Simone Weil’in dediği gibi “Ağacın kökleri gerçekte göktedir.” Bütün ağaçlar hayat enerjilerini güneşten alırlar. Gökyüzü ile bağını kopartmış bir ağacın yaşaması mümkün değildir.
Sohbet, sahabe ve sahip çıkma kelimeleri aynı kökten gelir ve ancak birbirlerine “sahip çıkabilenler” sohbet edebilirler. Sahip olmaya çalışanlar ise birbirlerine ancak efendilik taslarlar.
İnsan, aklıyla ve duygularıyla bir bütündür diyoruz ama o insanı tüketim müptelası bir müşteri hâline getirmek için insanın özünü arzular, istekler ve ihtiyaçlar olarak tanımlıyoruz. Eğitimin amacı akıl ve erdem sahibi insanlar yetiştirmek olmalı diyoruz ama matematik ve fen bilimlerini yegâne zekâ ve başarı kriteri olarak kabul ediyoruz. Bütünlüğü ararken kendimizi paramparça olmuş bir varlık ve insan tasavvuru içinde buluyoruz.