En Alttakiler

7,0/10  (4 Oy) · 
12 okunma  · 
5 beğeni  · 
798 gösterim
En Alttakiler, 21 Ekim 1985 yılında yayınlanan araştırmacı gazeteci yazar Günter Wallraff'ın 1980'li yılların başlarında, Federal Almanya'daki insan hakları ihlalleri ve yabancı düşmanlığını anlatan, uluslararası bir başarı elde etmiş olan kitaptır.
Kitap, Günter Wallraff'ın, Almanya'da çalışan bir Türk işçisi (Levent Ali Sigirlioğlu, daha sonraki baskılarda Sinirlioğlu) kılığına girerek, çalıştığı çeşitli işyerlerinde karşılaştığı sömürü, yok sayılma ve kini anlatmaktadır.

Wallraff, Mart 1983 tarihinden itibaren iki yıl boyunca araştırma yaptığı kitabının önsözüne şunları yazar:

“ "Ben gerçek bir Türk değildim. fakat toplumun maskesini düşürmek için kılık değiştirmek zorundasınız. Gerçekleri ortaya çıkarmak için aldatmak ve sahte tavır takınmak zorundasınız.
Ben hala, bir yabancının, günlük aşağılamalarla, düşmanlıklarla ve kinle nasıl başettiğini bilmiyorum. Ama şimdi, neler çektiğini ve bu ülkede insanları aşağılamanın nereye kadar gittiğini biliyorum.
Bir parça Apartheid içimizde, demokrasimizde yer alıyor.
Yaşananlar benim beklediklerimi tam olarak karşıladı. Tabii olumsuz açıdan. Ben federal Almanya'da, aslında sadece 19. Yüzyıl üzerine yazılan tarih kitaplarında yer alması gereken olayları yaşadım." ”
Wallraff, Ali Sinirlioğlu olarak, tanınmış firmalarda, çok ağır işleri, çok az saat ücreti ile yapmak, Alman iş arkadaşlarından eziyet görmek, emniyet önlemleri alınmadan, sosyal haklardan mahrum olarak sigortasız ve çoğu zaman vardiyaları arka arkaya çalışmak zorunda kaldı. Alman iş arkadaşları koruma elbiseleri alırken, ona vermediler. (Örneğin kanal işlerinde ısının sıfır derecenin altında olduğunda) Nükleer enerji santrali'nde çalışan Türk işçileri tehlikeli dozda ışınlara maruz kalıyorlardı. Bu çalışanların çoğu, bu insanlık dışı çalışma koşullarına karşı gelemiyorlardı. Ya kaçak işçi idiler ya da sınır dışı edilmekten korkuyorlardı. Wallraff'ın sağlığı da bu araştırma esnasında, Ali Sinirlioğlu olarak çalışmak zorunda olduğu için, kötü etkilenmişti.

Sadece çalıştığı iş yerlerinde değil, günlük yaşamında da, akıcı Almanca konuşmasına ve örneğin bir Almanya - Türkiye futbol karşılaşmasında, Almanlar lehine tezahürat yapmasına rağmen, görünümü yabancı olduğu için, "Türkler defolun", "Almanya Almalarındır" gibi düşmanlıklara maruz kalmış, çeşitli hakaretlere uğramış, saçlarına sigara atılmış ve kafasından aşağı bira boşaltılmıştır.
  • Baskı Tarihi:
    1985
  • Sayfa Sayısı:
    261
  • ISBN:
    9783462017687
  • Çeviri:
    Osman Okkan
  • Yayınevi:
    Milliyet Yayınları
  • Kitabın Türü:

Okudukça içimi karartmaya yakın olan bir içeriğe sahipti. Nitel araştırma dersim için okuduğum kitaplardan bir tanesi yine. Alman araştırmacı-yazar Günter Wallraff, gizli ajan modelini kullanarak (gerçek kimliğini gizleyerek) ve imajını tamamıyla değiştirerek bir Türk işçi kılığına giriyor ve Almanya'nın değişik bölgelerinde, inşaatlarda, fast-food zincirlerinde, maden ocaklarında işe giriyor. Esasen üzerine söylenebilecek çok şey var. O tarz yerlerde çalışan işçilerin aldığı maaşın çok çok düşük olması ve o işin getirdiği zorluklar, (örneğin maden işçilerinin kötü hava soluması sonucu ciğerlerinin mahvolması) ve Almanların farklı bir milletten, kültürden, inançtan olanlara bakışını görüyoruz. Bunun yanında Almanların Türkler için kullandıkları o kadar çok çirkin ifadeler var ki, faşizanlığın bir diğer örneğini de bu kitapta görmüş oldum. Hepimiz insanız, hepimiz aynı dünyada yaşıyoruz, bu ayrımcılık niye? Kendini veya ait olduğu grubu üstün tutmaya çalışmak niye? Bu neyin kavgası (kafası)? Bunu kolay kolay anlayamayacağım...

ali sahin 
17 Nis 14:27, Kitabı okudu, Beğendi, 10/10 puan

Günter wallraff alman demokrat bir yazar türk işçilerinin gurbet ellerde nasıl kobay olarak kullanıldıgını ölüme gözü kapalı itildiğini anlatıyor anlatmaklada yetinmiyor türk işçisi ali kılıgına giriyor emperyalizmin beşiği kapitalizmin agababası almayanın gerçek iç yüzünü çok güzel anlatan bir kitap yazar dönem dönem ülkemizede gelerek emekçilerin mucadelesine omuz vermiş destek olmuştur..

Özcan 
14 May 2014, Kitabı okudu, Beğendi, Puan vermedi

En Alttakiler, 21 Ekim 1985 yılında yayınlanan araştırmacı gazeteci yazar Günter Wallraff'ın 1980'li yılların başlarında, Federal Almanya'daki insan hakları ihlalleri ve yabancı düşmanlığını anlatan, uluslararası bir başarı elde etmiş olan kitaptır.
Kitap, Günter Wallraff'ın, Almanya'da çalışan bir Türk işçisi (Levent Ali Sigirlioğlu, daha sonraki baskılarda Sinirlioğlu) kılığına girerek, çalıştığı çeşitli işyerlerinde karşılaştığı sömürü, yok sayılma ve kini anlatmaktadır.

Wallraff, Mart 1983 tarihinden itibaren iki yıl boyunca araştırma yaptığı kitabının önsözüne şunları yazar:

“ "Ben gerçek bir Türk değildim. fakat toplumun maskesini düşürmek için kılık değiştirmek zorundasınız. Gerçekleri ortaya çıkarmak için aldatmak ve sahte tavır takınmak zorundasınız.
Ben hala, bir yabancının, günlük aşağılamalarla, düşmanlıklarla ve kinle nasıl başettiğini bilmiyorum. Ama şimdi, neler çektiğini ve bu ülkede insanları aşağılamanın nereye kadar gittiğini biliyorum.
Bir parça Apartheid içimizde, demokrasimizde yer alıyor.
Yaşananlar benim beklediklerimi tam olarak karşıladı. Tabii olumsuz açıdan. Ben federal Almanya'da, aslında sadece 19. Yüzyıl üzerine yazılan tarih kitaplarında yer alması gereken olayları yaşadım." ”
Wallraff, Ali Sinirlioğlu olarak, tanınmış firmalarda, çok ağır işleri, çok az saat ücreti ile yapmak, Alman iş arkadaşlarından eziyet görmek, emniyet önlemleri alınmadan, sosyal haklardan mahrum olarak sigortasız ve çoğu zaman vardiyaları arka arkaya çalışmak zorunda kaldı. Alman iş arkadaşları koruma elbiseleri alırken, ona vermediler. (Örneğin kanal işlerinde ısının sıfır derecenin altında olduğunda) Nükleer enerji santrali'nde çalışan Türk işçileri tehlikeli dozda ışınlara maruz kalıyorlardı. Bu çalışanların çoğu, bu insanlık dışı çalışma koşullarına karşı gelemiyorlardı. Ya kaçak işçi idiler ya da sınır dışı edilmekten korkuyorlardı. Wallraff'ın sağlığı da bu araştırma esnasında, Ali Sinirlioğlu olarak çalışmak zorunda olduğu için, kötü etkilenmişti.

Sadece çalıştığı iş yerlerinde değil, günlük yaşamında da, akıcı Almanca konuşmasına ve örneğin bir Almanya - Türkiye futbol karşılaşmasında, Almanlar lehine tezahürat yapmasına rağmen, görünümü yabancı olduğu için, "Türkler defolun", "Almanya Almalarındır" gibi düşmanlıklara maruz kalmış, çeşitli hakaretlere uğramış, saçlarına sigara atılmış ve kafasından aşağı bira boşaltılmıştır.

Mehmet Kesdal 
 14 Eyl 02:25, Kitabı okudu, 5 günde, Beğendi, 1/10 puan

İlk baskısını alıp okumuştum.Birden, çok popüler olan bir kitaptı.Aslında insan hakları ihlallerini bizim gazetecilerimiz defalarca yazmışlardı.Bu kitabın çıktığında bu kadar ilgi görmesinin sebebi, yabancı bir gazetecinin, bir Almanın bunu kaleme alması ve bir kitap haline getirmesiydi.Yabancıya bu kadar değer vermemiz, biraz da kendi ezikliğimizden kaynaklanmaktaydı.Gerçi, halâ da biraz öyle miyiz ne?

Kitaptan 5 Alıntı

Almanya'da yaşayan yabancılar, günlük yaşamdaki ırkçı tutuma, ayrımcılığa, horlanmaya nasıl katlanıyorlar; bunun sırrına hala ermiş değilim. Ama hiç değilse artık nelere katlanmak zorunda olduklarını biliyorum. Çünkü insanlara karşı saygısızlığın ülkemde ne kadar yaygın olduğunu yakından görebildim. Bizim demokrasi olarak adlandırdığımız bu sistemde bir ırk ayrımcılığı yaşanıyor.

En Alttakiler, Günter Wallraff (Sayfa 16)En Alttakiler, Günter Wallraff (Sayfa 16)

Emek Sömürüsü
Şeriflerden biri, bir vardiya sonu arkadaşları öteki vardiyaya zorlarken ben de oradayım. Hukuk dilinde buna -zor kullanmak- derler; cezalandırılması gereken bir şantaj bu. Vardiya sonrası, minübüsle toplanma yerimize götürülüyoruz. Bitmişiz hepimiz de. Arabanın içinde dalıp gidenler var yorgunluktan. Ustabaşılardan biri minübüsü durduruyor. Havadan sudan söz edermişçesine: ''Çalışmaya devam!'' diyor; ''Çift vardiiya bugün!''
Kimimiz itiraz ediyor. Eve gitmek isteyenler, gitmesi gerekenler var. Canları çıkmış, besbelli.
Ustabaşı oralı değil. Thyssen'den emir var. Bir vardiya daha çalışılacak.
Mutlaka eve gitmesi gereken Cezayirli işçi T., oracıkta işten atılıyor. Minübüsten zorla indirilip yolun ortasında bırakıyorlar. Ne hali varsa görsünmüş.

En Alttakiler, Günter Wallraff (Sayfa 110)En Alttakiler, Günter Wallraff (Sayfa 110)

Almancası Türkçesinden biraz daha iyi ama, her ikisini de yabancı dil gibi konuşuyor. Gerçek yeri yurdu neresi, kendisi de pek bilmiyor. Sanki birileri ruhunu çalıp götürmüşler; öyle geliyormuş ona.

En Alttakiler, Günter Wallraff (Sayfa 155)En Alttakiler, Günter Wallraff (Sayfa 155)

Emek Sömürüsü
Remmert'in Sanayi Temizlik İşleri Komandit Şirketi'nde çalışan 36 yabancının durumu daha da kötü. Remmert'in adamı olarak Mannesmann'a devredilen bir Türk arkadaşımız, nasıl yanlış vaadlerde bulunulduğunu anlatıyor: ''İşe başlarken bize günde 20 tondan fazla yakmayı becerirseniz, her fazladan ton için ayrıca iki mark zam vereceğiz,'' dediler. Biz de olanca gücümüzle giriştik işe. Ayın sonunda fazladan 1600 ton artık yakmıştık. Üç bin iki yüz mark ederdi. Sekiz Türk, üç de Alman'dık. Hepimize ayrıca üçer yüz mark ek ücret ödemeleri gerekirdi. Fazladan tek kuruş vermedi Remmert.

En Alttakiler, Günter Wallraff (Sayfa 124)En Alttakiler, Günter Wallraff (Sayfa 124)

Dramatik
Yüksek fırında meydana gelen bir kazada bir işçinin nasıl korların ortasına düşüp, bir anda bir yumak ateş haline geldiğini anlatıyor. Geriye bir şey kalmadığı için, alev alev korlardan küçük bir parça alıp onu vermişler yakınlarına, gömsünler diye. Aslında ölen işçinin vücudu çeliğe karışmış, teneke levhalar biçiminde preslenmiş; kimbilir, otomobil yapımında mı kullanılmıştır, tava, tencere mi olmuştur, yoksa bir tank parçası mı...

En Alttakiler, Günter Wallraff (Sayfa 156)En Alttakiler, Günter Wallraff (Sayfa 156)