Çamların Kadim Müziği Çabasız Çabanın Yolu - Zen'de Zihin Birden Durur

8,7/10  (3 Oy) · 
9 okunma  · 
0 beğeni  · 
546 gösterim
"Eski bir Hintli hikâyesi var:

Hindu cennetinde kalpataru denen bir ağaç vardır. "Dilek ağacı" demektir. Tesadufen bir gezginin yolu oraya düşer. Adam yorgundur, ağacın altına oturur. Ve aç olduğu için, "Burada biri olsaydı, yiyecek isterdim. Fakat kimse görünmüyor"
diye düşünür.

Yiyecek fikri zihninde göründüğü anda, yiyecek aniden belirir. Adam çok aç olduğu için bu konuyu düşünmez bile; hemen yer.
Sonra uykusunun geldiğini hisseder ve "Keşke şurada bir yatak olsaydı." diye düşünür ve yatak belirir.

Fakat yatakta yatarken adamın içinde bir düşünceye yükselir: "Neler oluyor? Burada kimseyi görmüyorum. Yiyecek geldi, yatak geldi - belki hayaletler bana bir şeyler yapıyor!" Birden hayaletler belirir. O zaman korkar ve "Şimdi beni öldürecekler!" diye düşünür. Ve hayaletler onu öldürür. Hayatta kural aynıdır: Hayaletleri düşünürsen, ortaya çıkacakları kesindir.

Düşündüğün şeyi göreceksin: Düşmanları düşünürsen onları yaratacaksın, dostları düşünürsen onlar belirecek. Seversen, dört bir yanında sevgi belirir; nefret edersen, nefret belirir. Düşünmeye devam ettiğin her şey belli bir kural tarafından
yerine getirilecektir. Hiçbir şey düşünmezsen, o zaman sana hiçbir şey olmaz."

Osho, Zen deneyimini ani bir kavrayış ve daima etrafını kuşatan bir müziğin farkına varmak olarak tanımlar. "Kalbin, bütünün kalbiyle aynı ritimde atar." Kitapta her bölüm Osho'nun bizi bilmediğimiz ama içimizde derin yankı bulan bir dünyaya
götürmek için kullandığı bir Zen öyküsüyle başlar. Zen'in büyük mucizesi basit şeylerin olağanüstü bir şeye düşmesindedir.
(Tanıtım Bülteninden)
  • Baskı Tarihi:
    Nisan 2012
  • Sayfa Sayısı:
    230
  • ISBN:
    9786055524722
  • Çeviri:
    Işıl Ölmez
  • Yayınevi:
    Butik Yayınları
  • Kitabın Türü:
ANIL AKCAN 
30 Tem 12:58, Kitabı okudu, 4 günde

Kitabın her sayfasında alıntı olarak kaydedilecek bir sürü değer var. Osho bağımlılık yapabiliyor. Onu anlamak da ayrı birşey bu arada. Çünkü gerek çeviri gerek yazarın dili alışılmışın dışında. Halil Cibran gibi...