"İnsanların ne dediğinizi unutacaklarını, ne yaptığınızı unutacaklarını, ama onlara kendilerini nasıl hissettirdiğinizi asla unutmayacaklarını öğrendim."
İnsanların keyifsiz hissederken makarna, tatlı ve karbonhidrat yönünden diğer zengin yiyecekleri tüketmesi tesadüf değildir. Karbonhidratlar, serotonin nörotransmitterinin yapı taşı olan triptofan adlı bir amino asidin beyindeki konsantrasyonunu artırır. Sonuç olarak, artan triptofan beyinde daha yüksek seviyede serotonin anlamına gelir, bu da sakinlik ve dinginlik duygularını teşvik ederek depresyonu, uykusuzluğu ve sinirliliği yatıştırır.
Birçok insan, yürüyüş ya da koşu gibi bazı temel fiziksel aktiviteleri gerçekleştirirken daha iyi düşündüklerini ya da en yaratıcı fikirlerini bu esnada bulduklarını iddia ediyor. Bunun nedeni, fiziksel hareketi kordine eden birincil motor korteksin, bazal gangliyonların ve beyinciğin de düşünce hareketini koordine etmesidir. Tıpkı hareket etmek için gereken fiziksel hareketleri sıralamaları gibi düşünmek için ihtiyaç duydukları düşünce dizilerini de sıralarlar. Yürüme ve koşma gibi temel hareketler, bu beyin bölgelerinin en derinlerinde kökleşmiş olan nöral ateşlenme örüntülerini tetikler. Belki de bu, beynin karmaşık düşünceler arasında temel ateşlenme örüntüleri oluşturmasına yardımcı olarak, bir çözüm bulmamızı ya da yaratıcı bir fikir üretmemizi sağlıyor olabilir.
Hareketsizlik, zihinsel becerilerimizdeki düşüşü hızlandırabilir. Hareketten yarar sağlamak için maraton koşmamız gerekmez: basitçe hareket etmek bedenlerimiz ve beyinlerimiz için iyidir. Hareketi dans gibi bir öğrenme aktivitesiyle birleştirdiğimizde ekstra fayda elde ederiz çünkü beyinde yeni bir görevi öğrenme sonucu yeni bağlantılar oluşur. Yeni rutinler ve dans adımları, öğrenildikçe beyin nöronları arasında daha fazla sayıda bağlantı üretir, bu da daha fazla bilgiyi işleyebilen bir beyin yaratır.