Görgü Tanığı - Bir Gazetecinin Sıradışı Anıları

0,0/10  (0 Oy) · 
1 okunma  · 
0 beğeni  · 
388 gösterim
"... Altmış yıllık gazeteci Orhan Karaveli yaşadıklarını mesleğinden gelen tatlı ve rahat üslupla anlatırken tarihe de tanıklık etmiş oluyor..."
-Nail Güreli-

"... Orhan Karaveli Adnan Menderes'i Amerika'ya son gelişinde kibar ama açık ve sert bir dille eleştiriyor... Adnan Bey keşke hazin sonundan bir süre önce yapılan Karaveli'nin bu eleştirilerini dikkate alsaydı..."
-Ali Sirmen-

"... Görgü Tanığı yazarı Orhan Karaveli, Avrupa'yı ve dünyayı iyi tanıyan az sayıda Türklerden biridir..."
-İzzet Sedes-

"... Gazeteci ağabeylerimizden Orhan Karaveli Görgü Tanığı'nda yaşanan olayların perde arkasını aydınlatıyor..."
-Emin Çölaşan-

"... En az elli yılımın içinde yer alan Orhan Karaveli'nin 'görgü tanıklığı' yazılışından güç alan bir tanıklık. Yalın ama inandırıcı bir anlatımla yaşadıklarını okurlara sunuyor..."
-Oktay Akbal-

"... Karaveli Görgü Tanığı'nda Mareşal'in cenazesinin nasıl (İstanbul'daki) ilk toplumsal irtica hareketine dönüştüğünü anlatıyor..."
-Hakkı Devrim-
(Tanıtım Bülteninden)
  • Baskı Tarihi:
    Ekim 2010
  • Sayfa Sayısı:
    188
  • ISBN:
    9786051118765
  • Yayınevi:
    Doğan Kitap
  • Kitabın Türü:
Muzaffer Akar 
24 Ağu 2015, Kitabı okudu, Puan vermedi

Gazeteci Orhan Karaveli'nin bir bakıma kendi hayat hikayesi ve Cumhuriyetin ilk yıllarındaki Türkiye'den manzaralar, güzel bir dille anlatılmış, özellikle kitabın içindeki resimler ayrıca ilgi çekici. Yakın tarihimizden böyle anı kitapları okumayı seviyorum, günümüz siyasilerini tanımak için çok katkısı oluyor.

Kitaptan 5 Alıntı

Muzaffer Akar 
24 Ağu 2015, Kitabı okudu, İnceledi, Puan vermedi

Ah!... Gerçekleri ve geleceği zamanında göremeyen... görseler de kabullenmeye yanaşmayan politikacılar ve devlet adamları! Nasıl da kötülük yapıyorsunuz kendinize ve ülkenize. Önünüzde nice örnek varken, bugün bile!...

Görgü Tanığı - Bir Gazetecinin Sıradışı Anıları, Orhan Karaveli (Sayfa 175)Görgü Tanığı - Bir Gazetecinin Sıradışı Anıları, Orhan Karaveli (Sayfa 175)
Muzaffer Akar 
19 Ağu 2015, Kitabı okudu, İnceledi, Puan vermedi

"Bakın çocuklar, 'gönül', kelime ve anlam olarak Türkçede vardır yalnızca. Bunun tek istisnasının Farsçadan gelen 'dil' olduğu söylenebilir..." derdi ve eklerdi: "Onlardaki coeur'ün, heart'ın, herz'in karşılığı bizdeki 'kalp'tir. Bizde fazladan bir de 'yürek' vardır. Peki ya 'gönül?' Bu kelimenin taşıdığı kavramı başka hangi dilde bulabilirsiniz?...Yabancı dil öğrenin, ama Türkçemizin kıymetini bilin. Ona sahip çıkın!..."

Görgü Tanığı - Bir Gazetecinin Sıradışı Anıları, Orhan Karaveli (Sayfa 24 - Nihad Sami Banarlı - Galatasaray Lisesi Edebiyat Öğretmeni.)Görgü Tanığı - Bir Gazetecinin Sıradışı Anıları, Orhan Karaveli (Sayfa 24 - Nihad Sami Banarlı - Galatasaray Lisesi Edebiyat Öğretmeni.)
Muzaffer Akar 
22 Ağu 2015, Kitabı okudu, İnceledi, Puan vermedi

Ama 60 yıldır, bizleri yönetme görüntüsü altında, bir zamanlar tüm dünyanın hayranlık duyduğu, Atatürk Cumhuriyeti’nin temeli olan devrimleri yozlaştıranların… gerçek bir Türk buluşu olan Köy Enstitülerine ve Halkevlerine kıyanların… kızların da gittiği yüzlerce “imam” okuluyla, sayısız Kuran kursuyla eğitim eğitim birliğini düpedüz rafa kaldıranların…güzelim Türkçemizle okunan ezanı tekrar Arapça okutmayı marifet sayanların… “Efendiler ve ey millet, iyi biliniz ki, Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritle, mesuplar memleketi olamaz; en doğru, en hakiki tarikat, tarikat-ı medeniyedir…” diye haykıran o büyük insanlardan intikam alırcasına ve üç buçuk oy uğruna kerameti kendinden menkul birtakım softaların, ne idüğü belirsiz din bezirganlarının elini öpenlerin, bunları sarıkları ve cüppeleriyle Başbakanlıklarında ağırlayanların… 6-7 Eylül 1955 senaristlerinin… yurdun yeniden kara çarşaflar, şalvarlar, poturlar, türbanlarla çağdışı bir görüntü vermesine göz yumanların… “numaracı cumhuriyetçi” sözde entel takımının , döneklerin, liboşların… “işini bilen” memur özlemindeki başbakanların… makamlardaki kasalardan yüz binlerce dolar çıkan yüksek bürokratların… bunları görmezden gelip birbirlerini “aklayan” dokunulmazlık zırhına bürünmüş iktidar sahiplerinin… “kremanın kreması” olmakla övünen sözde iktisat profesörlerinin… “Tarikatların iyisi de vardır…” diyebilen “umut” eskilerinin… Atatürk’ün kurduğu partiyi Meclis dışında bırakmayı “başaran” muhalefet liderlerinin… ülkenin en fakir olduğu, gene de Osmanlı’nın borçlarını ödeyip kendi sanayini kurmaya çabaladığı dönemlerde bile dünyanın en güçlü birkaç parasından biri olan liranın değerini dolar karşısında 1 liradan 1 milyon liraya düşürme “basiretini” gösterenlerin… vasiyetini çiğneyip, kendi varlığıyla yarttığı kurumları, sorumsuzca, birer devlet dairesine dönüştüren üniformalıların… beceriksizlikleri yüzünden varı yoğu satılan ülkeyi bir de bankalar, holdingler yoluyla soyup soğana çeviren kimi patronların…bunlara aile fotoğraflarında yer veren yıllanmış “baba”ların… garip işaretlerle kimlik gösterisi yapan yaşını başını almış siyaset esnafının hiç mi günahı yok? Türkiye; ilkeleri, görüntüsü ve politikalarıyla Fransızların bir zamanlar çok sevdiği deyimle La Turquie Kemaliste ( Kemalist Türkiye) olarak kalsaydı; üstelik “Cumhuriyet çocuğu” geçinen –sözde- yöneticiler eliyle bugün içine yuvarlandığı müsrif tüccar durumuna düşürülmseydi, kısacası ülkeyi yönetme iddiasıyla ortaya atılan çapsız, çıkarcı ve tükenmiş adamlar görevlerini doğru dürüst yapsalardı, bir zamanlar dostluğumuza bunca önem verenler, bizi kendilerine bunca yakın görenler acaba ülkemizle gene de böyle uğraşabilirler miydi? Unutmayalım –sözde- soykırım yasaları çıkarttıran Ermeniler, Fransa’da ve başka yerlerde 80 yıl önce de vardılar, ama Türkiye 1950’ler öncesinin Türkiyesi’ydi. Konumu bambaşkaydı. Hafife alınacak bir ülke değildi.

Görgü Tanığı - Bir Gazetecinin Sıradışı Anıları, Orhan Karaveli (Sayfa 121)Görgü Tanığı - Bir Gazetecinin Sıradışı Anıları, Orhan Karaveli (Sayfa 121)
Muzaffer Akar 
19 Ağu 2015, Kitabı okudu, İnceledi, Puan vermedi

Bu arada ben gizli bir "kurtuluş planı" yapıyorum kafamda, bir yandan da sünnetimizin "Berber" Hamza Efendi tarafından "icra edileceğini" öğreniyorum. Bu "berber"ler hiç de yabancısı değildi ülkenin o zamanlar. Çok güzel saç ve sakal kesip düzeltmenin yanı sıra diş çekerler; alından, dilden veya tepeden sarılık "keserler", sülük tutarlar, kan alırlar, şişe çekerler, at kılıyla ben çıkarırlar, saçkıran tedevisi yaparlardı.

Görgü Tanığı - Bir Gazetecinin Sıradışı Anıları, Orhan Karaveli (Sayfa 15)Görgü Tanığı - Bir Gazetecinin Sıradışı Anıları, Orhan Karaveli (Sayfa 15)
Muzaffer Akar 
22 Ağu 2015, Kitabı okudu, İnceledi, Puan vermedi

Biz de yazları, dedem "Seymenbaşı" Halil Efe'den kalma, Ankara Keçiören'in Çoraklık yöresindeki bağımıza giderdik. Bir kere de babamın İstanbul Bakırköy'de yazlık tutup bizleri götürdüğünü hatırlıyorum. Sirkeci'den kara trenle gidilirdi, o zamanlar bağlık bahçelik bir yer olan Bakırköy'e. Sanırım çoğunluktaki Rumlar ile Ermeniler "Makrıköy" (Büyük Köy) derdi 1930'ların Bakırköyü'ne. Sahildeki güzelim yalıların önünden denize girer, ağaçlardan ceviz ve incir toplardık.

Görgü Tanığı - Bir Gazetecinin Sıradışı Anıları, Orhan Karaveli (Sayfa 116)Görgü Tanığı - Bir Gazetecinin Sıradışı Anıları, Orhan Karaveli (Sayfa 116)