Özgürlük Üzerine Bir Deneme

10,0/10  (1 Oy) · 
2 okunma  · 
1 beğeni  · 
391 gösterim
Frankfurt Okulu'nun kurucu üyelerinden ve 20. yüzyıl eleştirel düşünce dünyasının köşe taşlarından biri olan Herbert Marcuse'nin 1969 yılında, bütün dünyanın halk ayaklanmalarıyla ve toplumsal hareketlerle çalkalandığı sıcak günlerde yayımlanan kitabı Özgürlük Üzerine Bir Deneme ele aldığı konuları ve tespitleriyle günümüzde de önemini koruyor. Bu kısa ama çarpıcı makale, Sol'un teorik ve pratik yeniden inşası ve eleştirel düşüncenin doğru mecralarda ilerleyişinin sağlanması açısından mutlaka okunması ve derinlemesine irdelenip tartışılması gereken eserlerin başında gelir.

İleri endüstri toplumuyla rekabete giren sosyalist blok, bu rekabetin bir sonucu olarak, kendi hedeflerinden saparak rekabet ettiği sistemin değerlerinin egemen olduğu bir sisteme kaymıştır. Bu kayma, Marcuse'ye göre, geleneksel özgürlük anlayışını geçersiz kılmıştır. Artık, insanların gereksinimleri özgürce kendileri tarafından geliştirilmediği için, "herkesten yeteneğine göre, herkese gereksinimine göre" ilkesinin işe yaramayacağı bir aşamadayız. Öyle ki, kendilerinin özgürce geliştirdikleri gereksinimlere sahip olmadıkları sürece, üretim araçlarının işçiler tarafından sahiplenildiği durumda bile, toplum baskıcı bir toplum olabilir. Dolayısıyla, özgürlüğünün olanakları başka yerlerde aramak gerekir. Marcuse de, Özgürlük Üzerine Bir Deneme kitabında, bu yeni durum içerisinde özgürlüğün yeni olanaklarını aramaktadır.
(Tanıtım Bülteninden)
  • Baskı Tarihi:
    Ağustos 2013
  • Sayfa Sayısı:
    96
  • ISBN:
    9789755397603
  • Orijinal Adı:
    An Essay On Liberation
  • Çeviri:
    Soner Soysal
  • Yayınevi:
    Ayrıntı Yayınları
  • Kitabın Türü:
Gamze Züleyha Üredi 
 27 Eki 17:35, Kitabı okudu, 2 günde, Beğendi, 10/10 puan

Alanına ve konusuna göre kıyaslama yaptığım takdirde herhangi bir şey üzerindeki beğeni oranımın çıtasını yükseklere çıkaran bir kitap diyebilirim. Kendi fikirlerimi söyleme kısmına geçmeden önce, rahatlıkla söyleyebilirim ki arka kapak yazısı bile tek başına yeterli bir inceleme olmuş. Ama ben buna "Sol'un teorik ve pratik yeniden inşası" demezdim, yazar dahi bunu kastediyor olsa bile.

Özgürlük Üzerine Bir Deneme, yalnızca doksan bir sayfadan oluşan kısacık bir kitap, fakat bu yanıltıcı olmamalı, iki hatta belki de üç katı kadar sayfa sayısına sahip bir inceleme-kitaptan çok daha tatmin edici. Peki neden bu kadar göklere çıkardım? Yaptım bunu çünkü yalnızca benzer alıntıların bir araya getirilmesinden oluşan, böylece okuyucuyu zorlarken konudan saptıran birçok kitaba karşın Mercuse'ninki oldukça basit bir dile sahip, dolayısıyla anlaşılır, fakat bunlara rağmen akademik olmaktan uzaklaşma durumunda değil. Birinci sebep buydu. İkincisiyse, Frankfurt Okulu'na aşinaysanız tahmin edebileceğiniz bir sebep aslında: onların eleştirel teorisi. Mercuse, "fiili olan ideal olandan epeyce sapabilir" derken savunuculuğunu yaptığı Marksizmi; "eski lüksler temel ihtiyaçlar haline geldi" derken de şirket kapitalizmini eleştiriyor. Elbette bunlar yalnızca basit örnekler, dahası kitapla birlikte zihninize oturuyor.

Herbert Mercuse'nin dünyası, ütopyası değil, özgürlüğün temel alındığı bambaşka bir dünya üzerine kurulu, adından da anlaşılacağı gibi. Korkunç taraflı bir hali yok, bir şey üzerine inceleme yazdığını iddia eden birçok insana karşın yazarın üslubu olabildiğince nesnel ve kesinlikle yorucu değil. "Bilincin toplum mühendisliği ile tutuklanması"ndan tutun da, "rekabetçi performans ve standartlaştırılmış eğlence"ye kadar, her kesim, her düşünceden insana hitap eden bir eleştiri mekanizmasıyla karşılaşıyoruz. Fakat katiyen hakaret bombardımanı değil.

Toplumdan, işleyişten ziyade kendinizi eleştireceğiniz, sorgulayacağınız bir kitap bu. "İnsanlığa karşı işlenmiş suçların kefaretini ödemiş olmayacak, fakat bunları durdurabilecek ve yeniden başlamalarını engelleyebilecek" bireyler olabilmemiz dileğiyle. Dikkatli okumalar.

Kitaptan 9 Alıntı

Gamze Züleyha Üredi 
26 Eki 22:44, Kitabı okudu, İnceledi, Beğendi, 10/10 puan

Politik dilbilim: Egemen sınıfın silahı. Eğer radikal muhalefet kendi dilini geliştirirse, egemenliğin ve iftiranın en etkili "gizli silahları"ndan birini kendiliğinden ve bilinçsizce protesto eder.

Özgürlük Üzerine Bir Deneme, Herbert Marcuse (Sayfa 76)Özgürlük Üzerine Bir Deneme, Herbert Marcuse (Sayfa 76)
Gamze Züleyha Üredi 
04 Eki 15:03, Kitabı okudu, İnceledi, Beğendi, 10/10 puan

Otomobil baskıcı değildir, televizyon baskıcı değildir, ev aletleri baskıcı değildir; karlı bir değişimin gereklerine göre üretilen ve insanların kendi varoluşlarının ve kendilerini "gerçekleştirme"lerinin önemli bir parçası haline gelen arabadır, televizyondur, aletlerdir baskıcı olan.

Özgürlük Üzerine Bir Deneme, Herbert Marcuse (Sayfa 21)Özgürlük Üzerine Bir Deneme, Herbert Marcuse (Sayfa 21)
Gamze Züleyha Üredi 
27 Eki 17:39, Kitabı okudu, İnceledi, Beğendi, 10/10 puan

Nasıl bir yaşam? Hala "somut alternatif" sunma talebiyle karşı karşıyayız. Eğer bu talep yeni toplumda olabilecek belirli kurum ve ilişkilerin detaylı bir planını istiyorsa, talep anlamsızdır; bunlar önceden belirlenemezler; bunlar yeni toplum gelişirken deneme yanılma yoluyla gelişeceklerdir.

Özgürlük Üzerine Bir Deneme, Herbert Marcuse (Sayfa 87)Özgürlük Üzerine Bir Deneme, Herbert Marcuse (Sayfa 87)
Gamze Züleyha Üredi 
26 Eki 22:39, Kitabı okudu, İnceledi, Beğendi, 10/10 puan

...Öğrenci nüfusunun çok büyük bir kısmı geleceğin işçi sınıfıdır; bu "yeni işçi sınıfı" sadece harcanamaz değil, aynı zamanda var olan toplumun gelişmesi için yaşamsaldır da. (...)

"Öğrenci hareketi" ifadesinin kendisi zaten ideolojik ve sakıncalıdır. Yaşlı entelijansiyanın ve öğrenci olmayan nüfusun büyük bir kısmının bu hareket içinde etkin bir yeri olduğu gerçeğini saklar.

Özgürlük Üzerine Bir Deneme, Herbert Marcuse (Sayfa 63)Özgürlük Üzerine Bir Deneme, Herbert Marcuse (Sayfa 63)
Gamze Züleyha Üredi 
03 Eki 21:03, Kitabı okudu, İnceledi, Beğendi, 10/10 puan

Bu toplum boğucu bir bollukta mal ürettiği ve kurbanlarını her yerde yaşam ihtiyaçlarından yoksun bırakırken bu malları ahlaksızca sergilediği için müstehcendir; kendi saldırganlık alanındaki kıt gıda maddelerini yakar ve zehirlerken, kendi çöp tenekelerini doldurduğu için müstehcendir; politikacıların ve eğlendiricilerinin sözcüklerinde ve gülümsemelerinde müstehcendir; dualarında, cehaletinde ve besleme entelektüellerinin bilgeliğinde müstehcendir.

Müstehcenlik, düzenin sözel cephaneliği içerisindeki ahlaki bir kavramdır. Düzen, bu kavramı, kendi ahlakının ifadelerine değil de, diğerlerininkine uygulayarak kötüye kullanır.

Özgürlük Üzerine Bir Deneme, Herbert Marcuse (Sayfa 17 - 18)Özgürlük Üzerine Bir Deneme, Herbert Marcuse (Sayfa 17 - 18)
Gamze Züleyha Üredi 
26 Eki 21:37, Kitabı okudu, İnceledi, Beğendi, 10/10 puan

Toplumsal ve bireysel ihtiyaçların bu yanlış özdeşleştirilmesinde, insanların korkunç fakat karlı olarak çalışan bir topluma bu şekilde derinden "organik" uyumunda, demokratik ikna ve evrimin sınırları yatar. Demokrasinin kurulması bu sınırların üstesinden gelinmesine bağlıdır.

Meta biçiminin kalıcı hale gelmesini ve yayılmasını ve buna paralel olarak davranış ve doyum üzerindeki toplumsal denetimlerini yayılmasını sürdüren şey, tam olarak insan organizmasının bu aşırı uyum yeteneğidir.

Özgürlük Üzerine Bir Deneme, Herbert Marcuse (Sayfa 26)Özgürlük Üzerine Bir Deneme, Herbert Marcuse (Sayfa 26)
Gamze Züleyha Üredi 
 26 Eki 21:42, Kitabı okudu, İnceledi, Beğendi, 10/10 puan

"Böylelikle yaşam kendini bir hiçe dönüştürerek yok olur. Otomatikleştirme nesneler, giysileri, ev eşyalarını, kadını ve savaş korkusunu yutar."

Özgürlük Üzerine Bir Deneme, Herbert Marcuse (Sayfa 45)Özgürlük Üzerine Bir Deneme, Herbert Marcuse (Sayfa 45)
Gamze Züleyha Üredi 
26 Eki 22:43, Kitabı okudu, İnceledi, Beğendi, 10/10 puan

...Yargılayabilecek olan aslında sadece bireydir, kendi bilinçleri ve vicdanlarından başka meşrulukları olmayan bireyler. Fakat bu bireyler kendilerine özgü belirsiz tercih ve çıkarlara sahip olan özel kişilerden fazla ve farklıdırlar. Onların yargı gücü bağımsız düşünce ve bilgiye, toplumların ussal bir çözümleme ve değerlendirmesine dayandığı sürece öznelliklerini aşar. Böyle bir ussallık yeteneğine sahip bireyler çoğunluğunun varlığı demokratik kuramın dayandığı varsayımdır. Eğer yerleşik çoğunluk böyle bireylerden oluşmuyor ise egemen bir halk gibi düşünemez, karar veremez ve hareket edemez.

Özgürlük Üzerine Bir Deneme, Herbert Marcuse (Sayfa 74)Özgürlük Üzerine Bir Deneme, Herbert Marcuse (Sayfa 74)
Gamze Züleyha Üredi 
04 Eki 15:01, Kitabı okudu, İnceledi, Beğendi, 10/10 puan

...Belirli bir ahlak bir kere toplumsal davranışın kuralı haline geldiğinde sadece içselleştirilmez, aynı zamanda "organik" davranışın kuralı olarak da çalışır. Organizma içselliştirilen ahlaka uygun olarak belirli uyaranları alır ve ona tepki verir, diğerlerini ise "yok sayar" ve reddeder. Böylelikle, bu ahlak, yaşayan bir hücre olarak o organizmanın fonksiyonlarını o toplum içerisinde yükseltir ya da engeller. Bir toplum, bu yolla, bilincin ve ideolojinin ötesinde, davranış kalıpları ve arzuları kendi halkının "doğa"sının bir parçası olarak yeniden yaratır; isyan, bu "ikinci" doğaya, bu kökleşmiş kalıplara ulaşmadıkça, toplumsal değişim "eksik" hatta kendini baltalayan bir şey olarak kalacaktır.

Tüketici ekonomisi ve şirket kapitalizminin politikası insanı meta biçimine saldırganca ve libidinal olarak bağlayan ikinci insan doğasını yarattılar. Sahip olma, tüketme, küçük aletleri, aygıtları, araçları, makineleri kullanma ve sürekli yenileme ihtiyacı halka sunulmuş ve kabul ettirilmiştir; çünkü bu malları kendi yok etmek pahasına olsa bile kullanmak, biraz önce tanımladığımız anlamda "biyolojik" bir ihtiyaç haline gelmiştir.

Özgürlük Üzerine Bir Deneme, Herbert Marcuse (Sayfa 20)Özgürlük Üzerine Bir Deneme, Herbert Marcuse (Sayfa 20)