Zihin Kütüphanesi

Zihin Kütüphanesi
105 okur puanı
Mayıs 2023 tarihinde katıldı
10/10
·400 syf.··
Beğendi
·
2026 13. kitabı
Merhaba kitap dostlarım Bugün sizlere @payelll_’in #Elezebet kitabıyla yeniden geldim.Bu kitap benim için sadece bir aşk hikâyesi olmadı;daha çok yarım kalmış cümlelerin,söylenememiş duyguların ve “yaşansaydı nasıl olurdu?”sorusunun sayfalara dökülmüş hâliydi.Okurken sık sık şunu düşündüm: Bazı insanlar hayatımızdan çıkar ama hissettirdikleri asla gitmez mi?Belki de bazı duygular,susarak beklemeyi seçer… Her şey Ezel ve Talya’nın hastane dönüşü uğradıkları bir markette Ezel’in Helen’i görmesiyle başlıyor.O an, sıradan gibi görünen bir karşılaşma aslında geçmişin kapısını aralayan ilk anahtar oluyor.Talya’nın Helen’i görüp bu benzerliğin tesadüf olamayacağını fark etmesi ve “belki de ikizlerdir” diyerek Ezel’den araştırmasını istemesiyle birlikte,saklanan gerçekler bir bir ortaya çıkmaya başlıyor.Çünkü hiçbir şey sonsuza kadar gizli kalmıyor…Talya’nın eşini kaybettikten sonra hasta olduğunu öğrenmesi ve tedavi için yurtdışına gitmek zorunda kalması hikâyenin duygusal yükünü daha da artırıyor.Tedavinin sonucu belirsizken,kızının hem babasız hem annesiz kalma ihtimali Talya’yı çok zor bir karar almaya itiyor.Bu noktada Helen’den, kendi yokluğunda yerine geçmesini istemesi hem şaşırtıcı hem de yürek burkan bir fedakârlık.Helen’in Talya’nın yerine geçmesiyle başlayan süreç başlarda zorlayıcı olsa da,Ezel’in her konuda destek olması aralarındaki mesafeyi yavaş yavaş kapatıyor.Yardımla başlayan bu yakınlık,zamanla inkâr edilemeyen bir çekime dönüşüyor.Helen’in korkup kaçması,kendini korumaya çalışırken duygularını içine hapsetmesi;Ezel’in ise zor olduğunu bile bile vazgeçmeyip sevmeyi seçmesi…Bu ikili bana aşkın her zaman mantıkla açıklanamadığını,bazen sadece kalple ve büyük bir cesaretle yaşandığını hissettirdi. Elezebet, sadece bir aşk hikâyesi değil;sırların,
EzelebetPayelll · Parola Yayınları · 202555 okunma
Reklam
10/10
·430 syf.··
Beğendi
·
2026 6. kitabı
Merhaba kitap dostlarım Bugün İlker Şenol’un Tuzak kitabıyla buradayım. Okurken sık sık durup düşündüğüm,bazı sayfalarda “evet hayat tam olarak da böyle” dediğim bir kitap oldu benim için.En çok da kötülüğün bağırıp çağırmadan,yavaş yavaş insanın hayatına sızmasını bu kadar gerçekçi anlatması beni çok etkiledi.Kimse bir anda düşmüyor aslında; küçük adımlar,masum görünen seçimler ve fark edilmeden örülen bir tuzak…Uyuşturucu kavramına hiç bulaşmamış kişilere,bu maddelerin insan hayatında nasıl derin ve kalıcı hasarlar bırakabileceğini açıkça gösteren etkileyici bir eser. Hayatta bir şeyler başarmaya çalışırken,yanlış tercihler yüzünden ne kadar hızlı dibe sürüklenilebileceğini düşündürücü bir şekilde bizlere anlatıyor.Okuyana farkındalık kazandıracak, ibretlik ve anlamlı bir çalışma. Esra’nın hikâyesi bir anda karanlığa düşmüyor; tam tersine,küçük boşluklardan,söylenmeyen cümlelerden,görülmeyen yaralardan sızarak ilerliyor.Beni etkileyen bir diğer şey ise;bir annenin çaresizliği oldu.Gülay Hanım’ın sevgisi çok güçlü ama bazen sevgi tek başına yetmiyor.Evladına ulaşmak isterken araya giren o görünmez duvar kitabın en acı tarafıydı benim için.Çünkü o duvar, gerçek hayatta da çok tanıdık.Bu kitap bana şunu düşündürdü:Bir insanı karanlığa iten şey çoğu zaman büyük bir felaket değil anlaşılmamak dinlenmemek ve zamanında uzatılmayan bir el. Tuzak,sadece bir roman değil;bakmayı unuttuğumuz yerlere çevrilen bir uyarı gibi.Ve belki de en çok şunu söylüyor "Bazı çığlıklar sessizdir ama yankısı çok derindir…"Okuyana ders veren, düşündüren ve iz bırakan bir kitap arayanlara gönül rahatlığıyla öneririm. . . .İlker
Tuzakİlker Şenol · Ateş Yayınları · 2020139 okunma
10/10
·336 syf.··
Beğendi
·
2026 7. kitabı
Merhaba kitap dostlarım Bugün beni ilk sayfasından itibaren içine çeken, temposuyla nefesimi tutturup duygusuyla kalbimi ısıtan bir kurgu ile geldim.Yazarın kalemiyle ilk kez tanışmama rağmen sanki uzun zamandır tanıdığım bir sesle konuşuyormuşum gibi hissettim. Bu hikâyede;babasının bıraktığı mirası korumak için gözünü bile kırpmadan ateşin içine yürüyen Sıla’nın cesaretine,kırılgan ama güçlü duruşuna tanıklık ediyoruz.Bir proje tamamlamaktan çok daha büyük bir savaşın içinde olduğunu anladığında ise yanında devletin en güvenilir isimlerinden oluşan Kurtlar Timi beliriyor.Ve elbette kader ona istihbarat koridorlarında çarpıştığı o adamla—Aybars’la—yolunu yeniden kesiştiriyor. Aybars…Yetimhane yıllarının sessizliğinde büyüyüp devletine adanmış bir ruha dönüşen,yaralarını içine gömen ama doğru bildiği her şey için savaşmaktan geri durmayan bir adam.Onunla birlikte Libya’nın zorlu atmosferine,görevlerin ağırlığına ve taşıdığı sorumluluğun bedellerine de ortak oluyoruz.Geri döndüğünde ise tesadüf sandığımız bir karşılaşmanın aslında kaderin ince ince ördüğü bir bağ olduğunu fark ediyoruz.Hem ekipler hem de iki kalp;tehditlerle,ihanetlerle ve zorlu seçimlerle sınanıyor.Ama en çok da birbirlerine duydukları güvenle…Sıla’nın sakladığı bileklik,Aybars’ın taşıdığı geçmiş ve geleceğe dair umutları hepsi bir araya gelip okuru duygu dolu bir yolculuğa çıkarıyor. Kitabın sonuna geldiğimde kelimenin tam anlamıyla dona kaldım.Özellikle final kısmında öyle bir yerde bırakıyor ki,insan istemsizce “Hayır, burada bitemez…Burada bitmemeli diyor.Devamında neler olacağını düşünmeden duramıyorum.Dilerim bizi çok uzun bir ara beklemez neden mi?Çünkü bu hikâyenin peşini bırakmak pek mümkün görünmüyor.Eğer aksiyonla örülü ama kalbin tam ortasına dokunan bir hikâye arıyorsanız bu kitap tam size
Kurtların GölgesindeÇağatay Düz · Vera Kitap · 202596 okunma
10/10
·640 syf.··
Beğendi
·
2026 8. kitabı
Merhaba kitap dostlarım Aşk masalının büyüsüne yeniden kapılmaya hazır mısınız?Çünkü Almina’nın kalemi bizi yine tam kalbimizden yakalıyor.Serinin ilk kitabı öyle bir yerde bitti ki,hepimiz adeta sayfalara tutunup bir sonraki satırı bekler hale geldik.O belirsizliğin,o yarım kalan hissin içinde ikinci kitabı sabırsızlıkla bekledik…Ve sonunda beklediğimize değdi. Liza ve Poyraz’ın dünyasına yeniden adım attığımda,ilk hissettiğim şey onların o kırılgan ama bir o kadar da güçlü bağı oldu.Sırlarla çevrili o dünyanın içinde sakladıkları aşk,bir yandan huzur verirken bir yandan da dış dünyanın karanlığı sürekli kapılarını zorlayıp duruyor.Hele ki Liza’nın geçmişten taşıdığı yaralar ve Poyraz’ın içini yakan o bitmeyen hesaplaşma…İkisi de görünmez yükleriyle savaşıyor ama birbirlerine tutunmaktan hiç vazgeçmiyorlar.Okurken en çok hissettiren şey, kendilerine kurdukları güvenli dünyanın içindeki o güvenli alanın zamanla çatırdamasına rağmen onların yine de “biz” demeye devam edişiydi. Aşklarını korunmak için verdikleri o mücadele, insanın kalbinde kocaman bir iz bırakıyor.Çünkü aslında hepimiz biraz Liza’yız,biraz Poyraz… Sevdiğimiz insanla dünyayı dışarıda bırakmak isteriz ama geçmişimiz ve korkularımız bazen içeri sızar.Bu kitap tam da o sızıntının yarattığı yıkımı, yeniden inşa etme çabasını ve aşkın en karanlık anlarda bile nasıl ayakta kalabildiğini anlıyoruz.Her cümlede onların nefes alışını,her kırılmada toparlanma gayretini iliklerinize kadar hissediyorsunuz.Ve bir noktada Poyraz’ın o sözü geliyor aklımıza;“İzin vermeyecektim.”İşte o an sadece bir karakterin değil, sevdiği için savaşan her kalbin yeminini duyuyorsunuz. Bu hikâye; acının,sevginin,geçmişle yüzleşmenin ve yeniden doğmanın en içten,en sarsıcı hâli.Almina, bu kitapta duyguları daha da derinleştiriyor.Sadece
Bir Mimoza Masalı - Kuzey RüzgârıAlmina · Parola Yayınları · 202570 okunma
İyilik,zalime yapıldığında,yapana bir zulüm olarak geri dönebiliyordu.Ne yazık ki her yürek, iyiliği hak edecek meziyette olamayabiliyordu.
Sayfa 241·Kitabı okudu
Reklam