İşte yaklaşık olarak 19. yüzyıldan günümüze kadar başta resim, edebiyat ve sinema olmak üzere çok farklı yazı ve görsel alanda üretilmiş eserlere konu olan bu kadınlar oluyor "femme fatale". Bu terim Fransızca kökenliymiş. İngilizcede "ölümcül kadın" veya "tuzak kurucu kadın" anlamına geliyor. Femme fatale, genellikle bir kadının çekici, gizemli ve baştan çıkarıcı özelliklerini konu alır. Karşımıza çıkan örneklerde bu kadınlar kendi çıkarları doğrultusunda erkekleri manipüle edip felakete sürüklerler. Bu "öldüren kadın" tanımı ataerkil yapının, modernleşmeyle birlikte daha fazla alanda yer alan kadın hareketlerine karşı gelen korku, endişe ve reflekslerin ürünüdür. Femme fatale karakteri ataerkil toplumun cinsiyet rejiminde olumsuz atıf yapılan bir dişil-öteki olarak temsil edilmiştir. Bu kavramı kurgulayan bakış erkeğin felakete sürüklenmesini odak noktası alarak erkeğin merkezinde olduğu ve temsil ettiği başta aile ve evlilik kurumu olmak üzere toplumsal değerlerin ve ahlaki normların yıkımına gönderim yapar. Femme fatale'in inşa edildiği dönem olan 19. Yüzyılın ikinci yarısı ve 20. Yüzyılın ilk yarısında kadınların hayatta yükseldiği tüm değerlere yöneliktir. Modern yaşamla birlikte kadının kültürel yaşamda, kent ortamında ve kamusal alanda görünür hale gelmesi, iş yaşamında varolan kadın sayısının artması, kadın haklarına dair gelişmeler, feminist hareketlerin çeşitlenmesi ve güçlenmesi, kadınların kendi yaşamları ve bedenleri üzerindeki haklarını savunma mücadeleleri, kısacası kadınların güçlü özneler olarak varolmalarına yönelik tüm eril endişeler femme fatale'in kötücül bir öteki olarak kurgulanmasını motive etmiştir.