8,3/10  (4 Oy) · 
8 okunma  · 
3 beğeni  · 
418 gösterim
... Yeni yeni kavramaya başlıyordum, Arnold'un, ölmemiş kardeşin, ailede başrolü oynadığını ve bana sadece yan rollerden birini verdiğini. Başından beri suçluluk ve utançla zehirlenmiş bir atmosferde büyümemin sorumlusunun da Arnold olduğunu kavrıyordum. Doğumumdan itibaren ailede bir suçluluk ve utanç duygusu egemendi, bilmiyordum neden. Sadece, yaptığım her şeyde belirli bir suçluluk ve belirli bir utanç hissettiğimi biliyordum.

Polonyalı bir aile, II.Dünya Savaşı sırasında ilerleyen Rus ordusundan kaçarken ilk çocukları Arnold'u kaybeder. Kendi hayatlarını kurtarıp Almanya'ya yerleşseler de yitirdikleri oğulları akıllarından çıkaramazlar. Hayattaki tek amaçları sağ olduğunu düşündükleri oğullarını bulmaktır. Anne kendini tamamen bu işe adar... Baba bir yandan çocuğunu ararken, diğer yandan "Prusya Terbiyesi"ne uygun olarak işine vermiştir kendini. Böyle bir ev ortamında tuhaf bir suçluluk duygusuyla büyüyen, ailenin küçük oğlu ise varlığının ailesi için ne anlama geldiğini kestiremez; kayıp ağabeyine öfkeli, anne ve babasına kırgındır. Bu çocuk açısından asıl felaket, ailenin Arnold olduğunu düşündüğü bir çocuğun ortaya çıkmasıyla başlar. Aile yılmadan, oğulları olması muhtemel bir çocukla veraset bağları olduğunu kanıtlamak için bürokrasi çarkıyla boğuşurken; küçük çocuk ortaya çıkan ağabeyi bir rakip olarak görmekte ve endişelenmektedir. Anne ve babasının rüyası onun kâbusu haline gelmiş, evin neşesiz, sıkıcı atmosferi daha da bunaltıcı bir hal almıştır.

Çağdaş Alman edebiyatının en önemli isimlerinden Hans-Ulrich Treichel kendisine dünya çapında ün kazandıran Kaybolan adlı romanında, bir ailenin savaş nedeniyle yaşadığı dramı, yaşananların duygusal ağırlığını fark etmeyecek kadar küçük bir oğlan çocuğunun bakış açısından anlattığı için, bunalımlı değil eğlenceli bir atmosferde geçiyor hikâye. Kasvetle mizahın çatışmasını yabancılaştırma öğesi olarak kullanan yazar,
çocuğun naif yorumlarıyla yer yer absürde kayan hikâyesinde hüznüyle, hayalleriyle, çocuksuluğuyla Almanya'nın savaş sonrası kuşağını son derece etkileyici bir biçimde ele alıyor.
(Tanıtım Bülteninden)
  • Baskı Tarihi:
    Temmuz 2013
  • Sayfa Sayısı:
    96
  • ISBN:
    9789755397580
  • Orijinal Adı:
    Der Verlorene
  • Çeviri:
    Tanıl Bora
  • Yayınevi:
    Ayrıntı Yayınları
  • Kitabın Türü:
Pelin Tunç 
13 Mar 12:16, Kitabı okudu, 7/10 puan

Savaşın en çok zarar verdiği kesim siviller. İkinci Dünya Savaşı'da çarpışmanın yaşandığı bazı gariban köylülerin ikamet ettikleri yerlerden biri de Polonya'nın kırsal kesimi. Rusya'nın Polonya'ya ilerleyişi üzerine bazı kesimler Almanya'ya kaçmıştır. Malesef bazı aileler Rusların bu hızlı ilerleyişinden kaçamamışlardır; tecavüze uğrayan kadınlar, öldürülen alıkonulan çocuklar eşler-babalar gibi büyük kıyımlar yaşanmıştır. Kitapta da güvenlik sebebiyetiyle göç eden Polonyalı aile işlenmiştir. Malumat bu aile de hızlı ilerleyen Rus askerlerine yakalanmıştır. Ailenin iki çocuğundan büyüğünü annesi o hengame sırasında öldürülmesin diye kaçmakta olan tanımadığı kadına vermiştir. Öldürüleceklerinden emin olan Anne ve baba Rusların insafına kalmış ve serbest bırakılmıştır. O karmaşa da kurtulduklarına şaşıran ve oğlunu kaybetmekten büyük acılara gömülen aile Almanya'ya yerleşmiş geçimini sağlamak adına birçok sektörde işlere girişmiştir. Hikaye bu aşamaya kadar küçük çocuktan saklanmış, belli yaşa gelince üstü kapalı şekilde annesi tarafından anlatılmıştır. Ailenin travmatik yaşantısı küçük çocuğa sonradan bahsedilmesine karşın suçluluk duygusu içinde yetişmesine mani olamamıştır. Ayrıca abisinin sonradan anlatılmasının esas sebebi ise yetimhanenin birinde bulunmuş olabileceği. Depresif ortamda katı kurallar içinde büyüyen küçük çocuğun ağzından bu önemli haberin bunalımlı ailesinde etkisini gözlemler, anlam veremez, büyük kardeşini kıskanır ve abisinin gölgesi kendisini gitgide hiçleştirir.

Sonuç olarak İnsan psikolojisinin travmatik olaylarda nasıl şekil aldığını aşamalı olarak anlatan kitap. Okumaya değer.

Serhat Özcan 
28 Nis 11:16, Kitabı okudu, 17 günde, Beğendi, 8/10 puan

Her savaşın insanlığa yaşattığı devasa bir acı ve yıkım vardır. Bu kan kırmızı zamanlardan kalan travmalar yıllar boyu bireylerin, toplumların peşini bırakmaz; küçük bir engelle ya da bir problemle karşılaşmaya görsün insan, travmanın ağırlığıyla anında tökezler, hatta boylu boyunca uzanır karanlıklara.

Savaşın karanlıklarında yitip giden canların yanında kaderi bilinmeyen kayboluşlarda yaşanır çokça. Belki de en zoru budur; çünkü ölüm unutulan bir acı, kayboluş ise sürekli yaşanan ve ancak ölümle dinen bir yürek ağrısıdır.

Treichel, Kaybolan isimli kısa romanında İkinci Dünya Savaşı'nda yurtlarını terk etmek zorunda kalan bir Alman ailesinin yaşadığı travmatik bir olay sonucu çocuklarından birini kaybedişlerini ve sonrasını anlatmış. Hiç unutulmayan pişmanlık ve acının ağırlığı altında, kaybolan bir çocuğa karşın hemen yanıbaşlarında ebeveynleri tarafından göz ardı edilen diğer çocuğun dramı, öfke ve disiplini ile çalışarak ayakta durmaya çalışan bir baba, hem yaşadığı olay hem kaybettiği çocuğu nedeniyle büyük bir travma geçiren bir annenin zaman zaman hayattan kopuşu ve kaybolanın bulunduğu umuduyla hareketlenen yaşamlarının hikayesi...Sakince okunabilen, ne acının altında ezen ne de mizahıyla sulandıran etkileyici bir eser. http://www.mirovek.com

Kitaptan 3 Alıntı