Tanrı Sana Küsmedi

7,8/10  (6 Oy) · 
20 okunma  · 
3 beğeni  · 
463 gösterim
İstanbul'un Çamlıca Tepesi'nde bazen asude, bazen dar vakitlerde yazıldı bu kitap. İki yazar, yaklaşık on beş yıldır devam eden, birbirlerini tüketen değil çoğaltıp meyvelendiren dostluklarının mahsulünden bir demet sunmayı deniyor size... Kitapta, tam kırk başlık seçtik ki bu kırk başlık, tek tek bir araya gelinerek, teknolojik uzaklıklar araya girmeden, yüzleşilerek yazıldı. Biz bu kırk başlığı kendimiz için bir "kırk çıkarmak" (erbain) saydık. Kitabın içinde bazı konuların ve cümlelerin tekrar ediliyor gibi görünmesi, o cümlelerin önemi dolayısıyladır. Üstelik bir şeye çok ihtiyaç varsa bunun tekrar tekrar vurgulanması bir inceliktir diye düşündük. Hem, tuğlaların üst üste konulmasının bir tekrar olduğunu kim iddia edebilir? Tekrar ile kurulur bütün sağlam binalar... Bazı başlıklarda yakın anlamlılık varsa, bu da nüansları, farklı pencerelerden bakışları dikkate sunmak içindir. Kitabın ilk başlığından itibaren kimi özel ifadeler hariç bütün cümlelere küçük harfle başladık ki bunun derindeki sebebini anlamak size düşüyor...

Biz, bir "gönül dağı"nı tırmanan iki yolcuyuz ki yolda düşündüklerimizi sizinle paylaşmak istedik, yolcunun azığını bölüşmesi gibi.

Sözün özü, yaratıcı diye bildiğiniz ama bir türlü tanışamadığınız Rabbimizle sizi yormadan, kırmadan, usandırmadan, yanıltmadan tanıştırmak istiyoruz.

O'nunlasın her zaman... Bütün internet bağlantılarından daha hızlı, tüm kısa mesajlardan doğrudan, tüm plastik kahramanlardan daha gerçek, tüm tv dizilerinden daha dostça. O varken "yalnızlık" sadece bir kelimedir. O'na yakın olduğun oranda yalnız değilsin, O'ndan uzaklığın oranda yalnızsın.
(Tanıtım Bülteninden)
  • Baskı Tarihi:
    Mayıs 2006
  • Sayfa Sayısı:
    160
  • ISBN:
    9789759139148
  • Yayınevi:
    Bilge Yayıncılık
  • Kitabın Türü:
Hilal AKGÜNEŞ 
14 Tem 01:20, Kitabı okudu, Puan vermedi

Üzülme!
Üzülebiliyorsan bir kalbin var demektir. Kalpsizler üzül(e)mezler ki. Ne mutlu sana ki, üzülebiliyorsun. Dokunan var demek ki kalbine. Ya dokunulmasaydı kalbine. Ya hüznün gönül toprağını karmasına izin verilmeseydi. Demek ki gözden çıkarılmadın. Demek ki sen hâlâ bir umut tarlasısın.
Üzülme!
Üzülüyorsan, Biri var ki cılız varlığını düştüğü çamurdan kaldırmak istiyor. Onun için dokunuyor kalbine. Kıymetini bil ki, üzmeye değer görüyor seni. Hüzünlerin kalbinin toprağını allak bullak ediyorsa, sen ekilmeye layık bir topraksın demektir. Kaygıların vuruşuyla tuz buz oluyorsa taş katılığında büyüttüğün güvencelerin, yarılan göğsüne umut fidanları dikiliyor demektir.
Üzülme!
Yüzün yerde geziyorsan, ellerin boynuna sarılı ise, içini ısıtacak haberlerin mürekkebi damlıyor olmalı ömrünün defterine. Kar yağıyorsa güvendiğin dağlara, yarının ovalarında rengârenk çiçeklerin olacak demektir. Hırçın fırtınalar sarsıyorsa sevinçlerinin zirvesini, rüzgârlar dövüyorsa umudunun yamaçlarını, bir yüce dağsın sen demek ki, az bekle, eteğinden serin pınarlar akmaya başlayacak demek ki…
Üzülme!
Üzülüyorsan, şımaramazsın. Kibrin kirli tuzağına düşemezsin. Kendini beğenmişliğin çamuruna dolaşmaz ayakların. Uzak geçersin isyanlı yollardan. Heveslerinin ardı sıra düşüp nisyan uçurumlarının başına sürüklenmezsin. Seni Biri yakınlığına çağırıyor demek ki… Gözden çıkarmamış olmalı seni.
Üzülme!
Üzülüyorsan, bir kutlu teselli kapısının önünde bekletiliyorsun demektir. Gözlerini kaldır vefasız dünyanın eşiğinden. Gönlünün elinden çıkar sebeplerin boş avuntularını. Umudunu kes sahte doymalardan. Yüreğini küstür coşkulardan. Kapı açıldı açılıyor demektir.
Üzülme!
Üzülüyorsan, kaybedeceğin bir şeyler var demek ki… Kaybedeceği bir şeyi olanlar çoktan kazanmışlardır. Eline geçmeyenleri saymakla tüketme nefesini, elindekileri saymaya başla. Hepsini saysan bile, nefesini saymaya nefesin yetmeyecek demektir. Bak işte zenginsin.
Üzülme!
Seni bir “İşiten” var. Seni, senin kendini bile sevmenden önce O sevdi. Senin kendini bile bilmediğin unutuş kuyularından çekip çıkardı seni. Çektiğin acılara habire meşgul çalan telefonlar gibi kör ve sağır değil O. Yüreğinin her yangınına O yetişiyor. Ayrılıklarına ve sıkıntılarına metal soğukluğundaki plazalar gibi umursamaz değil O. Yitirdiklerinin hepsini sana iade edeceğine söz veriyor. Sevdalarına ve özlemlerine çok seçenekli sınav kâğıtları gibi tatsız ve tuzsuz formüller sunmuyor. Seni herkesten çok anlıyor, seni senin kendini düşündüğünden çok düşünüyor. Gözyaşlarınla imzalayasın istiyor yakarışlarını. Bir ebedî çerçevenin içinde, gösterişsiz bir kullukla fotoğraflamak istiyor seni. Dağılıp giden ömür kırıntılarının arasından sıcacık bir kardelen ümidi devşiresin istiyor. Keyfinin çatlak kabuklarının arasından sonsuz teselli pınarları akıtmak istiyor.
Üzülme!
Varlığının tenine çiziktir her hüzün. Varlığından haber verir üzüntün. Hatırlar mısın, bir zamanlar hatırlanmaya değer bir şey bile değildin. Hiç umursanmadan çöpe atılabilecek kirli bir su iken sen, yüzüne bir tek O baktı. Kimselerin arayıp sormadığı, önemseyip adını bir kenara yazmadığı o günlerde, Senin adını ilk O andı. Hatırını bildi. Seni yanına aldı. Hep yanında oldu. Sen seni unutup da başını yastığa koyduğunda bile, seni her defasında sabaha çıkardı. Sen Onu defalarca unuttun ama O seni asla unutmadı.
Üzülme!
O’nun en sevdiği kulu da yalnız kaldı. Taşlandı. Sürüldü. Yaralandı. Aç susuz kaldı. Yuvasına uzaktan göz yaşları içinde baktı. Mağarada yapayalnız ve korunmasızdı. Senin gibi üzülen yol arkadaşına sonsuz müjdeler veren tebessümüyle fısıldadı: “Lâ tahzen, innAllahe meânâ.”
Üzülme!
Kaldır yüzünü yerden. Omuzlarından sarsıp kendine getirmek istiyor seni Sevgili. “Rabbin sana küsmedi ki…” Gözlerinin içine içine bak sevdiklerinin. “Rabbin seni unutup yalnız bırakmadı ki…”

Senai Demirci
Ve bu şiir bütün kitabın özeti...

Afra 
20 Şub 19:02, Kitabı okudu, 10/10 puan

Yusuf Özkan Özburun ve Senai Demircinin birlikte ele aldıkları bu kitap insanı kendisiyle ve Rabbiyle buluşturuyor.. bizi hatalardan hem uyandıran hem kendimizi daha iyi tanımamızı sağlayan aynı şekilde periyodik olarak Rabbimiz hakkında ki yanlış düşüncelerimizi körelten bir kitap..

kendine gelmek isteyen her insanın okuması gerekir.. her yaşa uygun ve herkesin anlayacağı şekilde yazılmış..

Kitaptan 2 Alıntı

Afra 
19 Şub 16:31, Kitabı okudu, İnceledi, 10/10 puan

-Modern hayat seni bir tüketim kölesi yapıp israfın tuzağına düşürerek hayatına ipotek koyuyor. Ve gerekirse hayatının bütün nadide parçalarını haraç mezat satıyor. Duygularını, düşüncelerin, bedenlerin, en nadide zamanların, gençliğin gonca gülünün, ömrün en güzel meyvelerinin banknotlarla takas edildiğini görmüyor musun?

Modern hayat sana parayı çok pahalıya satıyor. Sense mevsim sonu indiriminden, aldığın bilmem kaçıncı ayakkabının ucuzluğuyla seviniyor, kazandığın bir kaç kuruş için keyifleniyorsun. Para en kıymetli şeyleri almaya yetmiyorken, en ucuz şeylerin bedelini hayatınla ödüyorsun çoğu kere... Para için kendini harcarsan, para için harcadığın kendini para harcayarak satın alabilir misin?

Tanrı Sana Küsmedi, Senai DemirciTanrı Sana Küsmedi, Senai Demirci
Afra 
19 Şub 16:30, Kitabı okudu, İnceledi, 10/10 puan

"Geçmiş bir mezarlıktır bilesin. Yolda yürürken kafan hep arkaya dönük bir şekilde yürümeye çalıştığını düşün. İkide bir tökezleyip çukurlara yuvarlanacaksın. Hep ufka bakarak yürüdüğünü düşün ki o zaman da yollar sana bitmez görünecek, üstüne bir bıkkınlık çökecektir. Halbuki yönün ufka dönük bir şekilde, arada bir başını kaldırarak ama önüne bakarak yürüsen yol alacaksın.. "

Tanrı Sana Küsmedi, Senai DemirciTanrı Sana Küsmedi, Senai Demirci