Hasan Rıza Soyak

Hasan Rıza Soyak

Yazar
9.6/10
7 Kişi
·
25
Okunma
·
7
Beğeni
·
1416
Gösterim
Adı:
Hasan Rıza Soyak
Unvan:
Eski Milletvekill / Yazar
Doğum:
Üsküp, 1888
Ölüm:
İstanbul', 1970
1888 yılında Üsküp'te doğan Hasan Rıza Soyak, Rüştiye'yi bitirdikten sonra İstanbul'da, Vilayet kaleminde devlet hizmetine girdi; 1914'te İstanbul Merkez Komutanlığı'na bağlı SıkıyönetimKomutanlığı hatipliği görevinde bulundu. Aynı yıl 1. Kolordu Kurmaylığı bürosunda görevlendirildi. I. Dünya Savaşı'nın ilk yılını burada geçirdi ve 1916'da 2. Kolordu Kurmaylığı'nda aynı nitelikte bir göreve nakledildi. Hasan Rıza'nın Ankara'daki görev yılları 1922'de, TBMM'de kâtip olarak başladı. Bu görev, kendisini sürekli olarak Mustafa Kemal'in yakınında tutuyordu. Mustafa Kemal, Cumhurbaşkanı seçildikten sonra, 1924'te kendisini mutemet olarak Çankaya Köşkü'ne aldı. 1927'de özel kalem müdürü, 1932'de genel sekreter vekili, 1934'te genel sekreter oldu ve bu göreviAtatürk'ün ölümüne kadar sürdürdü. Genel sekreterliği sırasında bir dönem de Burdur milletvekilliği yaptı. 1970 yılında İstanbul'da öldü.
Kapıyı kapatır ve bir koltuğa yığılır.Çok yorgun ve sinirlidir.Elleri titreyerek sigarasını yakar ve şöyle konuşur :
" Bunalıyorum çocuk , büyük bir acı içinde bunalıyorum..."
"çocukluk ne güzel şey. çocuklar ne sevimli, ne tatlı yaratıklar değil mi? en çok hoşuma giden halleri nedir bilir misin? riyakârlık bilmemeleri, bütün istek ve duygularını içlerinden geldiği gibi açıklamaları" dedi. sonra ülkü'yü derin bir şefkatle bağrına bastı; iki yanağından öptü. ben bu öpücüklerde bütün çocuklara karşı olan sonsuz sevgisinin izlerini görür gibi olmuştum.
“Kapıyı kapatır ve bir koltuğa yığılır. Çok yorgun ve sinirlidir. Elleri titreyerek sigarasını yakar ve şöyle konuşur: ‘Bunalıyorum çocuk, büyük bir acı içinde bunalıyorum.”
Ahmet Haşim onu şöyle tarif ediyor:
"Bebekleri en garip ve esrarengiz madenlerden yapılmış bir çift gözün; mavi, sarı, yeşil ışıklarla aydınlattığı asabi bir çehre. Yüzde, alında, ellerde bir sıhhat ve bahar rengi. Muntazam taranmış ve noksansız, sarı genç saçlar. Bütün zemberekleri çelikten, ince, yumuşak, toplu, gerilmiş ter ve taze bir uzviyet."
Atatürk "Evet" diyerek cevap verdi. "Ben kana bakamam. Bir tavuğun dahi boğazlandığını görmeye tahammülüm yoktur."

Şehinşah'ın (Dönemin İran Devlet Başkanı) şaşkınlığı artmıştı; tekrar sordu:
"Ya bu kadar çok bulunudğunuz büyük ve kanlı muharebe meydanları?"

Atatürk:
"Ha" dedi, "o başka meseledir; öyle yerlerde cesetlerin üzerinden atlayarak yürürüm."

Evet; O'nun için bu bambaşka bir işti; çünkü o daima vatan ve hak müdafası yolunda çarpışmıştı ve bu yolda katlanamayacağı cefa ve fedakarlık yoktu. Sırası gelmişken söyleyeyim: "Harp zaruri ve hayati olmalıdır, milletin hayatı tehlike ile karşılaşmayınca harp cinayettir." derdi.
"Her zaman masum halkı baştan çıkartmak için uğraşanlar olmuştur. Böylelerinin sözlerine kulak asmamak, onlara tertip edilecek en iyi cezadır."
"Askeri, siyasi, büyük veönemli meselelerin cereyan ettiği veya konuşulacağı zamanlarda hiç içmezdi. Gündüz içmenin de aleyhindeydi. Yanında bulunduğum uzun yıllar zarfında (ki 1924-1938 yılları arasında yazar Atatürk'ün pek yakın çalışma arkadaşıdır) yalnız iki defa, gündüz birkaç kadeh konyak veya rakı içtiğini gördüm."
Dünya harbi yenilgisinden sonra, öz yurdun kurtuluşu için mücadeleye atıldığı zaman O'na, "Silahın, ordun, paran var mı? diye soranlar olmuştu. Eşsiz Kahraman, bu zayıf iradeli ve kısa görüşlülere şu cevabı vermişti:

"PARAMIZ OLACAK, SİLAHIMIZ OLACAK, ORDUMUZ OLACAK, SAVAŞACAĞIZ VE MUZAFFER OLACAĞIZ."
Efendiler; dünyada her şey için maddiyat için, maneviyat için, hayat için, başarı için, en hakiki mürşit ilimdir, fendir. İlim ve fennin dışında mürşit aramak gaflettir, cehalettir, delalettir...
776 syf.
·Beğendi·10/10
Atatürk'ün birebir yanında bulunan ve Paşa'nın "Çocuk"(Atatürk sevdiği kişilere bazen böyle hitap ederdi) olarak çağırdığı özel kalemi Hasan Rıza Soyak tarafından yazılan bu kitap, Atatürk'ün bilinmeyen yönlerini ve az bilinen anılarını bizlere sunmaktadır. Çünkü yazar, ömrünün büyük bir kısmını Gazi'nin yanında geçirmiştir.
776 syf.
·10/10
Ulu Önder Atatürk hakkında en ayrıntılı bilgilere ulaşılabileceğiniz bir başucu kitabı. Yıllarca onun en yakınında umumi katipliğini yürüten, ona çok yakın olan Hasan Rıza Soyak; daha önce öğrendiğimiz birçok bilginin doğrusunu, iç yüzünü anlatıyor. Bunların yanında Atatürk'ün kişiliğinden, olaylara verdiği tepkilerden de bahsediyor oluşu kitabın bir başka olumlu yanı. Mutlaka okunmalıdır.

Yazarın biyografisi

Adı:
Hasan Rıza Soyak
Unvan:
Eski Milletvekill / Yazar
Doğum:
Üsküp, 1888
Ölüm:
İstanbul', 1970
1888 yılında Üsküp'te doğan Hasan Rıza Soyak, Rüştiye'yi bitirdikten sonra İstanbul'da, Vilayet kaleminde devlet hizmetine girdi; 1914'te İstanbul Merkez Komutanlığı'na bağlı SıkıyönetimKomutanlığı hatipliği görevinde bulundu. Aynı yıl 1. Kolordu Kurmaylığı bürosunda görevlendirildi. I. Dünya Savaşı'nın ilk yılını burada geçirdi ve 1916'da 2. Kolordu Kurmaylığı'nda aynı nitelikte bir göreve nakledildi. Hasan Rıza'nın Ankara'daki görev yılları 1922'de, TBMM'de kâtip olarak başladı. Bu görev, kendisini sürekli olarak Mustafa Kemal'in yakınında tutuyordu. Mustafa Kemal, Cumhurbaşkanı seçildikten sonra, 1924'te kendisini mutemet olarak Çankaya Köşkü'ne aldı. 1927'de özel kalem müdürü, 1932'de genel sekreter vekili, 1934'te genel sekreter oldu ve bu göreviAtatürk'ün ölümüne kadar sürdürdü. Genel sekreterliği sırasında bir dönem de Burdur milletvekilliği yaptı. 1970 yılında İstanbul'da öldü.

Yazar istatistikleri

  • 7 okur beğendi.
  • 25 okur okudu.
  • 3 okur okuyor.
  • 70 okur okuyacak.
  • 1 okur yarım bıraktı.