Adaletin terazisi çoktan kırılmış ve yerine bir kılıç konulmuştur. Bu, artık hukukun bir ilke değil, bir araç haline geldiğinin göstergesidir. Ve araçsallaşmış bir adalet, adalet değildir; yalnızca güçlünün iradesine boyun eğen bir gölgedir.
Eğer hukukun terazisi, halkın iradesini değil de otoritenin çıkarlarını tartıyorsa, bizler neyin hakikat, neyin aldatmaca olduğunu nasıl bileceğiz?
Nietzsche’nin dediği gibi, “Gerçekleri gömmek mümkündür; ama onlar bir gün mezarlarını kendileri kazacaklardır.”
Hakikat, örtüldüğünde yok olmaz sadece zamanı geldiğinde daha büyük bir şiddetle ortaya çıkmak üzere bekler.
Ve eğer adaletin sustuğu bir devirde susmak bir erdem sanılıyorsa, o zaman erdemin kendisi de artık bir yalandan ibarettir.