Beyaz Helsinki Dedektif Kari Vaara Serisi 3

6,3/10  (3 Oy) · 
6 okunma  · 
2 beğeni  · 
401 gösterim
Kari Vaara, kızları doğduktan iki gün sonra Amerikalı eşi Kate'e, bomba etkisi yaratan haberler verir; Bir beyin tümörü vardır ve suçla savaşmak için suç işleyen, gizli bir operasyon örgütünün başına getirilmiştir.

Örgüt doğrudan Finlandiya Ulusal Polis Şefi'ne bağlıdır. Gizlilik, özerklik ve tüm teknolojik cihazları alabilecek nakit sağlanmıştır. Çok geçmeden haydutların evlerine girmeye, paralarını, uyuşturucularını ve yasadışı silahlarını çalmaya başlarlar.

Bu sırada, Finlandiya, yabancı düşmanlığından başka bir gündemi olmayan aşırı sağ partinin popülerlik kazanmasıyla çalkalanmaktadır. Ülkenin önde gelen göçmen hakları avukatı öldürülür ve başı postayla Finlandiyalı Somalililer Şebekesi'ne gönderilir. Başkan tarafından cinayet davasına atanan Kari, kendini bir milyarderin kaçırılan çocuğunun çözülmemiş davasının ortasında bulurken, eski Fransız lejyoneri ve Kate ile Faustvari bir pazarlığa girmek zorunda kalır.

"Çarpıcı anlatımıyla elden bırakılması imkânsız bir kitap." -Houston Chronicle-

"Kari Vaara serisinin bu üçüncü kitabı daha karanlık, jilet gibi keskin ve düşündürücü."
-The Florida Times-

"Stieg Larsson ve Henning Mankell hayranları için kaçırılmaması gereken bir kitap."
-Booklist-

"Thompson bu son derece güncel romanında ahlaki açıdan belirsiz alanları ustalıkla keşfediyor."
-Publishers Weekly-
(Tanıtım Bülteninden)
  • Baskı Tarihi:
    Mart 2013
  • Sayfa Sayısı:
    334
  • ISBN:
    9786055358327
  • Orijinal Adı:
    Helsinki White
  • Çeviri:
    Doğa Kocagöz
  • Yayınevi:
    Ephesus Yayınları
  • Kitabın Türü:
Librarian 
16 Haz 2015, Kitabı okudu, 4/10 puan

Finlandiyalı emniyet mensubu Kari Vaara'nin çözümlediği olaylar serisi hakkında olumlu dönütün fazla oluşu nedeni ile denemek üzere aldığım bir romandı Beyaz Helsinki. Polisiye romanlar iyi kurgulanmış ve iyi kaleme alınmış ise favori tarzlarım arasındadır. Ama ne yazık ki James Thompson'ın bu romanında hayal kırıklığına uğradım. Evet cinayet vardı, hatta fazlasıyla. Enrtikalar da boldu. Fakat işin esaslı boyutu Finlandiya politikası ve dünya görüşü üzerinde dönüyordu. Bu açıdan oldukça bilgilendiğimi söylemek isterim. Finlandiya'nın yazım alanında konu başı olması bakımından pek de popüler olduğu söylenemez. Ve ülke hakkında genel kültür kapsamında yer alacak bilgiler dışında çok bilgi sahibi değildim şahsen. Diyeceğim o ki romanı polisiye romanlar sınıfında kesinlikle değerlendiremeyeceğim. Yazarın yazım tarzı da oldukça enteresandı. Evet bir akıcılık söz konusuydu ama -nasıl tarif edeyim- daha çok masal vari bir anlatımdan kaynaklı bir akıcılıktan söz edebilirim. Duygudan yoksun bir anlatımdı. En basitinden insanların vahşi şekilde katledilişi sanki evden toplu taşımla rutin şekilde işe yapılan seyahatler vari dile getirilmişti. Daha önceki yorumlarımda da şahsi bir görüşümü dile getirmiştim: bir nedenden yazım alanını belli ülkelerin yazarları/eserleri kapladığından olsa gerek o ülkelerin kültürlerine ve yazım tarzlarına bir aşinalık kazanmışız. farklı ülkelerden kültürleri de barındıran romanlarda bir yabancılık hissi yaşıyoruz. Benim için en çok Avrupa ülkelerinden isimlerde ve romanlarında bu his ortaya çıkıyor. O ülkeye kültüre karşı öğrencilikle yabancılık hissi çarpışıyor ve kazananı yazarın kurgu becerisi belirliyor... Bu romanda kazanan öğrencilik oldu diyerek yorumumu noktalıyorum.