Mekan mavi tren, yol uzun. Göz hizamda kırklı yaşlarının sonunda bir teyze, elinde işi, bebek yeleği örüyor zannımca. Epey kalabalık bir grubun lideri, belli, ağırlığı hissediliyor. Önünde büyükçe bir çanta, hani bu kareli pazar çantalarından. Çantadan çıkardıklarını öne arkaya gönderiyor. Teyzem fazlaca düşünmüş her şeyi, önce plastik tabaklar çıkıyor, sonra plastik bardaklar. Bir köşeye de peçete yığını bırakıyor sanıyorum. Ya da öyle sanmak istiyorum. Tabaklara el açması poğaçalar yerleşiyor önce, sonra kurabiyeler. Yanında biraz daha genç bir abla var, görüş açımın dışında kalıyor. Koltuğun dolu olduğunu fark etmemi sağlayacak kadar gözüküyor sadece başı. Kendisi teyzenin hem fiziken hem ruhen sağ kolu olsa gerek ki lider teyzemden direktif bekleyip, özenle yerine getiriyor. Lider teyzem çıkardığı boş bardakları ablaya uzatıyor, böylece gruba içecek dağıtımı da yapılmış oluyor. Bir arka sırada da grubun en küçük ve tek erkek üyeleri, 10 yaşlarında 2 erkek, ellerinde birer tablet. Sağ kol abla, özellikle ilgileniyor beylerle, onların tabaklarında daha çok market ürünleri var. Bardakları uzatırken özellikle belirtiyor, bitsin tekrar koyarım, diye. Bir ellerinde tablet, bir ellerinde bardaklar, keyifleri fazlasıyla yerinde beylerin. Bu arada maruzatı olan da teyzemin başına geliyor, oda elindeki işini kucağına koyup ölçüp tartıyor, bir çözüm öneriyor hemen ilgiyle.
Vel hasıl bir durakta duruyor tren, çok kalabalık bir grup giriyor vagona. Kulağımda kulaklık olunca, yanlış vagona binmişler sanıyorum başta. Sonra merakıma yenilerek kısıyorum müziğin sesini, bilet kontrolü yapan bir abi konuşuyor. Benim biletimi kontrol eden abi değil bu, daha uzun, gözlüklü. Keşke binmeseydiniz diyor güzel yüzlü takkeli bir amcaya, o da o grubun lideri. Trende boş yer yok diyor, iyisi