"Xururuca!"
"Ne var?"
"Ağlamak kötü bir şey mi?"
"Ağlamak hiçbir zaman kötü değildir, budala.Neden sordun?"
"Bilmiyorum.Bir türlü alışamadım.Sanki yüreğim boş bir kafes..."
-Susmayı seninle sevdiğimi sen bilmiyordun.Ömrümden büyük hüzünlerle büyüyordum.
-Yüzündeki mahzunluktan okunuyor yüreğindekiler.
-Nasıl yani?
-İçinde biriktirdiğin suskunluk ve hüzün iç içe geçmiş ve yüzünde solgun birer çiçek gibi duruyor.Bunca yaşına bu kadar sessiz çığlığı nasıl sığdırabildin?
Çalınan her kapı hemen açılsaydı;Beklemenin, ümidin, sabrın ve susmanın ne önemi kalırdı.Yüreğini dinleyen,vuslata sağır kalmazdı elbet ama bunun için yürek sahibi olmak gerekti.