Hafiften “kısık” sesli kadınlar vardır hani…Bakışları derin.
Kendine özgü aurasıyla, ortaya çıktığında…
Kalabalığın arasında kolayca seçilen…“Dönüp baktıran” kadınlar.Ağlamasını, gülmesini,oturup kalkmasını izlemek…
Herhangi bir konuda rastgele anlattıklarını dinlemek keyiflidir…
Çevrelerine yaydıkları enerji farklıdır onların…
Ruhları farklıdır… Gizemlidirler…
“Puslu kadınlar” derim ben onlara.
İçlerinden bazıları, adeta “askeri” bir disiplin altında yaşar…
Bazıları, gününü gün eder…
Yaşam tarzı kendine özgüdür hepsinin…
Değişken ya da tutarlı olabilirler…
Ama sesleri tizleştiğinde mutlaka çatallanır.
Gözlerinde nedeni belirsiz bir buğulanma vardır hep…
Gülerken ağlamaları…Ağlarken gülmeleri vardır…
Görünmeyen ufuklara dalıp gitmeleri vardır…
Duydukları bir şarkı…Gördükleri yağlıboya resim…
Yerdeki yaprakları birbirine katıp telaşla uçuşturan esinti…
Yağmurun başlaması…Onları alıp, uzaklara götürür.
Eski sevgililerinin buruk hatırasına daldıkları sanılır çoğu zaman…
İlgisi yoktur aslında…
Düşündükleri hayatın kendisidir…Zamanın nasıl geçtiği…
Beş yıl sonra, on beş yıl sonra, neleri yapıp neleri yapamayacaklarıdır…
Hataları, günahları ve sevaplarıdır…
“Puslu” kadınlar kendileriyle yüzleşmeye meraklıdır…
İroniyi çok severler…
Kendileriyle dalga geçmeyi…
Ve gülmeyi.
Şen şakrak kahkahaları kapalı mekanlardan sokaklara taşar sık sık…
Çünkü “gülebiliyor olmanın” kıymetini bilirler.
Sevmekte çok başarılıdırlar…