Birbirimize Söyleyemediğimiz Onca Şey

8,0/10  (15 Oy) · 
29 okunma  · 
9 beğeni  · 
765 gösterim
Düğününden birkaç gün önce, Julia babasının sekreterinden bir telefon alır. Önemli bir iş adamı olan babası Anthony Walsh törene katılamayacaktır. Her zaman mesafeli ve sorunlu bir ilişkileri olduğundan, Julia bu habere pek de şaşırmaz, ancak bu kez babasının mazereti haklıdır: Anthony Walsh ölmüştür.
Cenazenin ertesinde onu bekleyen bir sürpriz daha vardır. O güne kadarki en tuhaf seyahatine çıkacaktır; üstelik hiç düşünmediği biriyle ve on sekiz yıl önce kaybettiği başka birine doğru. Julia'nın, söylenememiş gerçekler, itiraf edilememiş sırlarla dolu geçmişi yaşamına yeni bir yön vermesine izin verecek midir? Babasının ve Tomas'la yarım kalan ilişkisinin açtığı yaralar onu nerelere savuracaktır?

Fransız edebiyatının yıldız yazarı Marc Levy'nin baştan sona macera, romantizm, aşk dolu bu romanı, dilimizin ucuna gelip de söyleyemediklerimizi yeniden düşündürecek.
(Tanıtım Bülteninden)
  • Baskı Tarihi:
    Şubat 2010
  • Sayfa Sayısı:
    304
  • ISBN:
    9789750711312
  • Orijinal Adı:
    Toutes ces choses qu'on ne s'est pas dites
  • Çeviri:
    Ayça Sezen
  • Yayınevi:
    Can Yayınları
  • Kitabın Türü:
Gülay 
16 Nis 2015, Kitabı okudu, Beğendi, 8/10 puan

Çoğumuzun görüşmediği birşeyler söyleyip de söylemediğimiz veya duygularımızı anlatamadığımız akrabalarımız,arkadaşlarımız ebevenylerimiz eminim ki çokçadır. Bu kitapta bir baba ve kızının arasındaki sorunlar, konuşmak, paylaşmak isteyip de paylaşamadıkları konular mizahi bir şekilde okuyucu sıkmadan anlatılmakta.Özellikle duygularını dışa vurmaktan çekinen arkadaşlarımızın okumasını tavsiye ediyorum.

Erkan Ergül 
14 Haz 12:31, Kitabı okudu, 1 günde, Puan vermedi

Ne yalan söyleyeyim Marc Levy ismini ilk kez bu kitap ile duydum. Kütüphanede okumak için kitap ararken, elim birden Marc Levy’nin “Birbirimize Söylemediğimiz Onca Şey” adlı kitabına gitti. Sanırım, ilgimi çeken de kitabın ismi oldu.

İnsanların birbirlerine söylemedikleri ne olabilirdi ki... Hadi söyle deseler, biraz düşünürsünüz. Çünkü size kalsa, söylenmesi gereken herşey şöylenmiştir... Ya da geçmişi deşmenin artık mânâsı yoktur. Peki sakladıklarınız? Sahi sakladıklarınız; zihninizde zaman zaman baş ağrısı yapan, yürek ağrınız olabilir mi. Söyleyemediğiniz, birbirinizden habersiz ayrı yönlerde, ayrı yollarda yeni keşiflere çıkan kaşif olmuş olabilirmisiniz.

Kitabın baş kahramın Julia’nın da yaşadıkları böylesine söylenmemişler ile dolu. Hem kendisine söylenmemiş, hem de onun söylemedikleri.

Yirmi yıl gibi uzun bir süre görüşmediği babası...
Onsekiz yaşında Berlin’de babası tarafından koparılan bir aşk hikayesi...
On yedi yıl boyunca öldü sandığı Berlin aşkının, aslın da yaşıyor olması...
Evleneceği günden bir gün önce babasının vefat etmesi ile ertelenen düğün...
Fantastik bir şekilde babasının bal mumu robotunun ansızın hayatına girip, hayatını değiştirmesi...

Yaklaşık iki günde bitirdiğim bir kitap. Marc Levy’inin şiirsel anlatımı, okutuyor. Burası asla yadsınamaz. Konu, bildik birkaç yaşamsal öyküyü içerisinde barındırıyor. Babalar ve kızları. Sönmeyen bir aşk hikayesi ve yitip giden sevgililer. Bütün bunları, defalarca Yeşilçam filmlerinde izlemişizdir. Fakat, konu öylesine güzel harmanlanıyor ki, ister istemez kendinizi kitapın satırları arasında, kahramanlar ile yolculuğa çıkarıyorsunuz.

Bir arayış var bu satırlarda. Temposu ve heyecanı düşmeyen, zaman zaman kendinizden birşeyleri de bulabildiğiniz, modern Leyla ve Mecnun hikayesi.

Mevsim yaz. Plajda güneşlenirken, elinize alabileceğiniz cinsten bir kitap. Okuduktan sonra bana hiçbirşey katmasın ama yine de yüzümde gülümseme bıraksın ve hepsinden önemlisi, sol göğsünüzün altında bir yürek taşıdığınızı hatırlatsın istiyorsanız, “Birbirimize Söylemediğimiz Onca Şey”i, mutlaka okuyun. Pişman olmazsınız.

İşte size, kitapta yer alan birkaç cümle.

“Kaçırdığımız fırsatlara hayıflanmak, ağlayıp sızlanmak çok daha kolay. Bildik safsataları şimdiden duyar gibiyim, ‘kader böyleymiş’. Hayatı bir dram olarak yaşamak da, diğerleri gibi bir varoluş biçimi ne de olsa.”


“Yakınında olmadığım zamanlarda bile sandığın kadar uzağında değildim.”

“Neydim ben senin için, hayatının iki evresi arasındaki köprü mü? Sevmekten hiç vazgeçmediğin adamın yolunu gözlerken, günün birinde döner diye beklerken sığındığın bir liman mı?”

“Yalnızlığa hükmetmeyi öğrendim, bunun için müthiş sabır gerekiyor.”


Erkan Ergül

Kitaptan 2 Alıntı

S. P. 
19 Ağu 2015, Kitabı okudu, 10/10 puan

Kaçırdığımız fırsatlara hayıflanmak, ağlayıp sızlanmak çok daha kolay. Bildik safsataları şimdiden duyar gibiyim, ‘kader böyleymiş’. Hayatı bir dram olarak yaşamak da, diğerleri gibi bir varoluş biçimi ne de olsa.

Birbirimize Söyleyemediğimiz Onca Şey, Marc LevyBirbirimize Söyleyemediğimiz Onca Şey, Marc Levy