Kime Anlatsam Kederimi

8,6/10  (7 Oy) · 
23 okunma  · 
4 beğeni  · 
806 gösterim
Dağın birinde bir bilge kişi yaşarmış. Herkes tarafından sayılır sevilir-miş. Gençlerden biri, bilgenin bilgeliğini kabul etmeyip maskesini düşürmek istemiş ve bir plan kurmuş.

Küçük bir kuşu avucunun arasına yerleştirmiş ve bilgeye sormuş; “Söyle bilge, avuçlarımın arasındaki bu kuş ölü mü diri mi?”

Bilge şöyle bakmış ve demiş ki, “Evlat! Ölü desem avuçlarını açıp kuşu uçuracaksın, diri desem sıkıp öldüreceksin. Ellerinde yaşam ve ölümü birlikte tutuyorsun, gel bu kararı bana verdirme, kendin ver!”
  • Baskı Tarihi:
    2005
  • Sayfa Sayısı:
    172
  • ISBN:
    9756509201
  • Çeviri:
    Ersin Yıldırım
  • Yayınevi:
    Arkhe Yayınları
  • Kitabın Türü:
Rogojin 
 29 Tem 20:20, Kitabı okudu, 1 günde, 10/10 puan

Günlerdir okumuyordum. Bugün okumak istedim. Çehov okumak istedim; çünkü muhakkak komik, hatta gülünç karakterleri olan öyküleri olacaktı, bu karakterler lekesiz, pak bir pencereden akseder gibi görünecekti, onlar muhakkak beni tebessüm etmeye belki gülmeye zorlayacaktı, böylece günlerin sıkıntısı geçecekti bir nebze. Böyle düşünüyordum. Böyle de oldu, diyebilirim. Kitabın ilk hikâyesi hafif, neşeli bir atmosfere sahip son derece keyifli bir hikâye; ancak ikinci hikâyeden başlayarak gerçek Çehov atmosferine giriş yapıyoruz: evet, hayat ve dünya komik, belki gülünç, belki kahkaha da attırıyor hepimize; ama keder de burada, hayat da keder dolu, ve traji komik bir havası var aynen Çehov karakterleri gibi; bu ikinci hikâyede tutuklanmış bir serserinin hikâyesini okuyoruz, adını unutan bu adamın bir kaç sayfa içerisinde gözümüzün önünde kanlı canlı bir hâl almasına da şaşıramıyoruz, konuşması, söyledikleri, olup biten hiç birşey yokken sanki nice şey söyler gibi bütün o hâliyle nasıl da unutulmaz bir karakter adını unutan adam...ama bu daha başlangıçmış; çünkü kitapla aynı adı taşıyan bir sonraki öyküde Çehov sanki bıçağı biraz daha derine sokuyor; 'Kime Anlatsam Kederimi', oğlunu kaybetmiş bir babanın, İona'nın söyleşme, acısını dillendirme, hâlleşme derdini insanı acıta acıta sayfalara döküyor; babanın acısı bana tanıdık geliyor, sadece bir kaç gün önce, sabahın erken saatinde, onu seven nice insanla beraber yere düştüğü toprağın etrafında, ayaklarımız o toprağa basmış, gözlerimiz yaşlı biz de duruyor ve neden yaptı, bunu bize neden yaptı diye soruyorduk; kanlanmış toprağı çapalamıştı birileri artık belli olmasın diye, az yer de değildi üstelik, oysa daha bir akşam önceydi sesi, söylemiştim, hem dinlemişti, ama şimdi bir sabah sonra, nice insan hep beraber orada durup o toprağa bakıyorduk.

Ardından bu küçük kitaba sığmış koca bir roman başlıyor. En sevdiğim şeylerden birisi olan bozkır anlatıları burada çok güzel bir üslûpla, çok etkileyici bir hikâyeye dönüştürülerek verilmiş, belki de Çehov'un en güzel öykülerinden birisi budur...aslında okudukça görüyorum ki öyle güzel öyküleri var ki seçmek pek de kolay olmasa gerek. Artık Çehov'u daha çok seviyorum. Kendimi ona yakın hissediyorum. Bozkırı bu kadar güzel anlatabilen bir yazara ancak daha fazla sevgi hissedilebilir. Baş karakterimiz Yegoruşka adında bir çocuk, hedefimiz artık öğrenim göreceğimiz yere varmak, ama yolculuk uzun, insanlar türlü türlü ve bozkır, hem de fırtınayla beraber, önümüzde uzanıyor; tabi ki beyler, efendiler, mujikler, köylüler; iyiler kötüler yine her yerdeler. Çehov'un tasvirleri gerçekten çok, çok güzel. Hiç bir zaman denizi sevmediğim için, bu kuraklık, fırtınalı bu ovalar, düzlükler, hatta dağlar bana güzel geliyor, Çehov'da da, bu hikâyede kalemini hem sade hem de böyle güzel güzel anlatırken bulunca bozkırı...

"Bozkır" gerçekten bir roman aslında. Tek başına neden basılmadığını anlamadım, belki de basılmıştı, ama yazarın toplama hikâye kitapları The Smiths albümleri gibi, her kitapta eski kitaplardan hikâyeler bulmak mümkün. Kitap, güzel Bozkır'ın ardından işte böyle, daha önce okuduğum, yine mizahi, bizi gülümseten, sevimli bir hikâyeyle sona eriyor.

Böylece geriye şu kalıyor: edebiyat iyileştirirse, iyileşmek için de okuyorsak, kitaplar biraz da bunun için varlarsa, bile isteye Çehov'u seçmem bundandı. Tanışalı ne kadar oldu ki? En fazla iki hafta. Ama bu korkunç günlerin içerisinde aklıma bir tek O geldi; çünkü kafamın içini onun karakterleri, onun tasvirleri doldursun istiyorum. Bütün hikâyelerinin içinde, anlattığı onca insan arasında en çok Gusev'i seviyorum; hâlâ, okyanusa, derinlere inen mazlum, masum ölüsünü bir edebiyat okurunun içi acıyarak sevmesi gibi seviyorum. Hepimizin ölülerinin yavaş yavaş, aynen Gusev gibi aşağılara inip battığı bir hatıralar, anılar denizi olsa gerek, vardır; hepimiz bir yerlere gömeriz ölülerimizi. İona için oğlunun ölümünün acısına bir muhib gerekliydi, dinleyen bir kulak, hisseden bir kalp, ve İona bir atın sevecen başında buldu aradığını. Bizler de sevdiğimiz insanlar kadar sevdiğimiz yazarlarda da teselli buluyoruz, iyileşmek için sevdiğimiz insanlar, ailemiz, dostlarımız kadar sevdiğimiz kitaplara, yazarlara, İona'nın aradığı teselli gibi yüzümüzü dönüp severek bakıyoruz. İşte ben de böyle yaptım, böyle yapmaya çalıştım.

Bu aralar sorgulama aşamasında olduğum, sürekli araştırma yapmam gerektiği için ve beynimin -her ne kadar bu kadar ileriye gitmek istemesem de- meşguliyeti durum hikayesi yazarlarını okumamı engelliyor. Dünyevi kitaplardan soğudum. Hallerim zaten sıkıntılı, stres dolu, düşünceli. Üzerine Çehov'un kederini de eklemek istemiyorum. Kitap 5 hikayeden oluşuyor. Açıkçası ilk 2 kısa hikayeyi beğendim. Psikoloji ile ilgilenmeye çalıştığım için insan haline başka öğüt ve tasvirler getirmiş Çehov. Okumak isteyen arkadaşlara durum hikayesini araştırıp ondan sonra okumasını tavsiye ederim. Çünkü farklı bir tarzdır. Bilgisizlikten dolayı kitabı beğenmemek pek güzel bir durum değil. Ayrıca ben ne demek olduğunu bilsem de beğendiğimi zannetmiyorum. Sait Faik Abasıyanık hariç tabi ki. :)

Kitaptan 6 Alıntı

Gülçehre Aydın 
19 Eki 03:37, Kitabı okudu, Beğendi, 9/10 puan

"Tahsil ışıktır, cahillik ise karanlıktır. Oku. Tabii güç bir şey. Bu zamanda tahsil pahalıya oluyor..."

Kime Anlatsam Kederimi, Anton Çehov (Sayfa 177)Kime Anlatsam Kederimi, Anton Çehov (Sayfa 177)
Lala Paşa 
04 Haz 2015, Kitabı okudu, Puan vermedi

"Bu zamanda mutlu birini görmek insanın garibine gidiyor" diyor. "Beyaz fil görmek, mutlu birini görmekten daha kolay."

Kime Anlatsam Kederimi, Anton ÇehovKime Anlatsam Kederimi, Anton Çehov
Gülçehre Aydın 
19 Eki 03:27, Kitabı okudu, Beğendi, 9/10 puan

"Bütün o tahlilleri, mahlilleri atmalı... Canın içmek istiyorsa iç gitsin, zararlı faydalı diye felsefe yürütme... Bütün felsefeler, psikolojiler cehenneme gitsin!"

Kime Anlatsam Kederimi, Anton Çehov (Sayfa 13)Kime Anlatsam Kederimi, Anton Çehov (Sayfa 13)
Gülçehre Aydın 
19 Eki 03:34, Kitabı okudu, Beğendi, 9/10 puan

"Kendim de anlıyorum ki artık yok olmuş bir insandan başka bir şey değilim."

Kime Anlatsam Kederimi, Anton Çehov (Sayfa 108)Kime Anlatsam Kederimi, Anton Çehov (Sayfa 108)

Kitapla ilgili 1 Haber