Önceleri tasavvufun zuhurundan maksat ahlakı güzelleştirmek, nefsi terbiye etmek, yani nefsi dine râm etmek, dini nefs için vicdan kılmak, nefsi dinin hükmü altına sokmak, salih ameller ve güzel ahlak ile süslenmekti. Hazreti Peygamber Efendimiz hâtemül enbiyâ olarak gönderilmelerinin sebebini kendileri bizzat şöyle buyurmuşlardır, “Ben mekârim-i ahlâkı tamamlamak için gönderildim.” Binaenaleyh tasavvufun ulaşmak istediği gaye, ahlakın kemâl mertebesine varmak için her hususta Peygamberimizin gittiği ve gösterdiği yoldan yürüyüp, iç ve dış olgunluğu itibariyle insanlığın kemâline en güzel örnek olan Fahr-i Kâinat’ın hakiki vârisi olmaktır.