"İmdi, insana düşen, kirleneni atmak değildir, kiri atmaktır! Kirleneni dışlamak değildir, kiri dışlamaktır. Herkes kirlenebilir ama temizlenme imkânı daima vardır. İnsandır, nefis sahibidir, günaha girebilir, küfre sapabilir, çamura düşebilir. Peki ama çamura düştü diye onu feda etme hakkımız var mıdır? Allah yaratmıştır madem, öylece bırakamayız, onu alıp yıkamak, Mûsa'nın eli gibi pırıl pırıl etmek gerekir."
"... din keskin çizgiler ve yasaklardan ziyade esnek umutlarla insan ruhuna giriyor. Zaten inancın güzelliği ve cezbesi de orada başlıyor. O güzelliği hissetmek, yaşamak ve yaşatmak için dinin sosyal hayatta gelişmesi, toplum vicdanında tecelli bulması, kısacası devlet eliyle medeniyete dönüşmesi gerekir. Kaba yasaklarla yol almak yerine dinin zerafetini, nezaketini, gülümsemesini, kucaklamasını hissetmek..."
"Oysa insanlar kullukta bölük bölüktür. Bir bölük halk kullukta sevap için Allah'a kulluk eder; bunlar tacir kullardır. Bir bölük Allah'tan korkusuna kulluk eder, köleler misali... Bir bölük de Allah'ı zikrederek kullukta bulunur, dervişler misali."