Zera

Kız Gibi dergi(3.sayı)/Begüm Taşçı
Biraz bu metaforu açmak gerekirse; Incir ağacı metaforu genç yaşlarda olan bir kadının vermiş ya da verecek olduğu kararlar düzinesini aktarır. Dalda olan her bir incir bir kaderi, kimliği yansıtır. Mesela bir incir evli, mutlu, çocuklu bir hayatı simgeler. Diğer incir şair olmayı, bir diğer incir ise başarılı bir profesörü resmeder. Yani buradaki asıl amaç o kadar fazla seçenek varken ve bu kadar gençken nasıl en doğru kararı vereceğimiz üzerine kuruludur. Ama zaman burada önem teşkil eder çünkü hangi inciri seçeceğimizi düşünürken bir bakmışız tüm Incirler çürüyüp dalından kopmuştur. Kısacası kaderimizi biz yazanz. Ya lyi yönde ya da kötü yönde...
Alıntı
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Kız Gibi dergi(3.sayı)/Sena Parladı
Toplumun kadınlara biçtiği roller, tarih boyunca değişse de özünde hep aynı noktaya odaklandı: başkası için var olmak. Eş için, çocuk için, aile için, toplum için... Kadın çoğunlukla kendi arzularını geri plana atarak fedakârlıkla özdeşleştirildi. Fedakârlıklarıyla suistimal edilen kadınların omuzlarında hep bir yüktür "sorumluluk" diye adlandırılan bu şey.
Alıntı
Kız Gibi dergi(3.sayı)/Rana Kayalar
Anatomy of Eyşan: Esmer güzeli, ikonik tarzı, delici bakışları, zaman zaman sürdüğü kırmızı ruju... Tehlikeli derecede güzeldir. Ona tutulan herkes cezasını çeker, bir lafıyla dağlar aşılır... Ama o, içten içe onları birer satranç taşı gibi oynatmaktadır. Hamleleri stratejik ve zekicedir. Öyleki, evinin bahçesinde okçuluk yaparken bile hedefi hep on ikiden vurmasını bilir. "Istediğin şey için ne kadar ileri gidebilirsin?" sorusuna, "Sonuna kadar." Cevabını vererek ne kadar gözü pek bir yırtıcı olduğunu gösterir. O, yalnızca bir televizyon dizisi karakteri değil; geleneksel Türk televizyonunun alışılmış sınırlarına meydan okuyan, her sahnesiyle seyircisini femme fatale'in antik öykülerine taşıyan bir devrim niteliğindedir.
Alıntı
Kız Gibi dergi(3.sayı)/Selin Aşkar
Ocak bir yılın başıysa, Eylül bir ruhun başıdır. Biri zamanı başlatır, diğeri insanı. Yılın takviminde yalnızca bir ay değil; yaşamın ritmini değiştiren bir eşiğin adıdır. Yazın cıvıltısı, sıcağın telaşı, uzun günlerin hafifliği yavaşça aramızdan ayrılır. Yerine sabahları daha serin, akşamları daha sessiz bir iklim gelir. İnsanda doğayla beraber içe döner.
Alıntı
Kız Gibi dergi(3.sayı)/Morkuaz
İşte yaklaşık olarak 19. yüzyıldan günümüze kadar başta resim, edebiyat ve sinema olmak üzere çok farklı yazı ve görsel alanda üretilmiş eserlere konu olan bu kadınlar oluyor "femme fatale". Bu terim Fransızca kökenliymiş. İngilizcede "ölümcül kadın" veya "tuzak kurucu kadın" anlamına geliyor. Femme fatale, genellikle bir kadının çekici, gizemli ve baştan çıkarıcı özelliklerini konu alır. Karşımıza çıkan örneklerde bu kadınlar kendi çıkarları doğrultusunda erkekleri manipüle edip felakete sürüklerler. Bu "öldüren kadın" tanımı ataerkil yapının, modernleşmeyle birlikte daha fazla alanda yer alan kadın hareketlerine karşı gelen korku, endişe ve reflekslerin ürünüdür. Femme fatale karakteri ataerkil toplumun cinsiyet rejiminde olumsuz atıf yapılan bir dişil-öteki olarak temsil edilmiştir. Bu kavramı kurgulayan bakış erkeğin felakete sürüklenmesini odak noktası alarak erkeğin merkezinde olduğu ve temsil ettiği başta aile ve evlilik kurumu olmak üzere toplumsal değerlerin ve ahlaki normların yıkımına gönderim yapar. Femme fatale'in inşa edildiği dönem olan 19. Yüzyılın ikinci yarısı ve 20. Yüzyılın ilk yarısında kadınların hayatta yükseldiği tüm değerlere yöneliktir. Modern yaşamla birlikte kadının kültürel yaşamda, kent ortamında ve kamusal alanda görünür hale gelmesi, iş yaşamında varolan kadın sayısının artması, kadın haklarına dair gelişmeler, feminist hareketlerin çeşitlenmesi ve güçlenmesi, kadınların kendi yaşamları ve bedenleri üzerindeki haklarını savunma mücadeleleri, kısacası kadınların güçlü özneler olarak varolmalarına yönelik tüm eril endişeler femme fatale'in kötücül bir öteki olarak kurgulanmasını motive etmiştir.
Alıntı