Yazılamamış Destanlar

8,0/10  (3 Oy) · 
12 okunma  · 
3 beğeni  · 
466 gösterim
"Rusya Balkanlar'da savaş çıkmayacağına dair garanti verince, Rumeli'deki yüz yirmi taburumuzu terhis etmiştik. Akabinde bizden alacakları toprakların bölüşülmesinde doğabilecek anlaşmazlıkları Rus Çarı'nın hakemliğiyle çözebileceklerinde anlaşan dört Balkan devletinin hücumuna uğradık. Ordumuz yenildi ve Büyükçekmece Gölü yakınındaki Muratlı Tepelerine çekildi. Alman Kayseri'nin estirdiği hava ile Bulgarlar İstanbul'a girmenin hazırlığını yaşıyorlardı. İstanbul'u bir hücumla işgal edebileceklerinden ve hatta onları Anadolu'nun herhangi bir yerinde de durduramayacağımızdan endişe eden Hükümetimiz ve paşalarımız, Enez-Midye hattının ilerisini bırakıp andlaşma istiyorlardı.. Böyle bir ortamda bir avuç gönüllü devreye girdi. Bunlar hem Bulgar ordusu ve çeteleriyle, hem de bizim resmî makamlarımızla boğuşarak, hiçbir milletin evlâtlarına nasip olmayan bir destan yazdılar. "Yazılamamış Destanlar" işte bu çelik yüreklilerin hikâyesidir."
  • Baskı Tarihi:
    1995
  • Sayfa Sayısı:
    256
  • ISBN:
    978-975-437-047-7
  • Yayınevi:
    Ötüken
  • Kitabın Türü:
Muhammet Çelik 
24 Oca 13:37, Kitabı okudu, 8 günde, Beğendi, 7/10 puan

Gerçekten Yazılmamış bir destan olan Batı Trakya Türk Cumhuriyetini ve onun kurulmasından önce ilk milis şeklinde sonra gayet düzenli olan Balkan savaşını anlatan ve bu anlatımı Mehmet Niyazı gibi usta tarafından yapılan harika bir kitap.

Milletimin sayısız adsız kahramanı olduğunu ve bunları bırakın, ismini mezarını bildiklerimize bile sahip çıkmadığımız...üzülerek belirttiğimiz bir durumdur. Oysa onlar milletimizi (yani bizi) Vatanımızı (yaşadığımız toprakları) karşılıksız sevmiş uğruna şehit olmuş ve mertebesine yükselirken bile yüreğinde ki vatan aşkı azalmamış insanlardır. Bu kitap işte böyle kahramanların kumandanı olan Eşref Beyi bize aktarıyor. Çoğumuz Eşref beyi bilmeme gafletinde bulunuruz. Oysa Eşref Bey Trabursgarp’da İtalyanlara verilen İmkansız mücadele ve sonucu olan galibiyetin asıl sahibidir. Üstüne üstlük Trabusgalp’de gönüllü savaşmış olan Yüce Önder Atatürk’ün de çok sevdiği komutanı ve Onun Milletimize bir kez bağışlayan biridir. Zira Atatürk İtalyanlara karşı verilen amansız mücadeleler sırasında gözüne kaçan kireç nedeni ile az kalsın kör olacaktı. Gerekilen Ameliyat Eşref Bey tarafından sağlanmıştır. Düşünün bir eğer Ata’ya bu adi emperyalist savaşta bir şey olsaydı. Ne Çanakkale’de nede kurtuluş savaşımızda savaşabilirdi. Daha sonrasında Eşref Bey Balkan savaşında elimizden çıkan toprakları geri almak için Balkanlara kendisine inanan subaylar ve gönüllü askerlerle geçmiş ve bu toprakları tek tek Düşman elinden temizlemiştir. Dönemin Osmanlı Hükümeti Büyük devletlerden korktuğundan bu topraklara sahip çıkmamıştır. Bu durumda tek çıkış yolu olarak Bir devlet kurmayı düşünen Eşref Bey Batı Trakya Türk Cumhuriyetini kurmuştur. Çekilen acıların ve İslam’ın rengi olan Yeşil ve siyah bayrak rengi olarak seçilmiş Üzerine de Türklüğümüzün sembolü Ay-Yıldız işlenmiştir. Bu devlet Avrupa’da yankılar uyandırdığı sırada birinci dünya savaşına müttefik olduğumuz Bulgarlara peşkeş çekilmiş ve Osmanlının emri ile belirli bir kısmı Osmanlıya bırakılmak üzerene Bulgarlara bırakılmıştır. Eşref Bey milletinin zaruri hali olmasaydı Adriyatik’te nefesi alırdı diye düşünüyorum. Altmış günlük ömrü ile birinci balkan savaşlarında vatan toprağından ayrılan topraklara bir nefes aldıran bu devlet Türk tarihinin altın satırları olmasına rağmen pek bilinmez ve tarihimizde ikinci balkan harbi olarak geçer. Oysa bir efsane yazıldığını yetişen Türk gençlerine anlatılması ilerisi için büyük bir adım olabilir.

Akıcılığı bir Mehmet Niyazi klasiği olan kitap, işlediği konu bakımından da okurken okuyucuyu sıkmayacak nitelikte. Onun dışında insanı duygulandıran ve bu sırada ehlileştiren harika bir kitap. Keşke Tarihimizi bu altın satırlarla, yokluktan varoluşlarımızla okusak. Belki şimdiki durumumuzdan bir kurtuluş yolu bulabiliriz.

Ahmet Konukseven 
16 Eyl 2015, Kitabı okudu, Beğendi, 8/10 puan

Mehmet Niyazi ile bir tarih yolculuğu daha olumlu yönlerinden ziyade bir eksiklik göze çarpıyor. Eser karşıladığı konu itibariyle daha hacimli ve daha ayrıntılı olmalı mıydı? diye sormadan geçemiyorum. Tabi ki yazarın fikrine de saygı duyulmalı okuyacak arkadaşlar için istifade edeceklerini söyleyebilirim.