ZÜLFİYE ÖZCAN

ZÜLFİYE ÖZCAN
@zulfoz
Sosyal Bilgiler Öğretmeni
Manisa
12 okur puanı
Aralık 2021 tarihinde katıldı
“Yunan serpuşu olan fesi giymek caiz olur da şapkayı giymek neden olmasın? Ve yine bütün milletime hatırlatmak isterim; Bizans imparatorlarının ve Yahudi hahamlarının mahsus kisvesi olan cübbeyi, bizimkiler ne vakit, nasıl ve niçin giydiler?”
Sayfa 258·Kitabı okudu
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
“Atatürk Bursa’ya bir akşamüstü gelmiş, köşke çıkıncaya kadar hava iyice kararmıştı. Tabii bu durumda kendisi bizim pek münasip ve isabetli bulduğumuz koruma tertibinin farkına varmamıştı. Ancak ertesi gün şehre inişinde vaziyeti yani yolun süngülü nöbetçilerle sarıldığını görmüştü. Köşke dönüşünde beni çağırmış. Gittim, ayaktaydı, kırgın ve kızgın görünüyordu. Yüzüme dikkatle bakarak sordu: -Yoldaki hal nedir? Birden bire şaşırmıştım, cevap veremedim. Sözüne devam etti. -Sen olsan ve buraya gelip benimle görüşmek istesen, iki yanı süngülü askerlerle tutulmuş bir yoldan geçmek hoşuna gider miydi? Kekeledim. +Efendim bu tedbir yalnız siz geçerken alınıyor. -‘Nasıl olursa olsun iyi bir şey değil. Esasen buna lüzum da yoktur, bir daha yapılmamalıdır, hatta kapıdaki resmi elbiseli polisleri de istemem. Lazımsa onların yerine siviller kullanırsınız. Hiç unutmayın alınacak koruma tedbirleri halkı hiçbir suretle ürkütmeyecek ve rencide etmeyecek şekilde olmalıdır.’ emrini verdi.”
Sayfa 69·Kitabı okudu

ZÜLFİYE ÖZCAN

, bir kitap okudu
Puan vermedi·536 syf.·
15 günde okudu
·
Okunma: 25 Mayıs 2022 15:20
·
2022 18. kitabı
Afet İnan
9.1/10 · 943 okunma
…“Cevat Paşa cümlesini tamamlarken durumun hiç de önemli olmadığını ima etmek ister bir tavırla haritanın bulunduğu masadan uzaklaşır gibi oluyor. Mustafa Kemal içinden Cevat Paşa’ya teşekkür ediyor. Generalin bu sözleri Sadrazamı tatmin etmiş görünmektedir. Her biri birer koltuğa çekiliyor. Sadrazam Mustafa Kemal’e soruyor: -Ne vakit hareket edeceksiniz? -Ne zaman emir buyruluyorsa ben harekete hazırım. -Zatışahane’yi ziyaret ettiniz mi? -Hayır iade irade buyrulmadı. -İrade buyruldu, ben tebliğ ediyorum yarın kendilerini ziyaret ediniz. Ayrılmak zamanı geliyor. Aralarından birini arkalarında bırakarak sokağa çıkan iki davetli Mustafa Kemal ve Cevat Paşa kolkola yürüyorlar. Gecenin karanlıkları içinde Nişantaşı Caddesi’nin yaya kaldırımı üzerinden Teşvikiye’ye doğru sıkı adımlarla ilerleyen bu iki arkadaştan biri ötekine pek samimi bir lisanla soruyor: -Bir şey mi yapacaksın Kemal? -Evet paşam bir şey yapacağım. -Allah muvaffak etsin -Mutlak muaffak olacağız.”
“10 yıl önce bugün Cumhuriyeti ilan etmek lazımdı. Hadiselerin seyri bunu icap ettiriyordu. Partide ve mecliste münakaşalar cereyan ederken bildiğin gibi beni davet ettiler. O heyecanlı celselerde söz söylemek benim aradığım işti. Uzun söz söyleyemedim. Cumhurbaşkanı seçildiğim zaman söyledigim nutuk en kısa beyanatlarımdan biridir. Neden? Çünkü dişlerimi yeni çektirmiştim, yeni yapılan dişlerim tecrübe devresinde idi. Söz söylemeye başladığım vakit ıslık gibi bir ses çıkıyor veyahut da ağzımdan düşüyordu. Bu sırada yapılacak hiçbir çare yoktu. Bu tabii hadise siyasi hayatımın en mühim safhasına böylece bir mani teşkil etti. Kim bilir uzun söylemediğim belki de isabetli olmuştur.”