Sirenler, femme fatale arketipinin antik kökenini oluşturur. Femme fatale figürleri de tıpkı sirenler gibi insanları büyüler ama bu büyü çoğu zaman mutluluk değil, felaket getirir. Sirenlerin şarkısına kapılan denizci nasıl kayalıklarda parçalanırsa, femme fatale'in cazibesine kapılan kişi de hayatını bambaşka bir yöne sürükler. Sirenler bize, cazibenin her zaman kurtuluş değil bazen de yok oluş getirdiğini hatırlatır. Bugün sinemada, edebiyatta ve popüler kültürde gördüğümüz femme fatale karakterlerin izleri sirenlerden gelir. Onlar yalnızca erkekleri cezbeden figürler değildir, aynı zamanda kendi kaderini elinde tutan, sınırları zorlayan ve özgürlükleriyle korku uyandıran kadınların sembolleridir. Bu yüzden sirenler, yalnızca mitolojinin değil, kadınların tarih boyunca nasıl algılandığının da güçlü bir metaforudur.