadıklarınla, dile getiremediklerinle, herkesin beklediği 'yarın' umudu, bakardın, karşı apartmanlar, pencereler, televizyon ışıkları. Bakardın, anlamak, duyumsayabilmek için, körleşir, sönerdi yarın. Yarın her şey değişecek. Bir sigara daha yak, kansere iyi gelir. Sağır apartman daireleri, sağırduyarlık, içsel çığlığa sagır ortam. Beklerdin, hep aynı gecelerde, neyi beklediğini bilmeyerek, öyle kaç gecelerde.
insanları kendi kendime sevdim. izlerini bir yaz yağmuru siliverdi...
Yazmak, oysa yalnızlığın ta kendisidir. Neyi yazarsan yaz, yalnızlığın, yalnızlığının sesini dinlersin. Sonra aşk da geçer. İlk aşk biter, son aşk da geçer. İlk aşktan hepi topu iki-üç sahne kalmış. Sonraki aşklardan ne kalır?
Reklam